Yapay Venedik'in salonunda
başımıza gelenler
Federasyon'un çıkartması gereken dersler...
Macau'da
ABD ve Litvanya ile oynadığımız salonun parkelerinden bir ders
çıkarttık mı acaba?! Buradan şimdiki ve gelecek zaman'a dair birşeyler
öğrenebilmiş olabilir miyiz?! Mesela... Çin'e bağlı özerk bir
ada
olan, Uzakdoğu'nun Las Vegas'ında geçen birkaç günde 2010'a dair bir
kıssadan hisse çıkartmış mıyızdır?! Hiç sanmam! Hayatımız aynı tas ve
aynı hamam etrafında devam edecektir...
Gündelik yaşadığımız ve
fena hâlde balık hafızalı, hatta bazı balıklarınkinden bile daha sığ
hafızalı olduğumuz için çok farklı bir şeyi konuşmamız gerekirken
Macau'da tartışılanlar hiç değişmedi.
Nedir?! Milli Takım'ın
formasında neden bayrak yok da sadece Türkiye yazıyor! Halkımız formada
Ay Yıldızlı bayrağımızın bulunmamasına tepki göstermiş!
Nedir?! Neden o yok, şu yok takımda...
Açın
bakın, 2006 Dünya Şampiyonası'nda gazetelerde benzer bir forma
mevzusu... Fakat tersi, neden sadece bayrak varmış da ülkemizin ismi
yazmamaktaymış, halkımız bunu seyredip çileden çıkmışmış!
Cevap: FIBA'nın kriterleri...
Bu
Wimbledon'da neden herkes beyaz giyiyor demek gibi aslında. FIBA'nın
formalara dair bir prosedürü var. Kafana göre çıkamıyorsun sahaya fakat
kimse açıp buna bakmadığı yahut da haber, yorum yapmadan önce sormadığı
için...
Avrupa Şampiyonası Elemeleri ve Avrupa Şampiyonası'nda da aynı şeyler
yazılacak haberiniz olsun!
Bu
arada, Türkiye mi, Turkey mi... Aslında, kabahat federasyonda;
turnuvaya çıkmadan önce açıklama yapacak ve FIBA yönetmeliğini
gösterecekler. Ben, biliyorum ama neyse...
ABD maçından sonra
Kerem Tunçeri mevzusuna değinmiştim. İsimler farklı olsa da medyamızda
tartışma hep aynıdır, fasit bir dairedir, dön baba dönelim diye
gelişir. Geçen yazıda Kerem'i onca zamandır neden almadınız'dan
guardlarımız yetersiz kalıyor'a doğru pek yakında dönülecektir diye imâ
etmiştim ve yanılmadım. Litvanya karşılaşmasında hafiften sesler
yükselmeye tekrar başladı. Merak etmeyin, elemeler başlasın ''Bir takım
oyunkurucusu kadar oynar'' laflarını duyacaksınız mutlaka. Fakat,
yıllardır sete sette çakılı durup başkasının eline bakan oyuncularımızı
hareketlendirecek bir formül bulamayız ve Oyunkuramayıcı sorunumuz bâki
kalır. Yalnız, yeni moda devşirme olduğundan, mutlaka Avrupa
Şampiyonası için 1-2 ABD'li guard adayı hatta 2-3 numara da ortaya
sürülecektir, Solomon, Gary Neal ya da ligde oynayıp da ABD'de milli
olmamış kim varsa...
Bugünlerde, geçen yıllarda moda olan
lafların değişik cover'larını da duyuyor ve okuyoruz. Mesela:
Guardlarımızın özellikle de Kerem Tunçeri'nin skorer olmadığı ve bütün
yükün Hido'nun üstüne kaldığından dem vurularak başlanıp ''Serkan
Erdoğan niye yok?!'' diye devam devam edip -devşirelim ile- biten
yorumlar, haberler...
Kontra bir soruyla cevap verilebilir: Serkan Erdoğan bu sezon ne oynadı?
Yalnız
burada iş karışabilir, okuyucuyu uyarmak lazım... Sakın, Türkiye
Basketbol Federasyonu'nun lig sitesine yani tbl.org.tr'ye girip bakmaya
kalkışmayın şaşırır kalırsınız!
Çünkü, istatistikte Beko BL,
oyuncular bölümüne girip de Serkan Erdoğan'ın 2007-08 sezonunda ne
yaptığına bakmak için arama kutusuna ismini yazdığınızda ''Yapılan
seçime ait veri bulunmadı'' sonucu çıkıyor. Serkan Erdogan da aynı
şey... Dönüp maçlara gidiyorsunuz, oradaki istatistikten oyuncuya
gideyim diyorsunuz, bu sefer de bazı play-off maçlarında şöyle bir
uyarı çıkıyor: ''Maça ait bilgi henüz veritabanımıza girilmemiştir!''
Dönüp
dolaşıp bir maç buluyorsunuz ve giriyorsunuz, Serkan'ı bulup
tıklıyorsunuz, açılıyor, oh be diyorsunuz ama bir garabet var... Serkan
40 maçta oynamış ve 348 sayı atmış...
İyi de, Serkan uzun süre
sakattı, onu da geçtim Efes 40 maç yapmadı ki! Dönüp mesela Penn'e
bakıyorsun, vallahi 64 maça çıkmış! Federasyon'un resmi sitesi diyor
ben değil! Mrsic'e yani Damir Kaan'a bakın farz-ı mahal... Damir değil
demir sanki! 76 maçta oynamış, 644 de sayı atmış... Birisi kalkıp iddia
etse Mrsic, 644 sayı atmış dese ve federasyonu ranseyman gösterse
itiraz edemezsin. O yüzden diyorum, acaba ''Serkan neden yok''
diyenler...
Konu nereden nereye geldi ama ben, bu tip hataları
-daha bir başkaları da var- federasyona resmi ve gayri resmi olarak
ilettim, neler yapılmalı onu da söyledim, yazdım, nafile. Final
serisine bakıyorsunuz, Fener ile Telekom 10 maç yapmış, nasıl yani
diyorsunuz, sonra farkediyorsunuz ki maçlar çifter çifter girilmiş.
Opera kullanıyorsanız, siteye giremiyorsunuz, çünkü site internet
expolorer 6+ ve Firefox 1,5+'ya göre tasarlanmış! Bunların
screen-shot'larını da aldım, ki yarın öbür gün ben yanlış görmüş veya
artniyetli olmayayım.
Asıl konuya dönersek... Macau sonrasında
şunu bekledim, farklı bir şeyi tartışalım ve ders çıkartalım, model
alıp uygulayalım, en azından uygulamanın yollarını araştıralım.
Maçlar
Venetian Oteli'nin içindeki 15 bin kişilik çok amaçlı salonda yapıldı.
Haberlerde kısacık biri iki cümleyle geçen bir ayrıntı. Adamlar, 3 yıl
içinde kanallarına, fresklerine, heykellerine kadar gökyüzü bile
kocaman bir resim olan Venedik'in devasa kopyasını inşa ediyor,
kumarhanesi, alışveriş merkezini boşverin, içine bizim hayalini
kuramayacağımız modernlikte süper bir salon konduruyor.
Biz ise
2010'a salonlar yetişecek mi, İstanbul'un neresine, Ankara'nın
berisine, Antalya'nın gerisine tesis kurabilecek miyiz derdindeyiz...
Şampiyona alınırken devletin Başbakan'ı, Spordan Sorumlu Bakan'ı resmi
sözler vermiş, projeler gösterilmiş, aradan yıllar geçmiş, Bakan
değişmiş, hepsi de kağıtta kalmış.
Macau gibi bir adada
fırtınalar, tayfunlar, irili ufaklı depremler arasında 2004'te başlayan
mega inşaat, 2007 Eylül'ünde bitmiş.
Wikipedia'ya göre dünyanın 980 bin metrekare ile dünyanın en geniş
alana sahip 3. yapısı (*) ...
Bir sürü teknolojik özelliği var ama içerisini havalandırmak ve hep
aynı iklimde tutmak için kullanılan havalandırma ile klima sistemi o
kadar büyük ki, dışarıda yapılıp taşınması, getirilip monte edilmesi
mümkün olmadığından inşaatın içine kurulan fabrikada imal edilmiş. Biz,
daha yıllardır Abdi İpekçi'nin havalandırmasını, ısınmasını zor
hallettik.
Neyse, biz aynı tas, aynı hamam, aynı fasit daire,
dön baba dönelim. İşin turizm sektörü kısmı, belediye kısmı, yatırım
kısmı ve hatta kumarhane turizmi kısmı var ama girmeyelim.
(*)
Cahillikler Kitabı'nda en büyük yapı Fresh Kill çöp depolama alanı
deniliyormuş ama Wikipedia'da ne kullanılabilir alan, ne de yer alanı
kategorilerinde yok, çünkü orası artık yok, 2001'de kapanmıştı...
Megabasket-7
Ağustos 2008
|