![]() Olmasa bile yepyeni bir tartışma başladı, bunun arkasından popüler kültür ürünü roman, belgesel ve hatta komplo teorileri mesela Tapınak Şövalyeleri'nin kutsal kaseyi yüzyıllar sonra dönüp oraya sakladığı gibi söylentiler de çıkacaktır. Batı bunları sever. Sonuçta bütün dünyanın gözü oraya çevrildi. ''Tüm kanıtlar gösteriyor ki burası insanlığın doğduğu yer. Göbekli Tepe, Adem’le Havva’nın yaşadığı Cennet Bahçesi’ndeki bir tapınaktı''... Meğer, Cennet bahçesi Şanlıurfa'da Harran Ovası'nın tepesindeymiş. *
Kral
Süleyman'ın Anahtarı - Clavicula-Salomonis* Atlantis İzmir'de mi? * Lahun labirenti * Kayıp Kıta Laramidia tarihi değiştirecekk Nevali Çori'yi Atatürk barajı'nun suları altında kaybetmiştik; Danıştay'ın Bergama için aldığı son kararı Hasankeyf için umut oldu; neyse ki Göbekli Tepe yüksek bir yerde de üzerine baraj yapmamız mümkün değil. Yine de o isimsiz çoban ve Klaus Schmidt'e teşekkür etmemiz gerek. * Maya Takvimi - Dresden Codex * İskender'in Taçı Alman arkeolog, Adem Babamız ile Havva Anamızın kovulduğu Cennet Bahçe'sini Şanlıurfa'da olduğunu iddia ediyor. Göbekli Tepe'nin kutsal kitaplarda tasvir edilen yer olduğunu ileri süren arkeolog Klaus Schmidt, bulguların bunu ispatladığını savunuyor. Schmidt, 14 bin yıl öncesine ait buluntulardan yola çıkıp Adem ile Havva’nın yasak elma ağacının meyvesinden yiyerek kovuldukları yerin ''Göbekli Tepe'' olduğunu ileri sürdü. 1994’te sürüsünü otlatan bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Göbekli Tepe’-de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu, yetkililere götürdü. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye giderek incelemelere başladı. * Brecht değil Martin Niemoller söylemişti *
Harem'in gizli dünyası* Volkanların ''Rosetta Taşı'' bulundu * Gerçek El Dorado bulundu mu? Kazılarda çıkarılan 45 tane T şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor. Uzmanlara göre Göbekli Tepe 14 bin yaşında, yani piramitlerden 7 bin 500 yıl daha eski. Schmidt’e göre artık çorak olan Göbekli Tepe, bir zamanlar çok bereketli bir bölgeydi. Ancak insanlık, çevrenin bozulmasına yol açarak bu ''cennet''in yok olmasına sebep oldu. Göbekli Tepe’de bulunan taşlar, M.Ö. 8000’de toprağa gömüldü. Schmidt, kutsal kitaplardan da alıntı yaparak iddiasını savunuyor. İncil’in Yaradılış bölümünde cennet bahçesinin Asur’un batısında olduğu yazıyor. Göbekli Tepe de burada. Cennet Bahçesinin 4 nehirle çevrelendiği, bunlardan ikisinin de Fırat ile Dicle olduğu biliniyor. Asur tabletlerinde Beth Eden adlı bir medeniyetten bahsediliyor. Yeri Göbekli Tepe’nin bulunduğu yer tarif ediliyor. Tevrat’ta da bahçenin Suriye’nin kuzeyinde olduğu belirtiliyor. Eden kelimesi Sümerce Ova anlamına geliyor. Göbekli de Harran Ovası’nın hemen içinde. Schmidt, yalnız değil iddiasında başka bilimadamları da kendisini destekliyor. Göbekli Tepe'nin tarihle ilgili bildiğimiz herşeyin değişmesine sebep olacağını, buranın gelmiş geçmiş en büyük keşif olduğunu savunuyorlar. Mesela Reading Üniversitesi’nden Steve Mithen, ''Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü'' diyor. GÖBEKLİTEPEHer gün onlarca yerli ve yabancı turistin de ziyaret ettiği Göbeklitepe’de, 2010'da sürdürülen kazılar sırasında bulunanbir heykel çalındı. 40 santim boyunda Neolotik Dönem'e ait olduğu tahmin edilen taştan yapılmış insan başı üzerinde ayaklı hayvan figürlü heykel, kazı ekibini çok heyecanlandırmıştı. Bu heykel de daha önce bulunanlar gibi çıkarıldığı yerde tutuldu. Bir açık hava müzesini andıran bölgede görevli kazı ekibi yeni heykel bulmanın sevincini yaşarken arkeolog Gülsüm Yaprak, heykelin yerinde olmadığını farkedince durumu telefonla jandarmaya bildirdi. Göbeklitepe Höyüğü, 1963'te Şanlıurfa' da fark edilen tapınma alanıdır. Dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir köylü sayesinde anlaşılabilmiştir. * Ayasofya'nın Meleğii * Stonehenge ve Kehribar Kolyeli Gençç Şanlıurfa'ya 80 dakikalık bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü'nün işbirliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup, her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır. Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda bir Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı. Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar günyüzüne çıkartıldı. Bölgenin önemi ise günyüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır. Harran ovasını kuzeyde sınırlayan dağ silsilesinin en yüksek noktasında yer alan, topografik özellikleri ile geniş görüş mesafelerine hakim bir konumda bulunan Göbekli Tepe, avcı toplayıcı insanların yarattığı bir kült merkezidir. Arkeolojik araştırma tarihinde neolitik dönem için düşünülen modelleri, teorileri alt üst eden verileri günümüze ulaştırmaktadır. Göbekli Tepe, çapı 30m. ye ulaşan yuvarlak ve oval planlı, sayışı 20 'yi bulan yapılardan oluşur. Bunlardan 6 tanesi kazı sırasında ortaya çıkarılmış, diğerleri jeomanyetik ve georadar yöntemleriyle yapılan ölçümler sonucunda belirlenmiştir. Bu ölçümlerle elde edilen sonuçlar Göbekli Tepe'nin neredeyse 12000 yıl öncesinde insanoğlu tarafından seçilen ve yaratılan büyük bir buluşma merkezi olduğunu, günlük yaşama yönelik mekanlarla değil, törensel amaçlı inşa edilmiş, anıtsal yapılarla kaplı olduğu görüşünü desteklemiştir. |