SmartStax GDO'lu mısır
konumankeni.com     Bookmark and Share

Mısır tehditi Türkiye'nin de kapısını çalıyor; AB'nin tavrı tehditi bir süreliğine ertelese de, kimbilir belki de çoktan kapıdan olmasa da bacadan içeri girmiştir.

* İnsan hareketlerini anlayan bilgisayar
* Ölümden dönenlerin gördüğü beyaz ışığın sırrı
* Aynalara dikkat...
* Gerçek Işın KılıcıVideo

Avrupa'da yeni bir tür GDO'lu mısırın satışı AB Komisyonu'nda tartışılıyor.
Konumankeni.com'un en başından beri karşı olduğu GDO'lu gıda tartışmaları arttıkça kimi gerçekler de gün yüzüne çıkıyor.
Bütün itirazlara rağmen bu tür gıdaların neredeyse ''yararlı'' olduğunu savunan, zararlı olduğunu gösteren Gilles-Eric Seralini'ninki gibi araştırmaları karalayan, karalamaya çalışan ''bilimadamları'' da çıkıyor. Tıpkı cep telefonu araştırmalarında olduğu gibi...

Diğer yandan, Hindistan, Kuzey-Güney Amerika ve Avustralya'daki geniş tarım alanlarının çoğunda GDO'lu ürünler yetiştirilirken sağlıklı beslenme ise tamamen bir hayal artık. 
Avrupa’da 50 çeşit GDO’lu gıda ürünün ithalatına izin veriliyor ancak bunlardan sadece ikisi, Avrupa’da yetiştiriliyor. Görünen o ki, GDO'suz gıda pek kalmadı.  

* Vücuttaki radyasyon nasıl atılır Video

SmartStax adı verilen yeni GDO'lu mısır, bir bilim harikası mı, yoksa insan sağlığına zararlı mı? Bilim hârikası olduğu kesin, zararlarının ise ileride çıkacağı aşikâr.
SmartStax, genetiği değiştirilmiş iki mısır çeşidinin birleşiminden oluşuyor. Birçok böceğe karşı zehir üreten süper mısırın, ayrıca yabani otlarla mücadele için kullanılan iki zirai ilaç türüne de dirençli.

AB Komisyonu, gıda maddelerinde gen teknolojisi kullanımına ''sıfır tolerans'' politikasını gevşetmek istiyor. Almanya ise bu plana karşı çıkıyor. 28 AB ülkesinin yaptığı oylamada SmartStax adlı genetiği değiştirilmiş yeni mısır türünün AB’ye girişine izin verilmesi konusunda, gerekli çoğunluk sağlanamadığı için, son karar AB Komisyonu’na kaldı.

AB Komisyonu’nun sağlıktan sorumlu üyesi Tonio Borg ise, ürünün AB’de satışına yeşil ışık yakılmasının beklendiğini söylüyor. Ürünün sadece tüketim amaçlı satışına izin verileceği, çiftçilere yetiştirme izni verilmeyecek. Fakat, helal gıda da olduğu gibi denetlenmesi çok zor olduğu biliniyor.
AB’nin, yeni mısır türünün kullanımına sınırlı bir süre için izin vermesi bekleniyor.

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA), bu yeni mısır türünde kullanılan genetiği değiştirilmiş organizmaları daha önce güvenli kategorisine almıştı. Ancak şimdiye dek ürünün sağlığa zararlarına dair ne kimya devi Monsanto tarafından gerekli incelemeler yapıldı, ne de bağımsız araştırma enstitülerinin yaptığı bir analiz ortaya konulabildi.


Çevre örgütleri ve Avrupa Parlamentosu’ndaki Yeşiller grubu, ürünün AB’ye girişine karşı çıkıyor. Çevre örgütleri, ürünün hem bileşenlerinin hem de nihai halinin, yan etkileri ve çevreye uyumuna dair yeterince test yapılmadığına dikkat çekiyor. Alman Çevre ve Doğayı Koruma Birliği'nden (BUND) Martha Mertens, ''Ürünün 90 günlük bir teste tabi tutulmasının yeterli değil. Bu tür testlerle ancak akut zehirli efektler gözlemlenebilir ancak ürünün, uzun vadedeki etkileri değil'' diye konuşuyor.

SERALİNİ ARAŞTIRMASI
Fransız bilimadamı
Mikrobiyoloji uzmanı Gilles-Eric Seralini, yaptığı araştırmada iki yıl boyunca genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen sıçanların sağlığının bozulduğunu tespit etmişti. Fakat, cep telefonunun yaydığı radyasyon ve beyine verdiği zararları ortaya koyan araştırmaların başına gelen Gilles-Eric Seralini araştırmasının da başına geliyor. Bu araştırmayı da karalayan bilimadamları çıkıyor.

GDO'ya en çok karşı çıkılan ülkelerden Almanya'da Thünen Biyolojik Çeşitlilik Enstitüsü’nden Profesör Christoph Tebbe, yeni mısır türünün uzun vadeli etkilerinin kısa süreli testlerde saptanamayacağını onaylıyor, ancak Fransız araştırmacının tezinin geçerli olmadığını iddia ediyor.

Prof. Tebbe ''Sayın Seralini’nin araştırması aslında geçersiz bir araştırmadır. Çünkü araştırma standart prosedüre dayanmamaktadır. Ayrıca araştırmada kullandığı sıçanlar, denek olarak kullanılmaya uygun hayvanlar değildi'' diye konuşuyor ve SmartStax adlı mısır türünün sağlığa zararlı olabileceğine dair şimdiye dek ortada hiçbir işaretin olmadığını ileri sürüyor.

Smartstax'ın birçok böcek türüne karşı geliştirdiği zehrin, insan sağlığına zarar vereceğine ilişkin endişelerin yersiz olduğu görüşündeki Tebbe, ''Bu proteinlerin etkili olması için bağırsaklardaki epitel dokuda bulunan bazı reseptörlere ihtiyacı var ve bunlar da sadece belli böcek türlerinde mevcut. Bu reseptörler insanda bulunmuyor. Bununla birlikte bu proteinler insanlarda, midedeki düşük PH oranı ile bile yok edilebiliyor'' diyor.

Tebbe, genetiği değiştirilmiş organizmaların, çapraz döllenme yoluyla yerli bitkilere geçmesi durumunda insan sağlığı açısından bir tehlikenin sözkonusu olduğunu ancak yeni mısır türünün AB’de yetiştirilmeyeceğine dikkat çekerek böyle bir riskin sözkonusu olmadığını savunuyor.

Alman Yeşiller Partisi’nin tarım ve gen teknolojisi sözcüsü Harald Ebner ise GDO’lu ürünlerin sağlığa zararlı olmadığı ortaya çıksa bile ortada yanıtlanması gereken daha birçok soru olduğuna işaret ediyor.

Ebner ''Eğer gen teknolojisinden uzak, organik tarıma da bir yaşama hakkı tanımak istiyorsak, o zaman şunu gözönünde bulundurmalıyız: Biz, ne kadar fazla GDO’lu ürün yetiştirirsek, GDO’suz tarımın masrafları da bir o kadar artacaktır'' diye konuşuyor.

Adı daha önce skandallarla anılan Monsanto firması ise özellikle Fransa ve Almanya’da büyük tepki çekiyor. Firma, 2013 Mayıs'ında Avrupa’da GDO’lu ürün satışından vazgeçtiğini açıklamıştı.
GDO'lu herşeye hayır!
Bilinçlenelim!  Fikir Sahibi Damaklar ve GDO'ya Hayır Platformu sesini duyurmaya çalışıyor. Biz de, Konumankeni.com olarak GDO'ya Hayır Platformu'nun bildirisini yayınlıyoruz ki... Bir yandan Dumansız Hava Sahası'nda sağlıklı yaşam sürdüğü sanılırken, kanser riski taşıyan, ani ölümlere ve obeziteye de neden olan GDO'lar yedirilmesin...
Eyjafjallajokull Katla Jokull
* Kablosuz internet erkekliği öldürüyor mu

Tüm dünyada ilk kez 1994'te ticari olarak piyasaya sürülen Genetiği Değiştirilmiş Organizma'lı ürünler, 1998'ten bu yana, hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye‘ye giriyor. Özellikle yılda iki milyon ton düzeyinde dışalıma konu olan GDO‘lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünler, 800‘den fazla çeşitle tüketici sofrasına ulaşıyor. Hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünler, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor.

YAŞAM PATENTLENEMEZ
Uzunca bir zamandır sofralarımızı, sağlığımızı, geleceğimizi tehdit eden bir hayalet dolaşıyor etrafta. Çok uluslu şirketlerin, gözü doymaz girişimcilerin başımıza sardığı bu belanın adı: Genetiği değiştirilmiş organizmalar; kısa adıyla GDO. GDO, uluslararası literatürde kısaltılmış şekliyle "GM" veya "GMO" olarak geçen "Genetically Modified Organism"in Türkçe karşılığı. GDO'nun kapsamı içine genetik olarak değiştirilmiş bütün organizmalar giriyor. Bu yazıda kastedilen GDO'nun tarifi şu: "Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma."

Biyolojik "zenginlik"

GDO'yla ilgili en önemli kaygılardan biri; aktarılmış genlerin doğal bitki türüne atlayarak, bulundukları çevredeki doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına neden olmaları, yabani türlerin doğal yapılarında sapmalara neden olmaları, ekosistemdeki tür dağılımını ve dengeleri bozmaları.
Türkiye'de GDO konusunda en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biri bu.

Türkiye, biyolojik zenginlik bakımından çok şanslı bir ülke: Örneğin Avrupa ile karşılaştırılacak olursa, Türkiye tür sayısı bakımından oldukça zengin. 11 bin bitki türümüzden 2 bin kadarı, başka hiçbir yerde bulunmayan endemik türler. Bir ülkenin bitki ve hayvan türleri açısından sahip olduğu zenginlik, aynı yeraltı kaynakları ya da tarihi eserler gibi o ülkenin en önemli zenginliklerden biridir. Ekolog Barry Commoner'e göre, ekolojik sistemler aşırı stres altında bırakılırsa, ani, şaşırtıcı felaketler yaşanabilir.

Yapısında kimyasal ilaçtan hayvan genlerine kadar pek çok yabancı madde barındıran GDO'nun böyle bir strese yol açacağı şüphe götürmez. Commoner'e göre; "ekolojik sistem bir yükselteçtir, öyle ki bir yerdeki küçük bir çalkantının başka bir yerde büyük, uzak, uzun süre ertelenmiş etkileri olabilir."

Modern tarımda kullanılan ve birbirlerinin genetik yönden kopyası olan çeşitler, geniş alanlarda tek tip olarak yetiştiriliyor. Bu yetiştirme yöntemi, yani monokültür, çeşitli ekonomik avantajlar sağlıyor, ancak doğada her kazancın bir de bedeli var.

Örneğin, monokültürdeki tek tip bireyler hastalıklardan da aynı derecede etkileniyor. Ortaya çıkan bir hastalık tüm ürünü etkileyecek şekilde hızla yayılabiliyor. Monokültür yayıldıkça, yediğimiz ürünlerden aldığımız besin ve damak tadı da tek tipleşiyor.

Modern tarım yöntemlerinin yolaçtığı etkiler yüzünden zaten yeteri kadar azalmış olan çeşitler de GDO'nun tehdidi altına giriyor. Çünkü GDO'ların aktarılmış genleri çevresinde bulunan, geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlere de geçebiliyor.

Arılar ve rüzgarlar GDO'lu polenleri alıp, komşunun geleneksel ekiminin üzerine bırakıyor. Böylece civardaki, bitkiler genetik olarak değiştirilmiş bitkilerin içerdiği böcek ve ot ilaçlarına karşı dirençli hale geliyorlar. GDO karşıtlarınca Frankeştayn Gıda olarak nitelenen, kolera bakterisinin genini taşıyan yonca, tavuk geni taşıyan patates, akrep geni taşıyan pamuk, balık genli domates gibi gıdaların doğal çeşitliliğe verdikleri zarar sonucunda yeni Frankeştaynların ortaya çıkmasına olanak sağlanıyor.

GDO ürünleri sağlığımızı nasıl etkiler?

GDO'lu ürünlerin temel sakıncalarından biri de insan sağlığına karşı olumsuz etkileri. Uzmanlara göre, sağlık riskleri şunlar; antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşması, gıda olarak kullanımda insan ve hayvanda toksik ya da allerjik etki yapması, doğrudan alım durumunda insan ve hayvan bünyesindeki mikroorganizmalarla birleşme ihtimali.
GDO'lu ürünlerin oluşturduğu sağlık risklerini doğrulayan bilimsel araştırmalara her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Örneğin, Brezilya fındığının bir genine sahip olan transgenik soya fasulyesi, fındığa alerjisi olanlarda alerjiye neden oluyor.
Rowett Enstitüsü'nde çalışan Arpad Pusztaria'nın son deneyleri GDO'larla ilgili yeni kuşkular ortaya çıkardı. Sözü edilen çalışmada, genetik yapısı değiştirilmiş patateslerin fareler için toksik olduğu, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğu ortaya çıktı. Genetiği değiştirilmemiş patateslerle beslenen fareler gayet sağlıklıydı. Sonraki deneyler toksikliğin gen transferi yöntemiyle ilgili olduğunu ortaya çıkardı.
Bir başka deney, besinler yoluyla aldığımız yabancı DNA'nın hücrelerimize taşınabileceğini ortaya çıkardı. Yakın zamana kadar DNA'nın bağırsaklarımızda sindirilebileceği düşünülüyordu. Ancak deneyler durumun aksini kanıtladı. Bakteriyel bir virüsün DNA'larıyla beslenen farelerde bağırsak boyunca yaşayabilen ve kana karışabilen büyük virüs DNA'sı parçaları bulundu. Alınan DNA'lar lökositlerde, dalak ve karaciğer hücrelerinde de görüldü ve virüs DNA'sının fare genomuna yerleştiği kanıtlandı. Hamile farelere yedirilen virüs DNA'sı, ceninin ve yeni doğmuş yavruların hücrelerine geçtiği de belirlendi.

GDO verimi gerçekten artırır mı?

GDO sayesinde tarımsal üretimde büyük artışlar sağlanabilir mi? Ekoloji ve doğa bilimleri alanında çalışan her bilimcinin üstüne basa basa belirttiği gibi; doğada bedelsiz kazanç olmaz! Tarımsal üretimin artırılmasıyla sağlanan kazancın bedeli de artan çevre kirliliği, küresel ısınma, yokolan türler ve daha sayılabilecek onlarca çevre sorunu.
GDO ürünleri ile yapılan tarım çok yeni olduğu için bu konuda rakam vermek çok zor. Ancak sözü edilen kuralları bu alanda da geçerli sayabiliriz. Bu yeni uygulamayla bir süre verim artışı sağlamak mümkün, ancak bu artışı kalıcı kılmak olanaklı değil. Tabii bu arada ödeyeceğimiz bedeli de unutmamak gerekiyor.
GDO'lu çeşitlerden elde edilen verim, geleneksel tarımla elde edilenin altında. Bu, bu işin patentini alan ticari şirketlerin söylemlerini tamamen yalanlayan bir olgu. GDO'nun randımanı geleneksel tarıma oranla daha az, üstelik tohum başına daha yüksek fiyata, bakım ürünlerinde de eşit masrafa sahip.

Genetiği değiştirilmiş organizmalar açlığa çare olur mu?

GDO'yu savunan görüşlerin dayandıkları en önemli noktalardan biri, dünyada giderek artan besin ihtiyacını karşılamak ve açlık sorununa çare bulmak için GDO'nun zorunlu olduğu.
Çoğu çevrebilimci, üçüncü dünya ülkelerinde görülen açlık sorununun, üretim potansiyelinin eksikliğinden değil, üretim kapasitesinin plansız kullanımından ve dağılımın adil olmayışından kaynaklandığı görüşünü savunuyor. Uzmanlar, mevcut tarım kapasitesinin dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olduğunu düşünüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO'nun 1990 tarihli raporuna göre, tahıl üretimindeki artış, nüfus artışından yüzde 50 daha fazla. Tabii bu rakamlar dünyada açlık sorunu olmadığı anlamına gelmiyor. Ancak sorun üretimden değil, dağılımın adil olmayışından kaynaklanıyor.

Açlık sorununun yaşandığı ülkelere bakacak olursak, bu ülkelerin hemen hepsinin batılı ülkelerin eski sömürgeleri olduğunu görürüz. Bu ülkelerin tarım ekonomileri başka ülkelerin yararına kurulmuş durumda. Çoğu ülke bağımsızlıklarını kazandıktan sonra dahi, dış borç vb. ekonomik sorunlarla boğuştukları için ihracata yönelik tarım politikaları uygulamışlar. Yani halkı doyuracak besinler üretmek yerine döviz sağlayacak besinler üretilmeye çalışılmış. Açlık sorunu yaşanan birçok ülkede, eskiden besin yetiştirmek için kullanılan topraklarda kahve, pamuk, muz, kakao gibi gelişmiş ülkelere satılan ürünler yetiştiriliyor. Örneğin, Etiyopya'da açlığın kol gezdiği dönemlerde bile kahve üretimi ve ihracatı sürdürülüyordu.

Diğer taraftan, konunun bir de israf ve tüketim çılgınlığı boyutu var. ABD Tarım Bakanlığı'nın verilerine göre, ABD'liler her yıl üretilen gıdanın yüzde 25'inden fazlasını israf ediyor. Araştırmaya göre, sadece 1995 yılında çöpe atılan gıda miktarı 43 milyon ton civarında. Bir kişinin günde ortalama 1.5 kilo gıda tükettiğini varsayarsak, israf edilen gıdanın sadece yüzde 5'i bile geri kazanılsa 4 milyon insanın doyması sağlanabilir. Tarımda modern tekniklerin, kimyasal ilaçların, hormonların vb. kullanılmaya başladığı "yeşil devrim" olarak nitelendirilen süreç de kamuoyuna dünyadaki açlığa çare bulmak şiarıyla sunulmuştu. Ancak veriler iddianın tam tersini gösteriyor: Dünya Bankası'nın 1993'te yayınladığı Dünya Kalkınma Raporu verilerine göre, 1976'da düşük gelirli olarak sınıflanan ülkelerde kişi başına düşen ortalama gelir, yüksek gelirli ülkelerdekinin yüzde 2.4'ü kadardı. 1982'de bu oran yüzde 2.3'e, 1988'de yüzde 1.9'a düştü. 1980'den 1990'a kadar, düşük ve orta gelir grubundaki ülkelerde kişi başına gayri safi milli hasıladaki büyüme, gelişmiş ülkelerdekinin yüzde 52'si kadardı.

Artan besin ihtiyacına yanıt vermek ya da açlığın hüküm sürdüğü yerlere yiyecek götürebilmek için GDO'ya ihtiyacımızın olmadığı açıkça ortada. Dünyadaki açlığın nedeni yeterli besin olmaması değil, besinin adil dağılmaması ve plansız tarım politikaları. Üçüncü dünya ülkelerinin tarım politikalarıyla ilgili zaten yeteri kadar derdi varken, bu ülkelerin tarımına bir de GDO üreticisi çok uluslu şirketlerin sokulmaya çalışılmasının pek de iyi niyetle ilgisi olmasa gerek.

GDO üreticisi firmaların niyeti ne?

