Cola, Polonyalılara özel kutu
çıkartmış...
Kutunun altında açma kapağı üsttedir yazıyormuş...
Bunu, halen gerçek sananlar bile olabilir. 80'li yıllarda süper soğuk
Amerikan esprileri vardı. Bir laf söylersin ya da bir şey sorarsın
karşındaki
de bir şaşkınlık gösterir sen de devam edersin, zıt Erenköy'ün ileri
versiyonlarıdır.
Bunların çoğu da Polonyalılar üzerineydi, Amerikalılar en çok onlarla
dalga geçer ki, Avrupa'nın genelinde de Polonyalıların en kibarcası kıt
zekâlı olduğuna dair bir sürü geyiğin de ötesinde aşağılamaya varan
eşek şakaları vardır.
Papa II. Jean Paul bile şaka malzemesiydi. Adam Katolik, Papa da dini
lideri ama sırf Polonyalı diye...
Borat'ın Kazak parodisi çoğu aslında Polonyalı epirileriydi ama Sacha
Baron Cohen ısıtıp tekrar yedirmişti.
İşte, bu yüzden uçak kazasını ya
da uçak suikastı daha da trajikleşiyor. Ülkenin neredeyse bütün
entelektüelleri öldü haberlerini, Leh Walesa'nın ''Uçaktaki
entelektüellik seviyesi en üst düzeydeydi'' sözünü ilk duyduğumda gayri
ihtiyari, refleksi Polonya'da entelektüel de mi varmış, beyin
tabakasının hepsini toplasan uçağın yarısı boş kalırdı diye güldüm...
Sonra da bundan dolayı utandım.
Oysa, bu pek âla herhangi bir Amerikan kulübünde ya da Seinfeld gibi
salon komedisinde böyle bir espiri yapılabilir, seyredenler de
katıla katıla gülebilirdi.
Hatta ''aranızda Polonyalı olan var mı'' denir bir es verilip, ''Varsa
anlamamıştır tekrar anlatayım'' diye devam edilip sulandırılırdı.
İşte, bu yüzden, ''Hayat veya
dünya bazen çok acımasız, gaddar çoğu kez de ikiyüzlü...'' diye en
başta yazmadım çünkü, bu türden lafların da, duyguların, acıların da
pekçok şey gibi içi boşaldığı ya da boşaltıldığı için hafife
alınacaktı...
Halbuki, tam da böyle acımasız, gaddar ve ikiyüzlü.
Düşünsenize, bir ülkenin düşünce, bilim adına ne kadar adamı
varsa, 26
bin kişi bir ormana
toplanıp katledilmiş ve bu dünya tarihinin en
büyük trajedilerinden biri...
Bize bugün ders veren Batı'nın... Başta olayı örtbas eden İngiltere
olmak üzere müttefiklerin ve tıpkı Katin gibi
''Yahudi
Trenleri''ni de görmemezlikten gelen
Vatikan'ın ikiyüzlülüklerinden biri...
Ortada böyle bir kara hatırâ varken, siz bu ülkenin bütün insanları
aptal yerine koyup sürekli dalga geçiyorsunuz.
Aradan yıllar yıllar geçiyor ve aynı ülkenin yine üstdüzey beyinleri, o
katliamın kurbanlarını anmak için oraya giderken kaza mı suikast mı
tamamen karanlık bir olayla aynı ormanda yokoluyor ya da
yokediliyor.
Nazi toplama kamplarının
girişindeki Arbeit Macht Frei Çalışmak Özgürleştirir yazardı;
Sibirya'da yahut Rusya ormanlarında bir şey yazar mıydı bilmiyorum ama...
Gerçekte,
Hitler Auschwitz'de yaptırdığıyla Stalin'in Sibirya'daki Çalışma
Kampı'nda, Katyn ormanında yaptırdıkları arasında hiçbir fark
yoktu.
Gaddarca ve
acımasız. Aralarında sadece adet farkı
vardır...
Timsahlar
niye mi düzdür?
Bilenler,
hatırlayanlar kendine saklasın...
Dayanamayanlar
yan sütüna bakıp cevabı bulsun...
Errorist Kabaret'',
hem terör'e hem ''error''e gönderme yapan isimiyle de hınzırca.
Güttüğü mesaj iletme kaygısını daha eğlenceli bir biçimde paketleyip
su
Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik Özgörener, Adnan Öztürk,
Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik Özgörener,
Adnan Öztürk, Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik
Özgörener, Adnan Öztürk, Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı
yazarlık Çelik Özgörener, Adnan Öztürk, Hıncal Uluç,
|