Tunç Özgörener şiirler  Tunç Özgörener'in köşesi
Bookmark and Share Yeni bir yaşa girince havai fişek atan ya da kendi içine kapanıp muhasebe yapan biri değilimdir. Hayatta kendime dair büyük pişmanlıklar da taşımam; hayıflandığım kader oyunları vardır kuşkusuz, hatalarım, yanlış tercihlerim... Fakat aynaya baktığımda utanç duymayacak olmak ve dik durabilmek... Neyse neyse, bu yıl kendime özel birşey yapmak ve vakt-i zamânında Varlık ve Nar ile Global'de çıkmış olanlarla, bir de ayrı bir hikâye de olsa hiç çıkmayan bir dergi için askerdeyken bitirdiğim anonimleşen bir şiirimle, bir aforizmayı burada tekrar sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü, bunlar dergi sayfalarında kaldılar, evet bugün bu dergiler meraklıların koleksiyonunda, arşivinde olabilir; bende de eski Broy'lar, Adam Sanat, başka dergiler mevcut, arada açıp bakarım ya da bir şeyleri hatırlamak için başvururum ama kaç kişide vardır ki...

Dolayısıyla, onlara mini bir antoloji ile tekrar bir hayat vermeyi istedim. Yenileri mi? Yıllar önce bir panelde dediğim gibi, şiir benim zevkim ve yayınlatacağım ortam zevkimden fedâkarlık gerektiriyorsa yazar çekmeceme koyarım. Kimbilir, belki bir gün onları da çekmeceden çıkartırım... Yine de, ondan önce yakında başka bir şey daha yapacağım ve bana İhdâ Bey diyen rahmetli dedem Tahir Olgaç'ı da anacağım bir vesileyle...


güzelçe...

herkes bilir... seni sevdiğimi, sevdiğimi!
ellerinin büyüsünü... beni nasıl delirttiğini;
her bahar öncesi
havadaki cemreyle saçlarına düşen kıvılcımların,
ruhumu ateşe verdiğini bütün istanbul’lar bilir!
aaahhhh... hep uçurum kenarıydı sevgim, çok rüzgâr yedim!
ve şimdi... hayat doğum yapıyor bulut gözlerimde;
gözlerimde, avuçla tarihim yazılı çünkü onlarda...
durma, neresi, neresi ruhumun en derin yeri...
orada sakla, sakla benim için bedenini,
aç! kösnü bu, bir hortum, girdap, boşluk.
gözkamaştırıcı parıltılarla ineceğiz yere;
kalmayacak! ayakizlerimiz sıcak asfaltta...
korkularımızı ve zamân’ın yüzünü çevirip kendimize
tatlı onaltı, sert onsekiz halimizle; öyle tutuşup ellerimiz
yanarken... koşacağız arkasokaklarımızda
nefessiz, kalbimizin en deli ritm’leri ellerimizde
sarıl; sarıl; sarıl; çağımızın en trajik 19 ağustos’u bu!
yıllar, aylar, haftalar, günler, saatler, dakikalar, saniyeler, saliseler...
şimdi... herkes bilir seni nasıl, nasıl sevdiğimi!
sırılsıklam olduğumu, sigara dumanından yağmurlar altında,
ad’ını verdiğimi bu kentin bütün sokaklarına, “herkes bilir!”
terden rengarenk avuçlarımla apartman boşluklarını boyadığımı,
ten rengini, en çok senin teninin rengini sevdiğimi de...
ve artık, birer birer batarken neon’dan istanbul’lar...
güneşin ilk ışığını  doldurabilmenin telaşıyla
kendi ardımdan koşuyorum, çığlık çığlığa yiten karanlıklarda,
hep uçurum kenarıydı... sevgim... çok rüzgâr yedim!