Ekolog Pimentel'in verdiği rakamlara göre, tarla için harcanan toplam enerjinin %32'si azotlu gübre üretimine, %28'i tarım makineleri yakıtına, %15'i bu makinelerin yapımı ve bakımına, %11'i çeşitli işler için kullanılan elektrik enerjisine, %4'ü ürünü kurutmaya harcanıyor. Bunlardan sonra gelen girdiler %2'şer değerle taşıma ve dağıtım, potasyumlu gübre, fosforlu gübre ve tohum. %2'den az olan girdiler de, ot ilacı, böcek ilacı, sulama ve işçilik. Görüldüğü gibi sanayileşmiş tarımda kol gücünün toplam girdiler içindeki payı oldukça az.

Tabloyu dikkatle incelediğimizde yukarıda sözkonusu olan olayın bildiğimiz anlamda çiftçilik değil, tarım sanayii olduğunu görüyoruz. Yşin püf noktası da zaten burada. Çiftçi tarlasındaki ürünü elde etmek için büyük oranda bu konuda üretim yapan çeşitli sanayi kuruluşlarına bağlı. Bu sanayi kuruluşlarının büyük bir kısmının çok uluslu şirketler olduğunu tahmin etmek zor değil.

Dünyada genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünlerinin tohum piyasası 8-10 firmanın elinde. Bu firmaların ana hedefi; dünyadaki tüm ülkelerin tarım ve hayvancılığını, tohum alımında kendilerine bağlanacak şekilde biçimlendirmek.

GDO üzerindeki patent uygulamaları

GDO'lar bir hakim olma tekniğidir. Patent hakkı da bu hakimiyeti sağlayan en önemli araçtır. Günümüzde GDO'lar, özellikle tekniği ön plana çıkarılarak, hem teknik, hem de ürün olarak patent kapsamında korunabiliyor. Genetik yapısı değiştirilen ürünler patentleniyor. Çünkü bu çalışmaları yapan şirketlerin temel kazanç modeli, patent bedeli tahsil etme üstüne kurulu. Örneğin sadece mikroorganizmayı bile patent kapsamında koruyabiliyorsunuz, bunlarla ilgili büyük saklama kuruluşları var. Halbuki doğada o mikroorganizma milyonlarca yıldır yaşıyor, fakat siz onu doğal ortamından yalıttığınız ve belirli özelliklerini gösterdiğiniz, ispatlayabildiğiniz için bir tekel hakkı, korunma hakkını almak istiyorsunuz ve bu istisna size tanınıyor.

Gen bulunması ve tanımlanması çok zor olduğu ve büyük yatırımlar gerektiği için (Avrupa Patent Sözleşmesi'ne göre); bunun işlevini göstermek şartıyla, örneğin hangi proteini kodladığı, ne gibi işlevlerinin bulunduğunu ispat etmek şartıyla bir başvuru yapılıp, bu konuyla ilgili patent alınabiliyor. Oysa patent sadece yenilik özelliği taşıyan ve sanayide uygulanabilirliği olan buluşları korumak içindir. Genetik değişikliklerde, ancak değişikliğin gerçekleştirildiği tekniğin patenti alınmalıdır. Doğada bulunan genler için verilen diğer tüm patentler meşru değildir. Bunun adı biyolojik korsanlıktır.

Patent alınması halinde de genetik olarak değiştirilmiş pamuk, mısır ya da tütün tohumunu eken çiftçi, hasattan sonra elinde kalan tohumları ekinde yeniden kullanırsa, patent sahibine bir bedel ödemek zorunda kalıyor... Tarımsal üretimin en temel ve en eski yöntemlerinden olan, kendi ürününden gelecek yıl için tohumluk ayırma geleneği ve hakkı, bu şekilde ortadan tümüyle kaldırılmış oluyor.

Zengin gen kaynaklarına sahip üçüncü dünya ülkelerinin sahip oldukları kaynaklar üzerindeki patent hakları yavaş yavaş gelişmiş birkaç ülkenin, hatta birkaç çok uluslu şirketin elinde toplanıyor.

Batı'da çevreci akımların mücadeleleri sonucunda, GDO'lu ürünlerin ekimi ve ülkeye sokulması, ciddi engellerle karşılaşıyor. AB mevzuatı ile karşılaştırıldığında bu ürünlerin üretimi, ihracatı, ithalatı bakımından Türkiye'de herhangi bir hukuksal gelişme olmadığı görülüyor. Ayrıca her şey kapalı kapılar ardında cereyan ediyor. Ne tüketici, ne de üretici bu konuda bilinçlendirilmiş değil. Oysa GDO'ların doğal çeşitliliğe ve insan sağlığına zararları çok açık.

Ticaretin serbestleştirilmesi AB'ye üyelikten sonra bir zorunluluk olacak. Yani ticarete konu olan biyoteknoloji ürünleri de Türkiye'ye gelebilecek. Örneğin, transgenik buğday çeşitlerini buğdayın anavatanı olan Türkiye'de üretmeye başladığımız zaman genetik kaynaklarımızı büyük bir tehdit altına sokmuş olacağız.

