Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Ne
güzel de espirili esprili yazacaktım; Türkiye Kupası için hazırlanan
reklamlardaki basket hastası teyze ile Asri Turşucu amcaya
takılacaktım, reklamı seyrettikçe aşerdiğimi, kaç vakittir gidip şöyle
acılı bir turşu suyu içmedim diye hayıflandığımı anlatacaktım. Sonra
Nascar, bisiklet devam edecek Kocaeli ''galibiyeti''ne de lütfen
değinecektim.
Kimin
aklına gelirdi ki Skibbe Bey, sulu sepken altında Ali Sami Yen'de ski
yapmaya kalkışsın! Her şey değişti; sinirlerimiz gerildi.
Neresinden tutsan elinde kalacak bir takım. Aslında Skibbe'yi
değil sadece... Hani bir zamanlar ''Gizli Forvet'' vardı, şimdiki
''Pivot Santfor'' gibi birileri ortaya atmıştı, bunların en unutulmazı
da Salvatore ''Toto'' Schillaci'ydi; Skibbe Bey'in arkasında Schillaci
gibi ''Gizli Teknik Direktörcülük'' oynayanların da gönderilmesi
gerekiyor.
Skibbe Baba, laubaliliğin zirvesine çıkmış, Galatasaray babasının
tekkesi sanmış, Kocaeli ya rakip nasılsa 5 atarız havasında takım
sürmüş sahaya, eh senin Teknik Direktörün bu havada olursa futbolcun da
sahada tef çalar oynar!
Bir de Mehmet Topal'ın tesadüfi şutu gol olunca hah tamam dediler
birini attık şimdi 4 tane daha atarız, 6 olur 7'de zaten ada vapuru
kalkıyor! Yandan çarklı...
Eğer Kocaeli biraz daha becerikli olsa maç 7'de olurdu 8 de...
İkinci devre boyunca etrafa deliler gibi, ama öyle mecazi değil
hakikaten delirmiş halde saldırıp mahalle arasında tek kale maç
yapıyorum sanmak gafletine düşersen, kontrakatak nasıl yapılır, nasıl
kontraataktan gol atılır diye uygulamalı ders verirler adama.
Sezonbaşından beri savunma güvenliği filan zaten yok, güvensizlik hissi
veriyorlar. Servet Çetin ile Meira zaten ''Uyumsuz Çift'' dalında Altın
Ahududu Ödülü'nü zaten alırlar yanlarına bir de Emre Güngör'ü koyup
Sabri'yi de çağırdın mı tam okeye dönerler, bitmişler haberleri yok...
Bakalım, Hagi'yle de böyle oynayacaklar mı!
Neyse dönelim potaya Türkiye Kupası'na...
Kupa sponsoru firmanın reklamlarına bayıldım; süper... Hele molalardaki
sponsor teyze süperötesi, monaloglar müthiş; ''maça daldım ocakta yemek
yandı, atkı örecektim daldım şal oldu, hepsi de şey gibi çocuklar, bu
yaştan sonra, terli terli su içirmem'' diyen teyze süper...
''240 gol attılar leblebi gibi, bu ülkenin niye Maykıl Consonları,
Abdulcabbarları olmasın'' Asri Turşucu amca da hakeza müthiş, hakkını
yemeyeyim... İzmir'de ilk iki gün maçları seyrederken arada gösterilen
dansçı kızlar da harikaydılar, hele potaya tırmanıp oturma hareketi
muhteşemdi.
Gelin görün ki hayatın gerçekleri farklı, kimsenin emeğine saygısızlık
değil, aşağılama hiç değil söyleyeceklerim. Fakat kimse de kusura
bakmasın.
Kaç kişi seyretmiştir Efes Pilsen ile Erdemir'in anlı şanlı Türkiye
Kupası finalini?! Tıpkı geçen ve ondan önceki sene olduğu gibi...
Bu yıl biraz daha fazla reyting vardır muhtemelen; amca ve teyze ile
akraba, eşdost, komşu ''Bak bak yine çıktı'' diye ekrana kilitlenmiş,
3-5 sefer sonra ''aammmann yine ben çıktım'' diye kanıksayıp
zaplamışlardır...
Acaba, diyorum Karadeniz Ereğlisi'ndeki kıraathanede bile 5 kişi kafayı
çevirip ekrana bakmış mıdır?! Baktılarsa bile muhtemelen 5 dakika sonra
ya atyarışını açtırmışlardır ya da kapattırmışlardır. Malum, Erdemir
Karadeniz Ereğlisi takımı.
Pardon, bir de sponsorun bayilerinde bütün televizyonlarda
oynatılmıştır, gelen giden belki bakmıştır.
3 Büyükler şovenizmi diyebilirsiniz. Hiç de öyle değil, İzmir'de
Halkapınar'da turnuva yapıyorsunuz, tribünlerin yarısını
dolduramıyorsunuz. Muhtemelen onların çoğu içeri parasız girmiştir o da
ayrı mesele.
3 gün üstüste maç formatından vazgeçilmesi gerek bir kere. Hem
oyuncular için eziyet hem de sonunda böyle acaib bir final çıkıyor,
alan kendi kendine seviniyor.
Alan râzı veren râzı ise bize ne...
Bu arada farkında mısınız, 3 senede 3 sponsor, bir veren bir daha aman
dedi kaçtı, böyle gidilirse gelecek sene verecek birisini bulamazsınız.
Hem para verecek kupa organizasyonuna sponsor olacak, hem kedisinin bu
kupanın sponsoru olduğunu duyurmak için reklam üstüne reklam yapacak,
tamam slogan güzel ''Her müşterimiz kupanın sponsorudur'' minvalinde
iyi de, firmaya feedback'i nedir. Kapılar mı kırıldı ah ben basketbola
hastayım madem aldığım parasını potanın altına gömeceksiniz, benim de
katkım olsun diyen kaç kişi çıktı ki...
Gelelim ''3 Büyükler''e, Beşiktaş'ı kategori dışı bırakalım halleri
ortada, kız takımları sahaya çıkacak oyuncu bulmakta zorlanıyor. Erkek
takımları da oynuyor işte.
Fenerbahçe, ilk gün Telekom karşısında herşeyini harcadı. Coach
Tanjevic, Telekom'un oyun düzenini bozdu, kendi sistemini dikte etti.
Giricek ve Mirsad ekstra katkılı oynayınca iş bitti, sonra Efes
karşısında fişi çektiler. Hadi Giricek'in mazereti var kasığı ağrıyor,
canı yanıyor ama Smith, Vidmar ve Preldzic üçlüsünün rakamla 3, yazıyla
üç atması tatmin edici midir bilemiyorum doğrusu.
2 Buçuk hatta 2 çeyrek adamla oynayan Galatasaray gelince, Gurovic
burada lütfedip oynamayacaksa nerede oynayacak, diskotekte mi... Bu
kadar şanslı 2 kura ile finale kalamıyorsanız, nerede kalırsınız, size
karşı 29 sayı atan Hakan Demirel&Mithat Demirel ikilisinin
Efes'e karşı 8 sayıda kalmasını neye bağlarsınız, 2. uzatma sonunda o
kadar süre varken Murat Kaya'nın topu eveleyip geveleyip potaya
savurmasının dışında başka bir organizasyon yok mudur?!
Neyse, teyzenin yemeği yanmasın, tansiyonu çıkmasın...
22 Şubat 2009
|