Yüreği
olan ilk taşı atsın!
''Bataklıkta
hiç kimse temiz değildir; nilüfer çiçeği bile boğazına kadar
batmıştır...''
Hintliler'in bu sözünü çok severim... Aslında ''hiç yazılmayacak'' ve
''yazmayı hiç istemediğim'' bir yazıya iyi bir giriş... Önce bir durum
tahlili sonra da öneri paketi...
Malum; Galatasaray-Fenerbahçe kadınlar derbisi sonrasında önce
basketbola
ardından da çıkan olaylara değindim mecburen; mecburen diyorum
''görmesen'' bir dert, ''görsen'' iki...
Ben, bugüne kadar hep ''Sübjektif bir objektiflik''le yazdım; hangi
takımı tuttuğumu, üyesi olduğumu bilen biliyor ama ben, potaaltını
''Tarafsız Bölge'' ilan edip hiç ''takım kaşkolu'' takmadım, bundan
sonra da öyle yapacağım ama ortam müsait değil. Ayhan Şahenk'tekini
görmesen Galatasaraylı; Caferağa'dakini görmesen Fener uşağı,
Akatlar'dakini görmesen Beşiktaş uşağı oluyorsun... Görsen, mutlaka
taraflısın! Basketbolu, futbollaştırıp takım yazarlığı icat edersek
borozanlar'dan basketbolun sesini duyamayacağımızı unutuyoruz.
Dolayısıyla, dert bir değil iki olduğundan bu satırları yazmaya mahkum
kaldım.

Yine
de, bu tartışmanın sonunda bir önerim olacak ki, bakalım göreceğiz
uygulayamaya cesaret edecek bir takım çıkacak mı?!
Sahalarda, salonlarda ''Görmek istemediğimiz olaylar''a karşıyım,
kınıyorum... Hele de kız maçındaki galiz küfürlere...
Öte yandan da kızıyorum, takım adı ve rengi mühim değil... Her
seferinde ''mağdur'' olanın sesi yükseliyor, bir sonraki sefer kendisi
mağdur ediyor.
Sorun, sosyal içerikli... Hâzâ beyefendi dediğin adam bile maçta hem de
sevgilisi, eşi yanındayken en bağrı açık küfürü edebiliyor...
Sorun konuşmakla bitmez... Fakat sanki ilk defa oluyormuş ve bu sadece
Türkiye'de oluyormuş ve bizim geri kalmışlığımızın göstergesiymiş gibi
gösterilmesine içerliyorum...
Halbuki, ''This has done been before''...
Gurovic'in tribüne çıkarak başlattığı meşhur Partizan-Kızılyıldız
kavgasını hatırlayınız... Hadi onları geçelim, Efes İtalya'da
Yunanlılardan canını zor kurtarmadı mı... Ergin Ataman ile Mirsad
Türkcan, Siena'da ırkçı tacizlere uğramadı mı...
Geç Kadıköy'ü, Ali Sami Yen'i, Dolmabahçe'yi... Kuzey-Güney kavgası
sürgit devam eden İtalya'da İnter taraftarı, ''Napoli İtalya'nın
lağımıdır'' pankartı açmadı mı, aynı İnter taraftarı vakti zamanında
Atalanta'lıların kafasına motosiklet bile atmıştı tribünden...
Atalanta-Milan maçı olaylar yüzünden yarım kalmadı mı? Sicilya'daki
kavga yüzünden gece maçları yasaklanmadı mı?
Panathinaikos-Olympiakos kız voleybol maçında çıkan kavgada 1 kişi
ölmedi mi?
Avustralya Açık'ta Hırvatlar ile Sırplar kavga etmedi mi, tenis maçı,
Grand Slam, hem de kadınlar maçı!
Dolayısıyla kızıyorum! Her seferinde her olay sonrasında hayatta ilk
kez görmüş gibi ''auuuu'' denmesine...
O yüzden mesaj veriyorum, kaygı gereği: Trafik Canavarı'na Dur Diyelim!
Diyelim de; bayram öncesi, sonrası yollarda Vangölü Canavarı görmedim
hiç...
Bildiğin Hıfzı, Seyfi, Cavit, Kamil hatta Hale, Jale 7 mahalle... İsmi
geçenleri de tenziiiii ediyorum! Tekzip göndermeyiniz...
Geçmiş yıl, ''Holiganlara tavsiyeler'' de bulunmuştum eski Star
gazetesindeyken ''Ey sen, takımı ve renkleri hiç önemli olmayan
holigan...'' diye başlayan...
Zecr-î tedbirlerden yanayım... Olimpiyat Stadyumu mu, İzmir Atatürk mü
hangisi olursa farketmez; Karşıyaka, Göztepe, Bursa kim varsa onları da
getireceksin polis filan olmayacak... Hepsini koyacaksın içeri... Ya
oturup efendi efendi anlaşacaklar ya da topluca girişecekler...
Yönetici mi dediniz... Hemen atacaksın yönetim kurullarından...
Belediye vergisiyle takım kurmuşlar bile holiganlık yapıyor!
YÜREĞİ OLAN YAPSIN!
Şimdi gelelim, çözüm önerisi paketine...
Unutun bu derbiyi ve bundan sonra...
İlk nerede olursa, hangi kız maçında, hangi salonda olursa olsun...
O takımın oyuncuları, kendi taraftarlarına tepki gösterip tacize
uğrayan, küfüre maruz kalan hemcinslerine sahip çıksın ve sahadan
çekilsin, oynamasın maçı...
Yapın bunu!
Bakın, bir daha küfür ediyorlar mı!
Siz, kendi hemcinslerinizi korumuyorsanız söyleyecek laf yok...
Megabasket-18
Kasım 2008
|