Yalçın
Doğan yanlış biliyor!..

Avrupa
Şampiyonası'ndaki ders verme-alma tartışması, Şükrü Saracoğlu'ndaki
Belçika Komplosu derken Imperatore Fatih Terim'in ipi çekildi ya da
-meye çalışılıyor... Güzide medyamızda tartışma devam ediyor. Küfür
olayını şimdilik bir yana koyalım, tarihi bir düzeltme yaparak
başlayalım...
Terim'in Osman Tamburacı'ya telefonunu birebir
aktaran Hürriyet'in köşeyazarı Yalçın Doğan, olaya General George Smith
Patton'ı da rencide edici ve bilgisizce karıştırdı.
Terim'i
güzide medyamızın sanal aleminde Ultraspor.com'daki köşemde efsane
General Patton'a benzeten ilk benim (*)... Fakat, benim benzetmem ile
Doğan'ın benzetmesi arasında biraz fark ve tarihi bilgi farkı mevcut.
Benim benzetmem bir kehanet gibi, birkaç ay öncesinden bugünü
gördüğümün kanıtı...
Yalçın Doğan yazıyor ki: ''Tarihte ünlü
bir örnek var. İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı komutanlarından
General Patton. Sinirli, yerinde duramayan, ağzından ne çıkacağı belli
olmayan bir general. Bir askere kızıyor, küfürle karışık, onu
tokatlıyor. General Patton’ın kariyeri sona eriyor.''
Külliyen yanlış!
General Patton'ın kariyeri, kendini ayağından vuran o korkak askeri
tokatladığı için bitmedi!
Olay,
3 Ağustos 1943'te Sicilya'da bir hastahanede meydana geliyor. 21
Kasım'da ABD'de bir radyo programında duyuluyor. Patton, General
Eisenhower'ın şahsen yaptığı görüşme sonrası askerden özür diliyor.
Patton, olaydan sonra 1944 ve 1945'te 3 defa terfi alıyor.
Normandiya
öncesi Müteffikler, Almanları kandırmak için Patton'ı ve taktik
zekasını kullanıyorlar. Alman hatlarını yarıp geçen 3. Ordu'nun başında
da General Patton bulunuyor.
9 Haziran 1945'te Los Angeles'ta
Hava Kuvvetleri'nin kahramanı General Jimmy Doolittle ile birlikte
sokaklara dökülen halk tarafından karşılanıyorlar.
Belinde
çifte tabancası ile omuzu yıldızlar ve göğsü madalyalarla dolu eli
kamçılı bir kahraman olarak ünlü konuşmasını yapıyor...
Patton'ın kariyeri savaş sonrasında bitiyor denilebilir, daha doğrusu
geriye çekiliyor.
Kenara itilmesinin sebebi, Charles H. Kuhl'a attığı tokat değildi!
II.
Dünya Savaşı boyunca yıldızının asla barışmadığı General Einshower'la
ve Genelkurmay ile tartışmaları... İngiliz General Montgomery ile
giriştiği kim önce Berlin'e girecek yarışı... İngiliz Hava Kuvvetleri
Komutanı ile ünlü kavgası... Rus komutanı ''Benim tankçım 4
kilometreden düşmana ateşi açmaya kalkışsa hemen Divan-ı Harp'e
veririm'' diye aşağılaması... Verdiği beyanatlar, küfürlü konuşması...
Bunların hiçbiri de değildi!
George
S. Patton, yıllar sonra 1970'de olayda hatalı olduğunu itiraf eden
Charles H. Kuhl'un dediği gibi ''Büyük bir generaldi'' hatta dünya
tarihinin gördüğü en büyük komutanlardan, savaşçılardan biriydi.
Üstelik, Almanların en korktuğu adam O'ydu. Normandiya Çıkartması'nın
gizli silahıydı. Eğer, O olmasaydı II. Dünya Savaşı'nın seyri çok
farklı olacak ve bugün belki de başka bir dünyada yaşıyor olacaktık.
Onun
kenara itilmesinin nedeni politik idi. Hakkında pekçok söylenebilir...
Mesela, ''Through a Glass, Darkly''e bakıp iyi bir şairdi
diyebilirsiniz. Onun hakkında söylenemeyecek tek bir şey vardır: İyi
bir politikacı olduğu, politik davrandığı!
Patton'ın
Einshower ile en büyük kavgası Müttefikler'in, daha doğrusu ABD'nin
Berlin'in Batı'sında durmasıydı. O, durmaya karşıydı. Politik
düşünmüyordu. Bu yüzden de ayakoyunlarına kurban gitti.
Ruslar'a
Almanya'nın yarısını bırakmak yerine yürümeye devam etmek istiyor ve
ileride Sovyetler Birliği'nin Hitler Almanyası gibi olacağını,
Avrupa'yı işgale kalkışacağını ileri sürüyordu. Aslında, pekçok açıdan
baktığınızda Soğuk Savaş yılları ve Sovyetler Birliği'nin dağılışına
kadar geçen yılları düşünürseniz pek de haksız çıkmadı.
General
Patton'ın ölümü de şüphelidir. 9 Aralık 1945'te Mannheim'da garip bir
trafik kazası geçirdi ve 21 Aralık'ta Heidelberg'teki Askeri
Hastahane'de hayata vedâ etti. Kazada yanındaki General Hobart R. "Hap"
Gay ve 39 model Cadillac'ı kullanan asker yaralanmadı.
Anılarını yazmaya başlamasından Kayıp Nazi Altınları'na kadar pekçok
söylenti vardır ölümü hakkında...
1955'te
ise kendisine bir madalya daha verilmiştir ABD Ordusu tarafından
Bavyera'ya giren ilk komutan olduğu için... Yani yarışı Patton
kazanmıştı, Montgomery değil.
Başa dönersek... Ben, Terim'i
General Patton'a karakter ve kariyer olarak benzetirken, sonunun onun
gibi olabileceğini ayak oyunlarına kurban gidebileceğini imâ etmiştim.
Yalçın Doğan, nereden benzetti bilemem ama Patton'ı ve tarihi pek de
iyi bilmediği açık...
Küfürlü telefona gelince... Yaptıysa ayıp bir şey, fakat bunu yazarak
yapsaydı köşesinde, başka türlü olurdu.
Konuyla
alâkalı olarak, Özay Şendir'in Haberturk.com'daki yazısını da okumakta
fayda var. Orada bahsettiği Müge Ayyıldız olayını yazanlardan biri de
benim... Tanburacı, Müge'nin gündeme gelmek için olayı abarttığını(!)
söylemişti... Bilemem, orada değildim, tıpkı telefonu da dinlemediğim
gibi...
(BKZ: http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=8740)
(*): Sonu benzemesin ama, ben, O'nu II. Dünya Savaşı'nın asıl kahramanı
General Patton'a benzetiyorum.
Ultraspor-12 Eylül
2008
|