Konu mankeni
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuYok cansıkıcı siyasete ya da açılım saçılım tartışmalarına girmeyeceğim fakat ne yaparsanız yapın ne kadar apolitik olsanız, ne kadar hayatınızı arındırmaya çalışsanız yahut öyle yaşayabildiğinizi sansanız da o size bulaşır. Çünkü yaşadığınız memleketin ortamını, sizin yaşam koşullarınızı, çiçekler böcekler değil o belirler... Onu, başka bir mekanizma ya da başkaları diye algılasanız da onu oluşturan da sizin yaşadığınız memleketin florasıdır... Sadece belirli bir alanda da değil her alanda bu böyledir. Kaldı ki ''politika''yı sadece siyasi bir kavram diye algılamamak gerektir ama biz de, genelde öyle algılanır.Twitter KonuMankeni

Eğer bir politikanız ve o politikayı güdecek insanlarınız, o politikayla çalışacak mekanizmalarınız yoksa başarılı olamazsınız. Başarının ölçütü pek çok alanda evrenseldir. Belirli kriterleri vardır. Hiç te sanıldığı gibi öyle subjektif değildir. İstisnai durumlar hariç... Subjektif olanlar sizin kendinizi avutmanızdan ibarettir.

Dolayısıyla, başarılı olmak için bir politika sahibi olacaksınız. Yoksa saldım çayıra Mevlam kayıra sistemiyle bir halt olmaz.

Politikanızın olması da yetmez... Doğru politikalara sahip olacaksınız. Sanıldığının aksine doğru politika(lar) da gayet objektif kriterlere bağlı ve evrenseldir. Kafanıza göre doğrulardan, ben yaptım oldu, canım böyle istedilerden ibaret değildir. Ki biz de genelde yöntem böyledir.

Yine de, şu da bir gerçektir, doğru politikalara sahip olmak ve bunları uygulamak dahi başarının garanti etmez size. Çok ve organize çalışmanız da gerek. Buna rağmen çok çalışsanız da, iyi bir organizasyonla bile başarıyı elde edemeyebilirsiniz.

İşte, belki bu aşamalarda kader, şans, kısmet, kimine tâlih kimine kör Sâlih gibi faktörler devreye girebilir. Fakat siz, işin en başından başarınızı talihe bağlarsanız, o vakit %99 Kör Sâlih'e hazır olun...
Geri kalan %1'ler de ''Tarihi zafer''lerden ibaret olacaktır...

Peki, nedir?!

Pratiğe geçelim; 4'de 3'ü sularla çevrili, suyu bol memlekette havuza girip hızlı yüzecek birini; turistik raftinglerin yapıldığı nehirlerden fışkırıp olimpik kano yapabilecek bir özgür ruhu; çocuğunu 3 aylıkken Uludağ'a görüp ders aldırmanın sınıf atlama, sosyetiklik delili olduğu dağlardan aşağıya slow-motion gibi görünmeyecek hızda kayabileni; yalınayak başı kabak koşan çocukların mahrumiyet belgesi, geri kalmışlığımızın delili diye sunulduğu dağ-bayırdan ceylan gibi ya da deli dana gibi koşanı; hadi, bunları da geçtim kızını bale kursuna göndermenin medeniyet seviyesi sayıldığı kent kültüründen çıkıp da dünya çapında meşhur olacak bir balerin çıkartamıyorsak...

Yemeklerimizi anlata anlata,  övüne övüne bitiremediğimiz mutfak kültürümüzle Michelin yıldızlı bir aşçı yoksa hatta ahçı diye yazmaya devam ediyorsak...

Bir politikanız ve yaşam gustonuz yok demektir.

Daha da kötüsü. Başkalarını da kendimize uydurup kendimize çeviriyoruz. Bütün dünyada devşirme, apartma modeli var bugün; çoğu kez de ufaktan alıp yeteneği eğitme değil transfer etme yöntemi yaygın. Avrupa Pinpon Şampiyonası'na bakıyorsunuz, diyelim ki Danimarkalı ile Norveçli maç ediyor, karşılıklı iki çekik gözlü Danimarkalı Li, Norveçli La'ya karşı! Bildiğin iki Çinli işte...

Kafalarda bir takım kavramlar da yıkıldı; faşizmin anavatanlarından birinin Almanya olduğunu ve sokaklarında çoğu genç kafatasçıların halen gezmekte olduğunu sanırım tartışmayacağız. Orada bile Hitler'i mezarında piliç gibi döndürecek işler oluyorsa; bu, bir yöntem ve politikadır. Sizin de uygulamanızda bir beis yoktur.

Yapabilirsiniz ama yüzmedeki gibi en az sizin kadar su yutacak birilerini devşirmezsiniz. Biz, yapıyoruz!

Adamlar yıllarca fakir ülkelerinin yetenekli gençlerini ABD'ye göndermiş, arada bir çoğu hebâ olmuş, bir kısmı ABD rüyasına kapılıp oranın vatandaşı olmuş ülkesini unutmuş, bir kısmı ayakta kalmış ama müzmin finalist, ikinci, üçüncü olmaktan öteye gidememiş. Fakat adamlar yılmamış ayakta kalanlardan bir nüve oluşturmuş ve 20 senenin sonunda bir nesil yakalamışlar, ABD kültürünü almış ama kendi vatanına bağlı ve hızlı... Önce dünya rekoru kırmışlar, sonra olimpiyatta ABD'lilere toz yutturmuşlar... Jamaika!

Hani hep deriz ya tesis yok... Bolt ile Asafa'nın Avrupa'nın kış mevsiminde yarışlar yokken kendi ülkesinde çalıştığı pisti görseniz ağlarsınız... Büyüdükleri yeri görseniz mahrumiyeti anlarsınız...

Biz de, yıllarca ABD'ye adam gönderdik ama hiçbir politika gütmeden yaptık sonuç sıfır... Ele aldığımızı da kendimize çevirdik. Kız yetenekli alıp getirip büyütmüşsün, o da elinden geleni yapmış. 5000'de dünya rekoru kırmış; Pekin'de 2 gümüş almış ama bir süreklilik arzetmiyor.
Çünkü kendi usülümüzle çalışıyor.

Eşref Apak desen uzar gider; Yeliz Kurt yetenekli kız diyorsun, kendi derecesinin bile altında kalıyor, bir gelişme yok. Yıllar yıllar geçiyor değişen bir şey yok. Sermet Timurlenk yıldızlarda Sebastian Coe ile Steve Ovett ikilisinden iyiyken onlar olimpiyatta efsane yarışa tutuştuklarında televizyon başındaydı muhtemelen. Coe ve Ovett gelişip efsane olurken Timurlenk yerinde saymıştı.

Dünyanın bütün atletleri o Grand Prix senin bu Golden Lig benim diye gezer sürekli koşarken, hatta ve hatta Berlin'in pisti sert ve hızlı bir zemin olduğu rengi mavi olduğu için benzer pistler kurup veya bulup onun üzerinde çalışırken sen, hiçbir yarışa sokmuyorsun, nasıl kamp yapıyor, nerede çalışıyor, sakat mı değil mi bilmiyosun...

Büyük yarışlar psikoloji de gerektirir, sen olimpiyattan beri hiçbir defa büyük rakiplerle atletini yanyana getirmiyorsun...  70 bin kişinin önüne çıkmak bile bir yüktür bu pratikleri olmadan aşil tendonundan vuruluyorsun... Evet, bir politikan olacak ama bunu uygulayacak bir de yönetici sınıfın olacak. Yetiştireceksin ya da doğru işleri yapacakları getireceksin...

17 Ağustos 2009

















































Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
NBA Final-7: Hakem kararıyla
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyor
NBA Final-5: Beraber ve Solo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yok
NBA Final: 2 numaralı adam görevde
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklar
NBA Finali'nin kaderini çizecek 10 şey
Aynen indiraGandi
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
New York Modası ve Kunta Kinte Kız
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin
Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Paul Pierce, Dumansız hava Sahası'nı ihlâl etti (22.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm