Kobi'ş Kuhn, Brückner, Rawbau...
Bili Bili ic... Sıradaki!
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuOsmanlı, 2 defa Viyana kapılarına dayanıp geri dönmüş, eğer o kapıdan içeri girebilseler dünya tarihi değişecekti; belki, İstanbul'un fethinden bile önemli bir eşikti... Imperatore Fatih'in Aslanları, Ay Yıldızlı kahramanlarımız, o Viyana'da muhteşem bir zafer elde edip dünya futbol tarihini değiştirdi!

Semih Şentürk de gitsin soyadını ÇılgınTürk diye değiştirsin! Ne vurdu öyle...

Semih'in vuruş sahnesi öncesinde nereden çıkıp geldiyse Emre Âşık, Hırvat adamın kafasına düştü gökyüzünden, sanırsın Malkoçoğlu kalenin burcundan Bizanslılar'ı tepesine iniyor...

Evet... Tarihi değiştirmekle kalmadılar, nefesimizi de tükettiler, artık bağırmaktan gırtlağımızda teller aşındı. Tamam, golü yedikten sonra da ''Bu iş burada bitmeyecek, sonumuz böyle olmayacak'' diye her türlü totemi yaptım ama nasıl bir takım bu?! Bunlar nasıl oyuncular?! Bu nasıl bir Teknik Direktör?! Karşısına çıkanların ikisini emekli etti, diğerini gitarıyla avunmaya gönderdi.
Twitter KonuMankeni

''İlk yarım saat gol yemezsek'' diye bir laf vardı, hatırlar mısınız?

Hani direnir direnir tam da 45. dakikada golü yerdik, bir de ikinci 45'in sonunda yerdik afiyetle, ''Şerefli Mağlubiyet''ler alırdık!

Şans bizden yana... Bakın, direkten dönenleri boş verin, asıl şans ne zaman yanımızdaydı biliyor musunuz?!.

Yediğimiz golde Gökhan Zan, elini uzatıyor penaltı olsun diye yetişemiyor, Ivan Klasnic vuruyor kafayı. Değse, penaltı olacak yiyeceğiz ve maç bitecek, Semih'in golüne zaman kalmayacak... İşte, şans budur!

Aslında, futbol tarihinde hatırlamayı bilen hafızalar için A Milliler'in ilk iki galibiyetleri gibi ''mucizevi olay''lar çoktur, İsviçre ve Çek'ler gibi ''Şaşkın Tavuklar'' da çoktur. Mesela 1999 Şampiyonlar Ligi finali Bayern Münih 89. dakikada 1-0 önde ve kupayı kaldırmaya hazırlanırken 91. dakikada biz bu maçı nasıl kaybettik bu Kırmızı Şeytanlar ne zaman 2 tane gol attı diye aval aval bakınıyorlardı.

Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın son 5 dakikaya 2-1 geride girip 3-2 kazandığı ''Yendik Mi Lan!'' (*) maçını ve sonrasında UEFA Kupası'na giden yolunu da unutmayın...

Futbol tarihinde benzer durumlar çok ama bunu bir turnuvada üstüste ve karşısına kim çıkarsa çıksın yapabilen bir takım yok(tu)...

Çarşamba gecesi ne olur açıkçası bilemiyorum; sakatı, cezalısı derken Alman Panzeri'nin de anahtarını alıp yola devam edersek finalde sahaya çıkartacak adam bulamayacağız. İsviçre maçından sonra yazdığımı tekrarlamak istiyorum: ''Muhtaç oldukları kudret, damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur!''

Hiç hamâset değil, hiç değil! Bu Ay Yıldızlı kahramanlar için hiç değil...

Geçelim maça...

Bir kere hakem Rosetti, çok güzel, çaktırmadan tatlı tatlı kuyumuzu kazdı; bize cart diye sarıları çekti, adamların benzer hareketlerinde gökyüzüne baktı. Tuncay Şanlı'ya yapılan kesin penaltıydı. Karatede filan vardır ya sırtı dönükken kavrar, sırtından aşırıp yere çalarsın ya, tam da o hareketti mâruz kaldığı fakat Rosetti vermedi. Karate veya tekvando, judo maçında olsa Simunic kesin sayıyı almıştı.

İtalyan hakem orada o düdüğü çalsa belki de bu kadar heyecan yaşamayacağız yahut Hamit topu Tuncay'a atabilse, Mehmet Topal'ın şutu direği sıyırıp gitmese... Neden hep rakibin kaçırdıklarını şansımız diye konuşur da, bizim ah-vah'larımızdan bahsetmeyiz...

HAMİT... HAMİTT...

Savunmada yine zaman zaman basitin ötesinde, dumur edici hatalar yaptık. İlk devrede kanatlardan bindirme yaptılar. Özellikle de Sabri'nin tarafını felç ettiler. Sürekli Sabri'nin üstüne oynadılar. Gerçi, en büyük tehlikeyi diğer taraftan yarattılar ve direk yine bizi korudu ama Hamit'in geriden kopuk bir vaziyette ileri çıkması boşluk yarattı.

Üstüne üstlük çok pas hatası yaptık, topu dürtemedik, mesela Hamit'in 34'te Tuncay'a veremediği top... Atsa bomboş kaleciyle karşı karşıya kalacak hangar gibi kale önünde olacak... Aslında, günlerdir kendi yerinde oynatılmaması eleştiri malzemesi olup ileri çıkarsa neler yapacağı sayılıp dökülen Hamit Altıntop, ''Burhan Altıntop'' gibi saç baş yoldurdu. Topları ezdi, düzgün pas yapamadı, veremedikleri bizi olası gollerden etti, kaptırdıkları başımıza iş açtı.

Maçın adamı ise kesinlikle Tuncay Şanlı idi... 120 dakika müthişti ama kendisine verilen yeni görevi de mükemmel yaptı, artık gerçekten topallamaya başlayan Mehmet Topal'ın yerine ön-liberoya geçti ve süper iş çıkarttı. Sanki kendisini buldu, nasıl Çek maçında Nihat Kahveci sahneye çıkıp kısa zamanda çok iş yaptıysa Tuncay da bu maçta varlığını kanıtladı.

HEPSİ...

Imperatore Terim, savaş alanına cesurca müdahaleler yaptı, müthiş manevralarla oyunun gidişatını değiştirdi.

Mehmet Topal'ı alıp Tuncay'ı oraya çekip Semih'i süremesi, Kazım'ın yerine Uğur Boral'ı sokup Hırvatların sürekli kıstırdığı Arda Turan'ı soldan sağa çekmesi, maçın sonunda 0-0 iken Nihat sakatlanınca defansa değil ileriye adam alması hep cesurcaydı.

Zaten, sonuçta o cesaret bizim yola devam etmemizi sağladı. Şimdi gariptir, medyamızda hep karşı tarafın Teknik Direktörü övüldü, beğenildi; Kobi'ş Kuhn ile Brükcner emeklilik günlerinde başlarına ne geldiğini uzun uzun düşünebilir.

Modern çocuk, genç, yakışıklı, sempatik, sıcak Slaven Bilic ise gidip Hajduk'ta heavy-metal grubu Rawbau ile çalmaya devam edebilir. Hatta davet edelim, bizim festivallerden birine de gelsinler ya da Metallica'dan önce alt-grup olarak çıksınlar, gitarıyla sesiyle ortalığı inletsin... Tamam adamı ben de takdir ediyorum, hatta şarkılarını da dinledim...

KURTARAN VE YIKAN

Rüştü Reçber'in yeri ayrı 120 dakika ve penaltılar boyunca sadece 30 saniyelik bir hata yaptı ve golü yedik. Savunmamız uyudu, o da hatalı çıktı, hatasını yarı yolda anladı ve dehşete kapıldı. Kaleye geri dönerken yüzünün halini gördünüz mü? İnanın golden çok onun o haline acıdım ağır çekimde...

Düşünsenize...
O kısacık hayat parçasında neler hissetti... Belki o kadar hızlı, canhıraşça dönmese kafayı çıkartacaktı. Fakat, kimilerimiz ağlar, kimilerimiz başımıza yıkılan dünyanın enkazı içindeyken öyle bir pas attı ki ileriye...

Hatayı yaptı ama pekçoklarının yıkılacağı yerde ayakta kalıp tekrar maçı kurtardı. Penaltılarda dışarı giden toplar da onun sayesinde auta atıldı, adamlar penaltı noktasına gelirken bitikti. Rüştü onları bitirmişti. Kurtardığı son top da hakkıydı.

Ultraspor-25 Haziran 2008..


















































Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
NBA Final-7: Hakem kararıyla
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyor
NBA Final-5: Beraber ve Solo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yok
NBA Final: 2 numaralı adam görevde
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklar
NBA Finali'nin kaderini çizecek 10 şey
Aynen indiraGandi
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
New York Modası ve Kunta Kinte Kız
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin
Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Paul Pierce, Dumansız hava Sahası'nı ihlâl etti (22.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm