Öncelikle Zafer Bayramı'mız kutlu
olsun!
''Resmi
Tarih böyle yazıyor ama ezberleri bozmak lazım, İnönü Savaşı yoktur''
diyebilenlerin Kurtuluş Savaşı da yoktur demeye kalkıştığı bugünlerde
Şehitlerimizin Ruhu Şâd Olsun!
Onların ve Mustafa Kemal ile
silah arkadaşları sayesinde bu topraklarda oturabiliyoruz. Bunu
anlamayanlar ve halen düşmanlık yapanlarla da bu sayede bugün
demokrasi, fikir özgürlüğü kılıfıyla ortada gezebiliyorlar.
Basketbola dönersek... Stalingrad
Savunması'nı aşabilir miyiz endişeleri ile çıktığımız Rusya karşısında
Hatt-ı Müdafa Yoktur Sath-ı Müdafa Vardır, O Satıh da Bütün Sahadır
diyerek kazandık. Fakat bu turnuva bizim için Level Level gidiyor. 1.
level Fildişi zaten basitti; 2. Level'ı da aştık ama asıl test her
anlamda hem oyun hem de sinir mânasında 3. Level'da olacak.
Rusya maçında -bizi
nasıl bir geleceğin beklediğine delalet ediyor- taassuba
uymayan PonPon kızlar yoktu ama Yunan karşısında ''Hanoum Bahçe''
olmamak
için oynayacağız...
65-56
kazandığımız Rusya maçına 4 taraftan bakabilirsiniz. İyi yandan
bakarsanız, herşey yolunda diyebiliriz. Kötü yandan bakarsanız, ciddi
eksiklikler olduğunu ve bunun Rusya karşısında fazla su üstüne
çıkmadığını da söyleyebiliriz.

Diğer
taraftan maçı kazanmak mı önemliydi, Hido'yu mu diyebilirsiniz. Öte
taraftan ''Önümüzdeki maça bakıyoruz...''
Rusya'nın
normal saha ve hava koşullarında bize rakip olamayacağı aşikârdı ama şu
da var, Dünya Şampiyonası'nın sonuna dek rakibin ne yapacağından ziyade
bizim neyi yapıp neyi yapamayacağımız belirleyici olacak.
Bunun
birinci gerek şartı da Hidayet Türkoğlu'nun liderlik vasıflarıyla
vazife yapması... Rusya maçını kazanmış olamamız kadar ve belki de
ondan daha da değerli olan Hido'nun takımın ve taraftarın da itmesiyle
kimlik bunalımını aşması oldu. Hep 3. periyotta oynadığı gibi olmak
durumunda. Yoksa, tek elimiz arkada oynuyoruz.
Rusya önünde
herşey en büyük sorunlarımız oyun içi istikrârsızlık ve kendi
oyunumuzu dikte edememe su üstüne çıktı derken Ender Aslan şapkadan
tavşanları çıkarttı, ardından taraftarın ''Bis''e çağırdığı ''Bay Son
Periyot'' Hido, devreye girdi krizin eşiğinden dönüldü...
Bu o kadar değerli ki, krize girilip verilebilecek maç herşeyi altüst
edebilirdi.
Savunmamız
beton gibiydi ama bu alan savunması zaten fazla hücum silahı olmayan,
oyunu açacak bir starı bulunmayan Khryapa'da olmayınca iyicene 2. Sınıf
bir takıma dönüşen Rusya karşısında işe yaradı Zone savunmamız.
Yine
de 1-2 pozisyon var ki, Yunanlılar'ın parçalayabileceğinin
sinyalini verdi. Son periyot başındaki yenen Sergey Bykov ve Dmitriy
Khvostov üçlükleri, Yunanlıların bizi üçlük manyağı yapabileceğini
gösterdi.
Arada içerideki uzunların oyunları... Rus sırıkları,
bu içerideki oyunları fazla aleyhimize kullanamadı, fakat Sofoklis
Schortsanitis'in de oynayacağı Yunan takımı beton sandığımız şeyin
karton olduğunu gösterebilir.
Dolayısıyla, Alan Savunması ile maç kazanılır ama merhaba
diyen içeri dalarsa maç alınamaz verilir.
Burada,
Çin'in Diamandis'e yaptığını yapmak ve onu uzaktan tutup burnunun
dibine girmemek onu boş bırakıp yapacağı pas trafiğini kesmek,
sinirlerinin ayarıyla oynayıp kontrolden çıkartmak gerekiyor.
Sete Set Hücum'a kaldığımızda tıkanmak ve hareketsiz kalmak bizim
basketbol ekolümüzün ayrılmaz bir parçasıdır.
Bunu Rusya önünde de gördük ama neyse ki Ender Arslan, balıkçılık
konusunda ustalığını gösterdi. Her zaman tutar mı?!
Yunan önünde 25'de 9 üçlük ve 7'de 0 ile başlayacak bir Hido'ya
tahammülümüz olmaz.
Coach
Tanjevic yine Coaching'te fazla israrcı oldu. Yedek 5'le adamları
boğmuşsun yürü gidelim yok hayır, ben öyle kazanmayacağım böyle
kazanacağım, takımın ritmini bozacağım!
Zone Savunma'daki
israrı bu maçta balıkların ve Hido'nun uyanışı da sayesinde dert açmadı
fakat Yunan maçında birilerinin arada Tanjevic'in turn-off düğmesine
basması lazım.
İyi
savunma yaptık, Anton Ponkrashov gibi bir guardlarının olması da
ekmeğimize yağ sürdü. Fakat savunmadaki toplardan hücuma hızlı geçiş
yapamadık yine 1-2 pozisyon dışında. Kesik kesik oynadık. Oysa Yunan
karşısında Ferrrari Ömer Onan'ı hız limitlerinde kullanmamız gerek.
İçeride
Ömer Âşık, Fildişi Sahili uzunumsularına karşı bile arada tercih
hataları yaptı, Ruslar karşısında da arada zorlandı, Yunan uzunlarına
karşı böyle oynarsa olmaz.
Oğuz Savaş sıfır sayı, Semih Erden
3/6, Ömer Âşık 5/7, bunlar Yunan uzunlarına hele ki her türlü pis işi
yapacak uzunları karşısında yetmez. İçeriden daha fazla destek
şart.
Yunanlılara
karşı bir an bile rahatlamadan, istikrârlı, gözümüzü kırpmadan,
budaktan sakınmadan oynamak, her türlü psikolojik harbe açık olmak
zorundayız.
Saha içinde ve dışında herşey olabilir, işler
çığrından çıkabilir, hakemler ters işler yapabilir. Herşeyi göğüslemek
durumundayız.
Şunu
söylemek durumdayım ki, bu maçın 30 Ağustos'a denk getirilmemesi çok
yerinde olmuş.
Her türlü tahrike karşı itidâlimizi kaybetmeden onlara pabuç bırakmamak
ve Yunan takımına zafer yaşatmamak zorundayız.
Bunu
öyle hamaset edebiyatı yapmak için Milliyetçi gözlükle bakarak
söylemiyorum. Öyle dostluk mostluk edebiyatına düşmeyin sonra bir anda ''Hanoum Bahçe''
oluveririz.
Bu sandığınızdan bile önemli. Alınacak farklı yenilgi
Mazallah!
Tribünlerin de soğukkanlılığını koruması gerekiyor.
Eğer,
sinir ve fizik savaşını kazanır, Tanjevic kimyasal deneyler yapmaz ve
Hido ''Bay Son periyot'' pelerini ile oynar, hakemler çelme takmaz...
Ender de balıkları tutarsa tadından yenmez.
|