Türkiye'den ekolojik yaşamı üretim boyutundan sosyal boyutuna kadar bütünsel bir yaşam felsefesi olarak gören, dünyanın kötü gidişini engelleyici, alternatif bir yaşam biçimi olarak benimseyen bireyler olarak sesleniyoruz:

1) Gelecekte ekoloji ve insanlık adına ne kadar bedel ödeteceği belli olmayan, sistemi tümüyle değiştirebilecek, çıkaracağı sağlık problemleriyle dünyanın düzenini bozacak GDO'lu ürünleri kesinlikle reddediyoruz. Bunların Türkiye'ye sokulmasının önlenmesini istiyoruz.

2) GDO'lu tarım kendi dışındaki tüm tarım şekillerini ve özellikle ekolojik tarımı yokeden totaliter bir tekniktir. Bu nedenle GDO tohumlarının ülkemize girişi yasaklanmalı, GDO'lu tarım yapılmamalıdır. Tarımsal üretimin doğal evrelerine ve ritmine saygılı olunmalıdır.

3) GDO'lu besinler geleneksel ve yerel beslenme kültürü ve hakkına açık bir saldırıdır. GDO'lu ürünlerin ülkeye girişinin mümkün olması durumunda ve her halükarda bu ürünlerin üzerinde "ne olduklarını" belirten "etiketlerin" olmasını istiyoruz. Tüketicinin alacağı üründe GDO olup olmadığını bilmesi, seçimini kendi insiyatifine göre yapabilmesi tüketicinin en temel hakkıdır, diye düşünüyoruz.

4) GDO'lu ürünlerin kullanılmış olması ihtimaline karşı GDO'lu ürün kullandığı bilinen Nestle ürünleri gibi ithal bazı ürünlerin mercek altına alınmasını, Cargill, Novartis, Zeneca, Du-Pont, Syngenta, Monsanto ve Dow Chemical gibi GDO üreticisi şirketlerin Türkiye'ye getirdiği ürünlerin mercek altına alınmasını istiyoruz.

5) GDO'lu ürünlerin %98'i böcek ilacı içerdiği için Sağlık Bakanlığı'nın ilgili kuruluşlarınca denetlenmelidir.

6) Çiftçi örgütleri, ziraat odaları gibi kurumlar GDO'lu ürünlerle mücadele kapsamında kendi aralarında memoranduma gitmelidirler. Gelecekte olası bir GDO tehlikesinde, gen tekniklerinden ve genetik olarak değiştirilmiş ürünlerden arındırılmış olan kurtarılmış bölgeler, ancak bu şekilde oluşturulabilir.

7) Ulusal Biyogüvenlik Komitesi'ne başta ekoloji-çevre örgütleri olmak üzere, ziraat odaları, tarımla ilgili tüm sivil toplum kuruluşları ve tüketici örgütleri katılmalıdır.

8) GDO'lu tohumların ekimleriyle ilgili karşı çıkışlar ve oluşturulan memorandumlar, sadece ekolojik olarak hassas bölgelerle sınırlı olmamalıdır.

9) Genetiği değistirilmiş tarım ve yem ürünleri Türkiye'deki fiyatların çok çok altındadır. Bu fiyatlar Türk çiftçisi ve hayvancılık ile uğraşanlar için ekonomik açıdan çok cazip görünmektedir. Bu aldatmacanın karşısında gerekli bilgilendirmenin başta il ve ilçe tarım örgütleri olmak üzere ilgili kurumlarca kesinlikle yapılması, devletin ve sivil toplum örgütlerinin görevidir.

10) Ulusal Biyogüvenlik Koordinasyon Komitesi'nin çalışmaları Mart 2004'te bitiyor, ancak projenin uzatılması kuvvetle muhtemel. Bu proje çalışmaları ile hazırlanacak yasa tasarısının ilgili bakanlıklarda (Tarım, Çevre-Orman, Sağlık, vb.) görüşülüp TBMM'ye gelmesi ve yasalaşmasının en az 4-5 yıl olduğu ifade ediliyor. Bu kanunun aciliyeti ortadadır ve en kısa sürede çıkarılması gerekmektedir. GDO'lu ürünler hakkında her ülkenin kendi önlemlerini alacağı yönündeki uyarı gereği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Genelgesi'nin 11. ve 12. Maddelerinde belirtilen yasaklamalar geçerliliğini korumalı, bu hükümlerin aksine düzenlemelere gidilmemelidir.

11) Türk Gıda Kodeksi mevzuatında GDO'lu ürünler tanımlanmalı ve insan sağlığına zararlı olduğu için yasaklanmalıdır.

12) Insan sağlığını tehdit edecek, kamu düzenini bozacak, çevre sağlığına, ekolojik sisteme ve biyolojik çeşitliliğe zarar vereceği düşünülen buluşlara patent verilmemesi, varolan patentlerin de iptal edilmesi gündeme getirilmelidir.

13) Genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri için mevcut yasa, yönetmelik ve mevzuatlarımız, gümrüklerimiz, analiz için laboratuvarlarımız hazır değildir. Bu hazırlıkların bir an önce yapılması gerekmektedir.

14) Ülkemizin sahip olduğu gen kaynakları en önemli zenginliklerimizden biridir. Bu çerçevede devlet ve sivil toplum kuruluşları yerli gen kaynaklarının korunması ve ıslahı için kurumsallaşmalı, gen kaynaklarımız, yasalarla çok uluslu şirketlerin tehditlerine karşı korunmalıdır.



Görünmezlik Pelerini
Tehlikeli zihin okuma oyunu
* Başbakan kaza geçirirse Video
* Doğaya salınan inekler(Video) 
Uzayda enteresan bir bir keşif
* Uzaylı cesedi mi mutant mı(Video) 
* İnsan yiyen robot EATR
* ABD'nin yeni silahıVideo
* Bilim Tanrıcılık oynuyor
Gelecek Matrix mi Terminatör mü
* Şeriat yükseliyor...  
* Bu kızların başına gelen ders olur mu?  
* İnsanlığın sonunu getirebilir: Süper Virüs
* Suriyeli mülteci kadınlar nasıl satılıyor  
* Sözlerimi Geri Alamam - Taksim Edition(Video) 
* Sen misin bana çarpan al sanaVideo
* Joan Baez Gezi mesajı
(Video) 
* Cenk Akyol NTV tepkisi(Video) 
* Giresun Valisi - Canlı Yayında mıyız(Video) 
* Davide Martello Taksim Konseri: Çav Bella(Video) 
* Araya penguen koyar, Hitler ile yatağa girersen (Video) 
* Hitler ile Penguşlar 
* İnsanlığın sonunu getirebilir: Süper Virüs
* Suriyeli mülteci kadınlar nasıl satılıyor  
* Bilim Tanrıcılık oynuyor
* Görünmezlik pelerini geliyorr
* Süleyman'ın Anahtarı - Clavicula Salomonis
* Evrende Karanlık Akım
* 15 Ocak 2010: Kargaşa döneminin başlangıçı
* T Pyxidis patlarsa yanarızz 
* Baba Vanga'nın Kehânetleri
* CERN LHC: 14 TeV hıza çıkıldığında neler olabilir
* Âlimler ve Câhiller
* Stephan Hawking vs Peter Higgs...
* Depremin ayaksesleri duyulmaya başladı
* Süleyman'ın Anahtarı Clavicula Salomonis
* CIA'nın ünlü Kryptos Heykeli
Evren Mutlak Sıfır'a gidiyor 
* Panspermia'lı mı Dünyalı mı?
apophis video, dünyanın 7. sonu* Liverpool ''When Maggie Thatcher Dies''(Video)
* ''Ding Dong the Witch Thatcher is dead''(Video)
* Ağaç müziği (Video)
Kedidir kedi (Video)
* Bahtsız Kutup Ayısı (Video) 
* Harlem Shake Miami HEAT Edition (Video) 
* Serenat yapan karga (Video)
* Nikahı birbirine katan küçük nedime (Video) 
* Dondurma Çocuk ile sevgilisi (Video) 
* Mission Impossible Squirrel (Video) 
* Anne kedi öksüz tavşan yavrusu (Video) 
* Yaya geçitinde trafiği tıkayan denizfili (Video) 
* Bir baba kızına bunu nasıl yapar (Video) 
* En hızlı Beyaz Atletin anısına 200 rekoru (Video)
* Sakar Sağdıç Bahtsız Gelin (Video)
* Kaleciyi de ağlara soktu (Video)
* Hınçal Uluç gibi öten horoz (Video)
* Huysuz çocuk arabada nasıl rahat durur (Video)
* Köpek papağan yemek (Video)
* Deli Penguen (Video)
* Koyun sürüsü ve otomobil (Video)
* Beyonce Şifreleri
* Uzay uzay olalı böylesini görmedi (Video)
* Güneş patlamaları(Video)  
* Rusya Liginde yılın asisti! (Video)
* Başbakana seksi kamera şakası (Video)
* Sevgi neydi?  
Kartopunu kimin attığına dikkat et! (Video)
Devrilen tırdan kurtulan motorcu (Video)
* Kuleden düşen kayakçı(Video)
* Asıl 1 milyar erkek...(Video)
* Gerçek Hobbit Evi...  
* Modada yeni bir tarz...  
* Hayvanlara gizli kamera tuzağı
* Neden şimdi CERN?
Kedinin dehşet ânı
Köy efsanesi doğru çıktı  
* Cevabı verilemeyen 10 soru...
* Dev Mürekkep Balığı derin suda ilk kez görüntülendi Video
* Yeni Kıyâmet Habercisi ISON mu...
* Mama yerken başları dönen köpüş yavruları(Video)
* Dev karınca şehriVideo
* Tardigrade-Tardigrada (Video)  
* Helen Kırığı harekete geçerse...  
kkonu mankeni manşet
ölümün rengi, ölümün vücuda yayılışı video
Fukushima Daichi Wind, Rüzgar enerjisi, yeşil enertji dönüştürülebilir enerji kaynakları
obama bunny ears video
killer robots video
İstanbul depremi, Marmara depremi, deprem tahmini
Türk Harlem Shake top10 video izle
martin niemöller
nascar 2013 video
roger waters istanbul video
doğaya salınan inekler video
sansürsüz videolar, daily video, eğlenceli videolar,
sansürsüz videolar, daily video, eğlenceli videolar,
konumankeni manşet
top teen of the night video
konumankeni manşet
akil nedir, akil ne demek, akilin anlamı
bishop Malacchia, In persecutione extrema S.R.E. sedebit ... Finis
karanlık madde, dark matter
hayvanlar aleminden seçmeler
sang real, sangreal Papyrus, New Coptic Gospel Papyrus, Hz. İsa Mecdelli Magdalalı Meryem ile evlenmiş, Koptik dilinde yazılmış incil papirüs, New Coptic Gospel Papyrus, Jesus said to them My wife, Karen L. King
* 22 Aralık TSİ 08.00 Kehâneti...
* Bugünün ve geleceğin fotoğrafı  
* Dünya'nın 2012'ye resmi vedâ ânı...
* 2012 Yılın Adamı...
* Küçük domuz Hamlet Video
* Arabaya saldıran timsah Video
* Bebek hipopotamın subalesiVideo
* Noel Baba'ya tehdit mektubu!
* Gençlik İksiri Timüs'ta
* Maludong yeni bir Homo türü mü?
* Âri miyiz melez mi?
* Ruj sürmek yasaklanır mıVideo 
* Karınca Diyeti
* Cennet Cehennemimiz olacak
* CERN'de garip birşeyler oluyor
* Devesa R136a1 Video
* Betelgeuse, kıyâmet alâmeti mi?
* Horton Düzlüğü İnce Lorisi ile 1 gecei
* İnsan kurbân etme sunakları
* 1 dakikada devr-i âlem(Video) 
* CERN - AntiCERN
* El Dan Brown Örgütü CERN'de
* Ellsworth felaketimiz olurVideo
* Cennet Cehennemimiz olacak
Denisova, X-Women, DNA, insan genomu, evrim* Tehlikeli zihin okuma oyunu
* Gradyan Güneş <img style=
* İlişki zindanı Facebook
* Twitter arşivine nasıl ulaşılır
* Hiç olur mu 4 yıldızlı bir gezegen    
* CERN, ışıkhızını aştığını ilan etmişti! 
* Dünya'nın 7. sonuVideo
* Peki ya Marduk?
* Âri miyiz melez mi?
* Maya Sun God Temple FoundVideo
* Olimpiyat açılışında UFOVideo
* Oyun öldürmez medya öldürür
* Grönland hızla eriyorVideo
* Peki ya Marduk?
* Higgs Bozonu mu acaba?
* Facebook'ta tehlikeli sular
* Son güneş patlamaları<img style=
* CERN, ışıkhızını aştığını ilan etmişti! 
* 2012 And New Planet Found?
* Ajan Smith haklı mıydı?
Stonehange'in sırlarıKayıp dünya, Roraima, Roraima Dağı, Roraima kayıp dünya* El Dan Brown Örgütü CERN'de
* 1 dakikada devr-i âlem<img style=
* CERN - AntiCERN
* Hawking Evreni anlatıyor Video)
* Piskopos Malacchia'nın Kehânetleri
* 2012 aslında 2012 değil...
* Apophis çarparsa Video 
* Baba Vanga'nın Kehânetleri
* Roswell ve diğerleri ne gizlendi
Phoenix Işıkları - Phoenix Lights Video
New York'ta 13 Ekim UFO'su Video 
* İran füze denemesinde UFO Video
Moskova'da UFO bulutları Video
Gliese 581: The 1. potentially habitable exoplanet Video
* Köy efsanesi gerçek çıktı
* Cevabı verilemeyen 10 soru
* Garip yaratıklar resmi geçiti
* Âlimler ve Câhiller
* Tanrıcılık oynuyor, yapay yaşam başlattıı
* Âni Kutup Kayması teorisi ispatlandı
* Apophis yapamazsa 1999 RQ36 yokedecek 
* Roswell Vak'ası ve diğerleri, daha neler saklandı?
* CERN'den Kaptan Kirk'e
* Bütün Kötülüklerin Anası mı??
* WISE'ın gözünden Mars Video 
* Devesa R136a1 Video
* Betelgeuse, kıyâmet alâmeti mi?
* Horton Düzlüğü İnce Lorisi ile 1 gece
* İnsan kurbân etme sunakları
* Gerçek El Dorado bulundu mu?
* Evrende Karanlık Akım
* 15 Ocak 2010: Kargaşa döneminin başlangıçı
* T Pyxidis patlarsa yanarızz 
* Öldüren oyun Space Monkey efsanesii
* Evrenin bebeklik çağının foto-albümüü
* Yeni süper dünya 61 Virginis'tee

* Spinoloricus Cinzia yeni bir tür mü?
* Kutsal Kase de Cennet Bahçesinde mi?
* Evren'in geçmişine yolculuk Videok?
* Gerçek Marslı fosillerii
* Astronomlar onun peşindee
* Meksika'daki garip yaratık
konumankeni.com anasayfası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm