Zihin okumaBookmark and Share
Kadim dünyadan beri insanoğlunun başlıca rüyalarından biridir,
beyin okumak, başkalarının düşüncelerini okuyabilmektir.

Tıpkı görünmezlik, görünmezlik pelerini gibi...  Telepatik olarak zihin okuma yeteneğe sahip olduğu söylenenler, düşünce okumaya yarayan büyüler, aletler, makineler, parapsikolojik, psişik güçler, insiye edilme... Hatta Uzaktan zihin kontrolü makinası. 2007'de geliştirilenden sonra şimdi yeni bir teknolojiden bahsediliyor.

* Tanrı Parçağı'nın kendisi değil izi bulundu

''Azınlık Raporu'' filmindeki gibi bir bilgisayar teknolojisi geliştirilebildi mi bilemiyoruz. Kimi Hollywood senaryolarının gerçek olduğu ve zaman içersinde bunların günlük hayata sokulduğu hep bir komplo teorisidir. Robot askerlerden, 70'lerin orijinal ''Görevimiz Tehlike'' dizindeki teknolojinin bugün hayatımızda olması gibi pekçok delili de ve tabii ki şehir efsanesi de vardır bu konuda... Doğal olarak Philip K.Dick’in bir öyküsünden beyazperdeye aktardığı ''Azınlık Raporu'' filmindeki gibi bir etik tartışma, herkesin herkesin düşüncesini okuyabilmesinin doğuracağı kaos gibi tartışmalar da var. 2007'de benzer bir uygulamanın varlığı da sansasyonel bir tartışma yaratmıştı.


Stonehange'in sırları* Kuantum Karadelikte kayboldu
* Anti-Madde de bulundu!
* Alice'de Mini-Bang yapıldı!
* Hawking Evreni anlatıyor (Video)

Resmi olarak açıklanan yeni teknolojinin, rüyaların kaydedilmesi, bilgisayarların düşünce gücüyle kullanılması gibi gelişmelerin başlangıcı olabileceği söyleniyor.

Görüntülerin beyinde nasıl kodlandığını modelleyen bilimadamları, zihinde kayıtlı nöral-sinirsel aktiviteleri, deneğin daha önce gördüklerinin görüntüsüne dönüştürmeyi başardı. Pratik uygulamaların hayatımıza girmesi için daha onlarca yıl olduğu söylense bile bu komplo teorisyenlerini ve şehir efsanelerini engellemeyecektir.

ABD'de yayınlanan tıp dergisi Neuron'da çıkan habere göre, Kaliforniya Üniversitesi'nde sürdürülen çalışmada fMRI - Funcıtional Magnetic Resonance Imaging -
Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme makinesi var.

Adından da anlaşılabileceği gibi bir MR cihazı. Gerçek zamanlı bir beyin tarama cihazı olan fMRI, beyne giden kan miktarını ölçülmesini ve deneklerin sinirsel aktivitelerinin izlenmesini sağlıyor.

Beynin hangi görüntüyü nasıl kodladığını modellemeyi amaçlayan bilimadamları öncelikle, fMRI makinesine bağlı deneklere her gün karşılaştıkları nesnelerin ve canlıların fotoğraflarını gösterdiler. Deneklerin beyinlerinin fotoğraflara verdikleri tepkiler, bu amaçla geliştirilen özel bir yazılım aracılığıyla kaydedilerek bir hafıza bankası oluşturuldu.

İkinci aşamada deneklere başka fotoğraflar gösterildi ve sinir sistemi etkinliğiyle bakılan görüntüler arasında ilişki kurulması sağlandı. Sistem, deneğin baktığı fotoğrafın hangisi olduğunu, 6 milyon görselden oluşan veritabanı içinden yüksek doğruluk payıyla seçti.

Araştırmacılar, bu yeni çalışmanın insanın zihninde canlandırdığı görüntünün eksiksiz olarak bilinebilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu, ilerleyen dönemde optik lazer tarayıcılarla ve bilgisayarlar programlarıyla birlikte kullanılabileceğini söylüyor.

2007'DE BENZER BİR ÇALIŞMA AÇIKLANMIŞTI
2007'de Almanya'daki İnsan ve Beyin Bilimi Enstitüsü ile Londra ve Oxford üniversitelerinden bir grup 
nörologun bilim  insanlarının "insan düşüncelerini okuma" çalışmaları başarılı sonuç verdiği açıklanmıştı. Yüksek çözünürlü beyin tarama cihazı kullanarak beynin faaliyetlerini geliştirilen bilgisayar programı aracılığıyla okumayı başardıkları ve buluşun ileride daha karmaşık düşüncelerin okunması için önemli bir adım oluşturduğu söylenmişti.

Bu teknikle, beyin kontrollü bilgisayarlar, yapay kol ve ''düşünceyle hareket eden makinalar''ın üretiminde kullanılabilecek. Tekniğin daha da gelişmiş bir versiyonunun, "Azınlık Raporu" (Minority Report) filminde olduğu gibi, suçluların sorgulanmasında va hatta cezaevinden tahliye edilecek mahkumların ileride yeni suç işleyip işlemeyeceğini saptanmasında kullanılabileceği de varsayılıyordu.

Araştırmacıların bundan sonra "insanın aklından geçenlerle gerçek niyetini ayırt etmeyi sağlayacak" yeni bir yöntem geliştirmek için çalışacakları ifade edilmişti.

İnsan ve Beyin Bilimi Enstitüsü uzmanı ve araştırmayı yürüten heyetin başkanı Prof. John-Dylan Haynes, geliştirdikleri tekniği anlatırken "Tarama cihazı aracılığıyla beyne bakıyor ve bilgiyi okuyoruz. Bu, karanlıkta meşale aracılığıyla duvardaki yazıyı okumaya benziyor" demişti.

Prof. Haynes, "Bu teknik geliyor. Ancak bu konuda etik tartışmaya ihtiyaç var. Çünkü
insanların bunu kötü amaçlar için kullanmaları sürpriz olmaz. Bu, birkaç yıl içinde tam anlamıyla önümüze gelecek. Buna hazır olmalıyız" diye konuşmuştu

Cambridge Üniversitesi uzmanlarından Barbara Sahakiyan ise "Biz ’Azınlık Raporu’ toplumu haline gelmek istiyor muyuz? Bu öyle bir toplum tipi ki, belki de hiç işlenmeyecek suçlar için önceden önlem alıyor. Sözkonusu teknik, iyi ve kötü amaçlar için kullanılabilir. Onun için şimdiden tartışmalı ve sonuçları hesaplanmadan düşüncesizce kullanılmasının önüne geçmeliyiz" demişti.