Silah zoruyla maç!
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuNereden başlasam, nasıl anlatsam, hayır, Bodrum Bedroom diye devam etmeyeceğim! Galatasaray'ın çektirdiği kupa eziyetinden sonra neredeyse konuşacak takat da kalmamıştı. Üzerimize çöken rehaveti atmak için hayli uğraşmamız gerekti, kendimizi pota altına zor. Neyse... Sosyal içerik soslu futbol ve ardından PS mevcut...

Perşembe akşamüstü evlerinde bacaklarını uzatıp serilecek yahut da pastırma yazının keyfini deniz kıyısında balık-rakı ile çıkartacakken silah zoruyla Ankara'ya götürülüp ayaklarına pranga vurularak sahaya çıkartılan Galatasaraylı futbolcular, Ankara BŞ Belediyesi'nin takımı karşısında bitse de gitsek havasında bir maç oynadı.
Twitter KonuMankeni
Türkiye Kupası'nın statüsü belli, isme göre puan alınıp gruptan çıkılmıyor; daha önceki yıllarda özellikle Fenerbahçe bu gerçeği gördü. Dolayısıyla karşınızda 3. Lig takımı varsa bile ciddiye almak durumundasınız. Hele ki, Ankaraspor türünden bir rakibe karşı idare-i maslahat eyleyemezsiniz.

Bana kalsa, bu formata tamamen karşıyım, takımların sırtındaki kambur olarak görüyorum ama işin ucunda para var ve kulüplerin kasasının bu paralara ihtiyacı... Haliyle işlerine geliyor.

Eğer maç trafiği ağır geliyorsa, o vakit şunu söyleyeceksiniz: Bizim kupayı almak gibi bir iddiamız yok, burayı gençlerimizin pişmesi, yedeklerimizin maç pratiğini kaybetmemesi için kullanacağız... Yahut da nasıl ki UEFA Kupası'na çıkıyorsunuz, öyle sahaya çıkacaksınız.

Öbür türlü, araya 2-3 tane genç katayım, biraz da as'lardan serpiştireyim, kendimi fazla da yormayayım ama maçı da alayım derseniz, Ankara(BŞB)Spor karşısındaki Galatasaray gibi oynarsınız.

Ümit Karan'ın golü dışında bir pozisyon yok; Arda Turan eli belinde gezinip duruyor; zavallı Murat Akça, 90 dakika artı uzatmalar boyunca yaprak gibi sallanıp duruyor; Kewell ile Lincoln sahada saklanacak yer arıyor; kaleci Aykut, yine yan toptan gol yemek, altıpas'ta vurulan kafayı seyretmek alışkanlığını sürdürüyor... Kısacası garip, evlere şenlik bir oyun... Eğer, yedekleri, gençleri ısıtacaksanız o zaman bu maçlara da takımın başında yedek hoca olarak Cevat Bey çıksın, pratiğini kaybetmesin!

Yine de, 1-1 bittiğine de dua etmek gerek, Mavi Beyazlılar da kazanabilirdi. Sanırım, bu halde de yönetim Skibbe'nin arkasında durmaya devam ederdi...

İşin diğer tarafına gelirsek; Belediye'nin takımı Ankaraspor'un varlık sebebini sorgulamak gerek. Küçük yerlerin sosyal etkinlik maksatlı takımları dışında hele de Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerin belediyelerinin binlerce doları yeşil sahalara yatırmasına en başından beri karşıyım. Bir yandan kamyonla borcunuz olacak, bir sürü alt-yapı üst yapı eksikliği bulunacak, diğer yandan halkın vergilerini buraya harcayacaksınız.

Futbol takımı kurup para dağıtacağınıza, belediye otobüsü fiyatlarını indirin... Bunun iktidarla alakası yok, kim olursa olsun, hangi parti gelirse gelsin...

Ankara'da Ankaragücü, Gençlerbirliği, Hacettepe varken ve ekonomik zorluklar çekerken, bir de Belediye'nin takımının olmasının izah edilebilecek bir mânası yok. Hakeza İstanbul için de bu geçerli.

Basketboldan, voleyboldan bahsedeceksek takımı olmayan şehrin belediyesinin, bulunduğu yörenin sosyal ortamına katkı için takım kurmasını anlıyorum; burada da kendi gençlerine, kendi altyapısına önem vermesi gerektiğine inanıyorum. Gerisi halkın paralarını harcama faaliyetidir!

Tıpkı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'ndaki havai fişek gösterileri gibi... Trilyonlar havaya saçıldı, onca şehidimiz, onların aileleri, okutulacak çocukları varken; 10. yılını geride bıraktığımız depremin vergileri alınmaya devam ederken, ekonomik kriz varken, millet meteliğe kurşun atmaya hazırlanırken, yurdumun 4 bir yanında patada kütede havai para gösterisi!  

PS: Elina Brotherus ya da DARALKIZ'IN TEŞHİRİ

Kuzey Avrupa ülkeleri malum basık atmosferli, soğuk, kasvetli, bunalım yerlerdir, diğer yandan da refah düzeyleri yüksektir; gençlerinin bizdeki gibi kaygıları, gelecek endişeleri yoktur ama bir boşlukta yüzerler... Ruh halleri Trainspotting'teki tiplere benzer yahut da hani iktisadi bir benzetmeyle stagflasyon gibidirler... Paradoksal bir durumları vardır.

İstiklâl Caddesi'ndeki YKB Kazım Taşkent Sanat Galerisi'ndeki Elina Brotherus'un fotoğraf sergisi de bu ruh hâlinin tezahürü... Psikolog veya patolog olmaya gerek yok.

2 satır katalogdan, 3 satır ''sanatçı''nın söylediklerin alıp 1-2 satır da laf salatasıyla süslemek suretiyle ''sergi yorumu'' yazmadığıma göre... Gördüğümü yorumlayabilirim.

Canı sıkılan Finlandiyalı Daralkız, almış fotoğraf makinesini gayet realist realist çekmiş bedenini; çıkmış bir tepeye her yerde bulabileceğin dağı bayırı, taşı toprağı çekmiş.  

Gustave Courbet'in yapıldığı dönemi de düşünürseniz realizm'in uç noktası L'origine du Monde tablosunda bir estetik vardır, estetik tartışmaya malzeme olacak bir sanat vardır mesela, fakat Elina Brotherus'un fotoğraflarında bu yok.

Model veya tasarım olarak kendi bedenini kullanmak yeni bir şey değil, Nü fotoğraf-resim ve hatta performans-happening hiç yeni değil... Zaten, Nü'de çok ince çizgiler, sınırlar vardır; estetik ile erotik, pornografik, bayağı-Kitsch olma halleri arasında...

Brotherus'unkilerde bunlar da yok, ''Canım çok sıkıldı fotoğraf makinesini ayarladım, geçtim karşısına çektim!'' İyi de bize ne! Hani ''Sanat için soyunurum'' klişesi vardır ya, fakat bu sanat değil!

Banyodan çıkmışsın buhar kaplı aynanın karşısına geçmişsin, buhar dağıldıkça aynadaki aksin görünür hale gelmiş, bunu videoya çekip seyrettirmen de sanat değil. Daha önce nerelerde ''sergi''lendiği(n) de, ''sanat piyasası''nın hangi sonradan görmesi ne kadar para vermiş senin bir fotoğraf karene beni ilgilendirmiyor. Artık günümüzde bunlar ölçü olmaktan çıktı.

Benim şaştığım şu, küratör de Rene Block, bir de gayet derin analizler yazılmış hakkında...

Hayır, benim asıl merak ettiğim... Finli Daralkız değil de, bizden bir Emo, kalkıp gelse ve çektim sergileyin dese asacak mısınız koca sanat galerisinin duvarına?!

Sakın, insanı ahlak kumkumalığı yapıyormuş, sanat düşmanlığı ediyormuş durumuna sokmayın, ben çekip getireceğim, koyacak mısınız?!

Videosunu da çekerim, yanında da 2-3 manzara, dağ taş bulurum. Üstüne alıntı-gönderme yapılacak bir metin, şarkı, oratoryo, yazacak bir şeyler de iliştiririm. Sorun şu ki bunun adı sanat, yapılanın adı da sergi olmaz, olsa olsa teşhir olur...

Teşhircilik huyum yoktur ama yine de ısrar ederseniz ''Sanat için soyunurum!''  

Ultraspor-30 Ekim 2008

















































Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
NBA Final-7: Hakem kararıyla
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyor
NBA Final-5: Beraber ve Solo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yok
NBA Final: 2 numaralı adam görevde
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklar
NBA Finali'nin kaderini çizecek 10 şey
Aynen indiraGandi
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
New York Modası ve Kunta Kinte Kız
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin
Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Paul Pierce, Dumansız hava Sahası'nı ihlâl etti (22.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm