2009
pekçoklarına göre kötü bir yıldı; global ekonomik kriz, yayılan
işsizlik, Domuz Gribi Salgını, yüzyılın en büyük Güneş Tutulması'nın
ardından Uzakdoğu'daki deprem dalgası ve tayfunlar,
giderek
daha büyük bir endişe yaratan iklim değişimleri... Türkiye'deki çalkantılı dönem,
telekulaklar, yaygınlaşan paranoyak atmosfer
kısacası sevimsiz bir yıldı. 2010 daha eğlenceli mi geçecek? İtiraf
etmek gerekirse pek de öyle gözükmüyor. 1 Ocak sabahı sihirli bir el
herşeyi daha güzel yapmayacak ama insanlar bu umudu taşıyor.
* 2009, 2009 ve aslında 2012 de 2012 değil * Yılın Rockstarı Berlusconi 2009 kötü bir yıldı ama iki kahraman vardı ki, bütün dünya onlara umut bağladı, kalbi onlarla attı. Bir yandan da her ikisinin de boş çıkması korkusunu, güvendikleri dağlara kar yağması endişesini yaşadı. İkisi de dünyayı peşinden sürükledi... Barack Hussein Obama ve Usain Bolt, tesadüf müdür bilinmez ama ikisinin de yükselişi 2008'deydi, ikisinin de adları bizdeki Hüseyin... Yine tesadüf müdür bilinmez ikisi de zenci ve ikisi de aynı sulardaki farklı adalarda dünyaya gelmiş... Biri kenyalı göçmen bir baba ile ABD'li bir anneden Hawaii'de diğeri Bob Marley ve reggie'si ile ünlü Jamaika'da dünyaya gelmiş. İkisi de bütün dünyanın gözdesi oldu, ikisi de kendi alanlarındaki sınırları yıkıp ve yapılmaz denileni başardı. İkisi de insanlık tarihini değiştirdi. İkisi de popüler oldu. Mesela, Bolt... Pekin'de rekorları kırdığında yaptıkları kimisine sevimsiz gelmişti ama Berlin'deki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda bir dönemin Hitler Almanyası'nın simgesi olan stadyumda, kentin de simgesi olan Ayı maskotu göğsüne Ich bin ein Bolt yazdıracak, bütün stadyuma Happy Birtday şarkısını söyletebilecek kadar kendini sevdirdi. 9.40 koşabilir mi bilinmez ama herkesin içinden ettiği dua aynı ''Lütfen dopingli çıkmasın...'' * Babacık sadece 9.58 mi koşuyorsun * Bu kesin Marslı (video) * Bolt insan mı değil mi? (video) Seçilmesi pek çoklarına göre mucizeydi, bütün dünyanın Bush'tan ve onun ardıllarından kurtulmaya ihtiyaçı vardı. Belki de Kennedy'den sonra ABD Başkanı olacak kimse onun kadar bütün dünyanın beklediği bir adama dönüşmemişti. Seçim öncesi yaptığı her konuşma verdiği her vaat büyük bir heyecan uyandırdı. Dünyaya barış, huzur ve mutluluk getirecekti. Göreve geldiğinde yaptığı ilk şey, ''Başkanlık koltuğuna oturduğumda vereceğim ilk emir'' sözünü tutmaktı: Guantanamo'yu kapatın... Evet, dünyaya barış getirecekti, o yüzden de belki daha görevde ilk senesini doldurmadan Nobel Barış Ödülü verildi. Aslında, baktığınızda hele ki en son Yemen'de sessiz sedâsız yeni bir cephe açılmasının emrini vermesiyle; Afganistan'a yığınak yapmasıyla İran ile savaş aşamasına gelmesiyle ve henüz Guanatanamo'yu tam kapatamamış ve orada yapılanların sorumlularına dokunamamış ve hatta çevrecilerin kendisine bağladığı bütün umutları Kopenhag Zirvesi'nde karşılayamamış durumda. Kimbilir belki de Castro haklıdır ve sadece gülümseyen Bush'tur... Belki de bütün iyi niyetine rağmen yapabileceği budur. Tıpkı Kool and The Gang diplomasisinin çökmesi gibi... Tıpkı Detroit'e giden uçakta bombayı patlatması yolcular tarafından son anda önlenen teröriste dair istihbarat alınmasına, babasının bile haftalarca önce uyarmasına rağmen neredeyse bombayla uçağa binmesine göz yumulması gibi... Ne demişti Chicago, Rio'ya yenilip Brezilya samba yapmaya başlayınca ''Bazen en iyi oyununuzu çıkartabilirsiniz ama bu hâlâ kazanmaya yetmeyebilir...'' Yine de umudumuz Obama! * Obama ve davetsiz misafirler * LeBron: Korumaları olmasa... * Obama: Eşşek herif! |