Nar

devinim

satırsonlarına
nefessiz yetişmek;
güzelçe'm,
yola çıkıp varmadan bir başka şehir'e... inmek aynı kent'te!
durup ateş yakmak;
yakmak!
teğet çizmek; her r.e.m.'in ortanoktasında,
boğulmak...
soluğunu göreceksin rüzgârın...
soluğunu diyorum; göreceksin!
parmakların, ince uzun narin ve kırılacak gibi,
o kadar hassas ve öyle yırtıcı ki,
porselen bir pençe, heran yırtmasından korktuğum!
kendine has bir bükülmesi olan.
ve şimdi...
burada: bulunduğumuz noktada
zaman'ımız taze tanyeri gölgesi güzelçe'm.
ve artık
devinim dörtlüsü başlıyor çalmaya!
satırbaşlarından
nefessiz yetişmek;
satırsonlarına
nokta

Varlık

d

sakın!..
yabana atmayın, her şeyin geçici olduğu fikrini;
görevlerini tamamladıklarını anladıkları anda yokolacaklarını bilin...
zamân: duvarlara, mor duvarlara iliştirilmiş güller,
ki yapraklanan, griye çalar mavi renkte sulara dalan
intihârlarıyla...
haritalar, kerteriz, enlem ve boylamlar;
ya
da
nehirler,
nehirler,
nehirler,
hepsi de ayrı bir ses tonundan;
hepsi, yeri geldiğinde, evet kuşkusuz ki, yeri geldiğinde yerinde bir
şelâle olma arzusunu taşımaktadır ihtiraslı göğsünde
ya da
nehirler, nehirler, nehirler,
hepsi de ayrı bir ses tonundan;
hepsi, üç defa üstüste ve defalarca tekrar edilen
yanıp tutuşan
ve zamân’a kendini veren...
ihtiraslarıyla, tarihin bir ‘’nota’’sında başrol oynamanın!
herhangi bir notasında tarihin
şöyle de denilebilir iki nokta üstüste zamân virgül var ve yokolan nokta
bir nokta’dan sonra yazmaya devam etmenin sorumluluğuyla
yine karşınıza çıkıyor her şeyi birden ve aynı anda söylemeye çalışmanın
tutkusu. tutkusu.
evet! tutkulu bir şenlik haliyle devam edelim
durmayın... durmayın...
göremeyeceksiniz; sağıredecek,
bilinçaltınız harekete geçecek
‘’kızıl valentine’’... sağır edecek, işgal edecek!

Global

söyle...

neresi olmasını istiyorsan ;
bir gecenin en gece yeri, beni
bekle! tam orada...
aydınlığa, ki bozbulanık olabilir; ya
da
arkasokaklarımdan ve ortayere
bırakılmış renksiz kadınlarımdan
geçen karanlığa; aldanma
sakın!
ve duyarsan bir ses iki nokta üstüste
konuşma işareti cave canem!
y a da,
sont lets mots qui vont trés bien ensemble...
tekrar et!
birbiriyle çok iyi giden kelimeleri seç ki,
bulacaksın karşında merdivenleri;
göndermelerin tükendiği; ulaşamadan hiçbir yere...
ama
ulaştığı, herşeyin tükendiği bir yere...

Varlık

bin intihâr’ın ta’rizsel mektupları

-biz ölmedik; bırakıp da gittik!
diye başlayan mektuplar atılır;
kimsesiz adreslerime.
güneşin çatılarla çatışmaya giriştiği bir militan İstanbul sabahından…
çalarken; cenaze arabalarına ''bir müsait zamanda mesela saat on’da
                            buluşalım kordon’da
                            der gibi geldi bana''
                            şarkısını ölüm
var; herkesin en sabah yerinden kendini terkettiği sokakaraları
var; yalnızlıklarını boş meydanlarda akort eden notasız bandolar
var; en son moda intihâr mektupları bir çığırtkan çocuğun avuç’unda
    -son haykırışlarımda, senin için yakarışlarımı yadigâr bırakıp,
     öyle gidiyorum…
diyen vedâlar var!
derme çatma gecelerimden,
yalnız bir intihâr sabahıyla doğan tümden iri cüssesiyle bir istanbul'a…
asarken; günübirlik intihâr listelerini kerteriz duvarlarıma ölüm
var; çok fazla ünlem, çok fazla kanrengi gül, çok fazla ''var''
var; ''Ölüm tarihi tabutun altındadır''lı pastörize ilanlar
var; geceden kalma çiğlerin dallandığı tahta-puş'larda gözkemerleri
    -mirasımdır; intihâr'ımın şeref madalyası, duvara asın!
yazılı kekre vasiyetler dikilir;
tüccar terzi teyzelerime.
gün yüzünü gül yüzünden saklar umutsuz istanbul'larda…
yapraklandırırken; çocukgüllerin tümden üşüttüğü bir akşamüstünde
                                güllerin ayaklarına diken
                                                ekip
                                                ölüm
var; vakitsiz vak'aların yazarı vak'a-nüvis'lerin sırçasız kitapları
en eskicilerin köhnemiş balkonlarınızı aldığı,
sokak sokak, bölük bölük, gözü yaşlı babaların ağıtları var!
    ''bir hayat sonunu buldu;
     sonbaharın ıslattığı sokakaralarında…
     ve bir sabah kopartıp bir avuç şafak yürüdü gitti!
     oysa cengaverdi, oysa aslandı, oysa yapayalnızdı…
     bilmezdi birzamanlar oysaları'nın sonsuz olduğunu
     ve adını unuttu da sevdasını unutmadı öyle gitti!
     adsız hapların içildiği; bileklerin
     kör bıçaklarla törpülendiği; nalburlardan
     yağlı urganlar alındığı kimsesiz adreslere
     uçuverdi… sıska gölgesi hâlâ orada
     bir ipin ucunda saklanıyor…''
mezarına başlık bulunmayan yârdan
yarınlarımıza mektuplar var!
    -bak postacı geliyor; selam veriyor…
Varlık

neon bahçeleri'nde...

modern bir kent masalı üflüyorum kalbine!
alıveriyorsun; geceyi asılı durduğu yerden...
tutkunun kesif ritmleri sarıyor ruhumuzu,
önce kısa bir ''bi''
ve ardından koca bir ''bop''la sarsılıyoruz!
her nota gökyüzünde bir delik açıyor
masal olmayan masallar dolanıyor bedenimizde...
akıp gidiyor, bak... birbirimize ait pırıltılar,
helezon kanallı mürekkep pıhtıları vadisi'nde;
yoldan çıkıyoruz, seçilmemiş hayatın tepelerine!
her kanat çırpışımızda azar azar kaybolmakta,
silinmekte... altımızdaki uçsuz bucaksız olan ''herşey'',
gecenin sessiz karanlığı alıp götürüyor dünyayı,
işte... asma neon bahçeleri, kapılarını açıyor bize
dudaklarımızdan saklı oyunların kösnüsü dökülüyor!
büyünün ramp ışıklarında beden bedene durup
gökyüzündeki elmaşekerleri'nden bahsediyoruz;
ve sarı bir kent masalı daha üflüyorum
kalbine!
ayın görünmeyen yüzünde...
Global

ateşin en büyük topları

karardı işte,
gökyüzü…
gün ortasında kapanıyor bulutların arası!
az bir vakit geçsin,
kalmayacak… bir nebze ışık bile;
sönecek! çok yakışıklı gözlerimizin feri gibi
herşey…
sapsarı bir gece başlayacak buğulu pencerede.
o,
karşımızda yine, oysa, biz… 
ateşin en büyük topları dilimizde,
bir kapı aralığında ya da puslanmış bir pencerenin ardında
uzakta olma hissimizi taşıyoruz
sol üst cebimizde!
bakışlarımız
mağrur
hepbirbaşkayerdeolma…
kesik kesik, kösnül, orası burası karalanmış,
ilk akla nasıl gelirse öyle yazılmış
kişisel tarih kitaplarımızdan sayfalar
var; avuçiçlerimizde…
bakışlarımız
karanlıktakalmış…
son bir vuruşmadan önce
gözlerim… aşıp varıyor olduğun yere
herneresiyse…
Varlık

unutmayınız...


bir vicdân azâbı’dır alfred nobel
ünlem
Global

sensiz...


bu sabah uyandığımda,
sen
kokuyordu ağızım...
uzun zamândır buluttu etraf,
yağmur başlamış geceleyin, durmayacağını sandım...
beni sensiz bırakmışlardı;
yağmurda tepindim, bağırdım, tepindim, yuvarlandım,
hatırlamadım!
aldırmadım, ne rüzgâr’a, ne göğün gürüldemesine!
e.e. cummings’in o çok sevdiğim iki mısrâsını,
    ''hiçkimsenin , yağmurun bile
    böyle küçük elleri yoktur''
haykırdım;
içimden küçük harflerle haykırdım...
sonra
sonra
sonra
oturdum,
ağladım...
hep derler ya küçük bir çocukmuşum gibi
ağladım...
oysa ben,
ben,
koca bir adam oldum sanıyordum!
bu sabah uyandığımda,
bir şeyler eksikti...
ben’i,
sen’siz bırakmışlardı!

(hatay’da askerdeyken bitirmiş ve hiç çıkmayan bir dergiye göndermek için hazırlamıştım; sonra global'de çıktı. askerdeyken gören bazı arkadaşlarım, izin isteyerek kendi ''aşk'' mektuplarında kullanmışlar, gören başkaları da almıştı; alanlardan bir kısmı kimin yazdığını bilmiyor, bazıları biliyordu, bir nevii anonimleşmişti... o günlerden evine, yuvasına sağ salim dönenlere selam, dönemeyenlere tekrar rahmet olsun...)

25 Ağustos 2009
Tunç Özgörener'e ulaşmak içinn
2012, aslında 2012 değil... VII
2012, aslında 2012 değil... VI
2012, aslında 2012 değil... V
2012, aslında 2012 değil... IV
2012, aslında 2012 değil... III
2012, aslında 2012 değil... II
2012, aslında 2012 değil... I
En Son Yazısıı
Impreratore Fatih Terim ve
Büyük Birnam Ormanı
Muazzam Karşılık Çelik Bey'in ardından.
Ne Mutlu Türküm Diyene dedirtmeyecekler
Kadına Şiddette Son Nokta:
Gerçek Hayat buzlanmaz
Umutsuz Twitter Kadınları
NBA Final Serisi 6.Maç Yorum-video
NBA Final Serisi 5.Maç Yorum-video
NBA Final Serisi 4.Maç Yorum-video
NBA Final Serisi 3.Maç Yorum-video
NBA Final Serisi 2.Maç Yorum-video
NBA Final Serisi 1.Maç Yorum-video
Rakkase Bernie Baba
Aldatılışımın 1. sene-i devriyesi
Royal Wedding ya da AMS...
İşte bütün mesele bu....
32 kısım tekmili birden
Bahar Yorgunluğuu
Asıl bizim ruhumuz davacı!
Başka kabusların insanlarıı
Michaelin Yıldızı olmadan
Master değil anca KastırChef olurr
Al sana desibel desibel
bağırtma rekoru!u
Bülent Korkmaz neden ''Kaptan Bülent'' oldu da Arda Turan....
Sanat hayatın alışveriş torbasını hafifletmek için midirr
Fenerbahçe neden elendii
Kadına Karşı Şiddete Evet!!
DallayDallama Der ki:
Kadınların %99'uu
Ey Ruh geldiysen üçlü çektir!
1964 - .... Vedâ ederkenn
Yedi Kocalı Hürmüz ile
Dünyayı Kurtaran Adam....
Solucan Deliği'nde yeni yıl kutlamasıı
Birlikte yaşayalım da nasıl yaşayalım?!
Facebook duyarlılığı yerine gerçek kampanya yapın!
Iverson ile Coaching Hastalığı Rehberi
Wikileaks belgeleri Julian Assange,
Yeni Arabistanlı Lawrencee
Atatürk hangi takımı tutuyorduu
Hagi ile Rijkaard'ın ne farkı var.
Tarkan'la yatak odası belgeselii
Hayatta yapmak isteyip de yapamayacağım 10 Şey
En son sevindiğinde ne olmuştu?
Hagi kuş mu konduracak?
Fatmagül'ün pardon Kadın Basketbolu'nun suçu ne?
Gandalf'ı beklerken Sarumane
İsmet X-Bilen'in günahı ne?
Sarpi, küçük Hiddink, Yaşam Coachluğu Merkezi buyrun!
Bir Baldırı Çıplak, bir Komik, bir Edi etmezsin sen Kenan!
Bize daha çok deli gerek Kenan!
Asiye Basketbol nasıl kurtulur?
Yuhalamanın dayanılmaz hafifliğe ve bir garip Leyla Vak'asıa
Övünür müsün Dövünür müsünn
Marslılar gelse Fisher Humması olurr
Ucuz sıyırdıkk
Hedef Coni ama....
Sözlerimi geri alamam....
Dehşet Yolcularıı
Dağ Başını Duman Almışş
2. Zafer Bayramı olsun!
WC'de Kaderimizi Çizecek 10 Şryy
Dev Aynasından bakıp
ruh obezi oldukk
Hababam Sınıfı Korosu Galatasaray için söylüyor: Fesüpanallahh
Ertan Hatipoğlu ve maillerii
Ne olacak bu 12 Dev'in hâli?!
Büyük Birnam Ormanı'ndaki İrlandalılar... Tribünler aşağıya inmediği sürecee
Memleket, Meseret meselesi ve Kopkoplaşmakk
Rijkaard ve Gandalf....
Sanatla yoğuşmak istiyorumm
Türk bisikletseverinin zenci düşkünlüğüü
Özendiğim tek adamm
Ruh İkizimi bulamadım
Yuh İkizim ile....
NBA Final-7: Hakem kararıylaa
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyorr
NBA Final-5: Beraber ve Soloo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yokk
NBA Final: 2 numaralı adam görevdee
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsüü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklarr
NBA Finali'nin kaderini çizecek10şeyy
Aynen İndiragandi, indirapartii
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorumm
Aldatıldım!m
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günüü
Raffi Portakal ile antini kuntinlerr
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsunn
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosuu
Roma'yı da biz yaktık!!
Bogdan İşlerr
Galatasaray'a Başkan'sann
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazark
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi....
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Portakal ile memleketi kurtarmakk
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gedikz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkıı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığınız.
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken derss
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdırr
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlarr
Kankırmızı kapkara 1 günün hâtıratıı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 para etmezsiniz!!
Daum ile Dopingg
Derbiye dair korkularımm
Nefes'in Nefes'ime
dizilerle yazılan tarihh
Yendik Mi Lan!!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosuu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienalii
New York Modası ve Kunta Kinte Kız
Kanlı para ve yıkılan anıtt
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâlii
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanımm
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikletii
Pasifik Sardalyaları'nın vahşi yaşam savaşıı
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Kutsal ve ''Aziz'' Michael Jackson!..
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabıı
Efes Pilsen neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurss
Yenisi gelince eskisi unutulacak bir cinai kurbân.
Fenerbahçe neden kaybettii
Laf eden taş olur!..
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar....
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuzz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin.....
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesii
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlarr
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesii
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum....
Bilimin kıçına şaplakk
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey..
Lovegrove Fantezilerii
2008 Arşivi
Hatamla Sev Beni)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Âlimler ve Câhiller (11.09)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Lejyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Paul Pierce, Dumansız hava Sahası'nı ihlâl etti (22.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif Top10'u 
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili 
Hacienda Ceylan Çaplı 
2007'nin Top 10'u )
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... NBA haberleri, NBA videoları Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm