Herşeyi
de devletten beklememek lazım... Eskiden, ödediğimiz vergiler
yol-su-elektrik olarak bize geri dönerdi ya da döndüğünü sanırdık...
Eğer, vergisini ödemek iyi bir vatandaşlık ise, ki öyledir... Bu
ülkenin yıllardır en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Çünkü, onlar peşinen ekstradan vergi öderler. İkinci sınıf vatandaş
muammelesi görürler ve şimdi artık iyicene itilip kakılmaya
başlayacaklar, kendi paralarıyla rezil olacaklar. Dumansız Hava
Sahasıcılar, sigara dumanının ani bebek ölümlerine neden olduğunu
söyler
ama bunun bilimsel bir istatistiği yokken yeni doğan ünitelerinde
bebeler sapır sapır ölür bu memlekette... Çocuk sağlığını korumak için
barda pavyonda sigara içilmesin de, gecenin üçünde barda bebek mi dans
eder ki...
Sigara sağlığa zararlıdır...
Hormonlu,
genetiği ile oynanmış tohumlardan üretilen, üzerinde tarımsal ilaç
artıkları olan gıdalar sağlığa zararlı değildir... Onları sağlıklı
yaşam diye bol bol tüketirsiniz...
Sigara içenler başkalarının sağlığı ile oynuyor...
Çin'in
kendisinin bile son resmi raporuyla kabul ettiği; deride ve solunum
sisteminde enfeksiyona yolaçan formaldehit maddesinin aşırı
miktarda bulunduğunu çocuk giysilerini satanlar, çocuk sağlığıyla
oynamıyor... O malları ucuz diye alıp
evlatlarınıza gönül rahatlığıyla giydirirsiniz...
Bu
örnekler çoğaltırılır gider... Aynı kızartma yağında 5000 defa patates
kızartıp satan sağlığınızla oynamaz, ya da onu bireysel olarak
denetlemezsiniz ama yanınızda açıkhavada bile sigara içenin dumanına
öf-püf dersiniz... Döner diye at etini de, tavuk döner diye martıyı da
satarlar afiyetle mideye indirir, hergün içeriğine bakmadan bilmem kaç
tane kimyasal madde bulunan hazır gıdayı yer içer, çocuğunuza yedirir,
üzerinize giydiğiniz gömleğin, tişörtün, elbisenin boyasının ne türden
olduğunu bilmezsiniz, bozuk peynirleri içine beyaz boya da
katıp
tekrar yedirirler, kaşar diye patetes püresi verirler satın alırsınız...
Televizyonlarda
demokrasi, fikir ve söz söyleme hürriyeti kisvesi altında bu memleketin
dibine dinamit koyan, koyacak bir sürü şey söylenir RTÜK sesini
çıkartmaz, siz dinler, seyredersiniz; bir dizide rakı, sigara görülse
şikayet hattına telefon yağdırırsınız, RTÜK cezayı keser... Geceyarısı
yayınlanan filmler mozaiklenen sigara yüzünden seyredilmez hâle gelir,
bir de içki bardağı girdi mi ekran tamamen moziklenir bu saatte hangi
çocuk ayaktadır, hangi çocuğa kötü örnek olacaktır, benim televizyonda
temiz film seyretme hürriyetim yok mudur demez onu da seyredersiniz...
Şirketinizdeki
yeri kaplayan halının ayağınızın altındaki tozu, çamuru, havalandırma
vasıtasıyla ciğerlerinize işlemesine sesinizi çıkartmaz, mevcut
havalandırma sisteminin içeride kişi başına düşen oksijen miktarını
sağlayıp sağlamadığını sorgulamazsınız ama yan masada birisi sigara
yaksa ortalığı birbirine katarsınız...
Yıllardır bu memlekette kaçak rakısından kaçak etine kadar herkes herkesin
sağlığı ile oynar. Memlekette ahlak
sükût ettikten sonra siz Pollyannacılık
oynamaya devam edin.
Ben,
şahsım adına, 19 Temmuz itibarı ile çok zorunlu haller dışında kapalı
lokantaya, cafeye, bara, pavyona ve özellikle de alışveriş
merkezlerinin yiyecek içecek alanlarına oturup para harcamam, kendi
paramla rezil olamam...
Amerika'da bir zamanlar zencilerin bile bundan daha çok hakkı vardı!