
Sanat ortamına vurulmuş en büyük darbe sigara yasağıdır ki, bunun
etkilerinin giderek ağırlaşacağı
kanaatindeyim. Açılışların eski parti ortamı kalmadı. Herkes bir girip
çıkıyor ya da sair bir zamanda gezip görmeye niyeti varsa o vakte
bırakıp açılışı pas geçiyor. İlgisini çekmediyse bile sırf bir
parti-event olduğu için gidenler ise artık hiç uğramıyor. Yani
VPP pek kalmamış durumda
ne yazık ki. Sanat ortamındaki bu renksizleşmeyi, tenhalığı 1-2 yerde
yakinen gördüm açıkcası.
Kahire doğumlu fotoğrafçı Youssef
Nabil'in açılışı
da bu tenhâlıktaydı. Galerist'teki
sergiden önce henüz gitmediğim ama vakti olanların mutlaka uğramak
gereken başka bir sergiye değinmek gerek. Portakal Müzayedeevi'nin 13
Aralık'taki Özel Koleksiyonlar Müzayedesi'nin sergisi (*) 12 Aralık'a dek
açık.
Bulunmaz
bir fırsat. Ender görülebilecek eserler mevcut, Osman Hamdi'ler Hoca
Ali Rıza, Abidin Dino, Osmanlı Saray eşyaları, hat sanatının nadir
örnekleri... Bunlar hep koleksiyonlarda kapalı kalan nesneler ve
sergilenseler bile birarada görebilme şansı da pek yakalanmıyor. Toplu
bir gösteri gibi. Dolayısıyla,
kaçırmamak gerek.
Dönelim
Nabil'in sergisine... En sonda söyleyeceğim lafı şimdi edeyim... Eğer,
bu ''sanat''sa İstanbul'da eski siyah-beyaz fotoğrafları onarıp ve elle
renklendiren bütün fotoğrafçılar sergi açarlar. Ki onların, yani halen
kaldılar mı bilmiyorum ama eski ustalarının yaptıkları çok daha zanaat
isteyen bir iştir.
Nabil'i ilginç kılansa belki Mısır'dan
çıkması ve gizli cinselliği, özellikle de eşcinselliği teşhir ediyor
olması ama o kadar. Yani ''aykırı bakışı''yla bir prim sağlıyor. Yoksa
fotoğrafları elle boyamak eylemini sergilenebilir bir sanat olarak
alacaksak, İstanbul'daki bütün eski fotoğrafçılar birer sergi
salonudur. Üstelik onların yaptıklarının biriciklik özelliği de vardır.
Eskiden kalmış yıpranmış bir hâtıra ve negatifi yok, onu onarıyor, elle
renklendiriyor.
Açıkcası ben, fotoğrafa çok özel ve usta
örnekleri dışında ''sanat eseri'' değeri verip sanat mertebesine
koyanlardan değilim.
Biliyorum buna bir sürü itirâz olacaktır. Daha çok belge olarak
bakıyorum, çok güzel örnekleri kuşkusuz olsa da, Beatles-Rolling Stones
fotoğrafları ya da Londra'da yeni açılan Elvis
Presley
sergisi gibi bir belge niteliği yoksa ne kadar estetik olsa da sanatsal
yanı bulunsa da bir sanatçılık olduğu kanaatinde değilim.
Bir
maharet olduğu kesin ama nice haber fotoğrafları vardır ki ''eser''
olarak görülmese de sergilenenlerden çok daha büyük maharet ister
çekebilmiş, o ânı yakalayabilmiş olmak.
Hele ki stüdyo
ortamında, ışık, renk, verilen pozların ayarı, çekilen bilmem kaç kare
ve photo-shop çalışmaları sonunda ortaya çıkanı ''sanat eseri'' diye
kategorilendirmiyorum.
Reklam fotoğrafçılığının yayılmasıyla aykırı, karakteristlik, sanatsal
yanı olanlar ortaya çıkmış olsa da, hepimiz koca bir
sanal
âleminde yaşıyoruz. Negatifi ile birlikte verilmeyen baskı kopyasını
alabileceğiniz-satılan her hangi bir kareyi, küçük bir search
vasıtasıyla bulup 1-2 tuş ve artık evlere kadar giren iyi bir yazıcıya
kaliteli bir kağıt koymak suretiyle basıp çerveletip asarsınız
duvarınıza. Hatta üzerinde oynar, başkalarıyla birleştirip kolaj bile
yaparsınız.
Rembrandt Harmenszoon van Rijn değil ya bu...
(*)
Portakal Müzayedeevi Mim Kemal
Öke caddesinde...
Galerist, İstiklâl'de Mısır Apartmanı'nda...
11 Aralık 2009
|