geldikleri gibi giderler  Bookmark and Share Ne demişti, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Dolmabahçe sırtlarından Boğaz'daki işgal gemilerine bakıp ''Geldikleri gibi giderler''...

Bugün Ata'nın Samsun'a ayak bastığı gün... Halk kendi kutlamasını kendisi yapıyor,  bir zamanlar İstanbul Hükümeti'ne karşı Kurtuluş ateşinin yakıldığı günde...

Klişe sözlerin, son yıllarda üretilen dedikoduların ve hatta ''İnönü Meydan Muharebesi yoktur''la başlayıp neredeyse ''Kurtuluş Savaşı yapılmamıştır''a varacak kadar neidüğü belirsizlerin dışında...

Şunu bir kez daha anlamalıyız, düşünmeliyiz...


Mustafa Kemal Paşa, ''Hasta Adam''a dönüşen Osmanlı İmparatorluğu'nun
işgal altındaki Payitaht'ı İstanbul'dan İngilizlerin verdiği pasaportla Bandırma gemisine binip çırpınan Karadeniz'i aşıp Samsun'a ayak basmıştı. Şunu da bir kez daha düşünmeliyiz ki, bugünün değerini anlayabilelim; eğer Padişah Vahdettin'in tutuklanması emri telgraftan geçildiğinde Kazım Karabekir Paşa, bu emre uysaydı; ''Emrinizdeyim'' demeseydi... Bugün ne bu memlekette yaşar, ne de biz biz olurduk...

O yüzden bu ilk adım da, Kurtuluş Savaşı'mız da, canları pahasına bu memleketi kurtaran Şehitlerimiz de, Gazilerimiz de, sırtında top mermisi taşıyan isimsiz kadın kahramanlar da Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları da kutsaldır...

Ata'nın Gençliğe Hitâbesi de ''Ne Mutlu Türküm Diyene'' sözü de kimsenin okullardan kaldırmaya gücü yetecek şeyler değildir... Bizler, muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki Asil Kanda mevcut olduğunu biliyoruz...


Âşık Mahsuni Şerif

* Talat Paşa ve Ermeni kurbanlarını anmak
* Kayıp Da Vinci Şifresi: Cerca Trova (Video)
* 2012 New Planet Found in Our Solar System?
* Da Vinci'nin anatomik sırrı (Video)
* Shakespeare olmak ya da olmamak play video
* Ajan Smith haklı mıydı?
* Maludong yeni bir Homo mu?
* 21.12'de İki Ejderha karşı karşıya
* Kayıp Kıta Laramidia'da
* Stonehange'in sırlarıı
* Clavicula Salomonis
Firavun'un tek bir sırrı ve lanetii
* İnsan kurbân etme sunakları
* Maya Takvimi Dresden Codex
* Görünmezlik var mı yok mu?
* CIA'nın ünlü Kryptos Heykeli
* Harem Dairesi'nin gizemli dünyası
* Heredot'un Kayıp Pers Ordusuu
* Piskopos Malacchia'nın kehânetleri
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbâlinin yegâne temeli budur.

Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.


İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.

Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!


K. ATATÜRK 20 Ekim 1927