Etraf ''Yaşam Coachu''ndan geçilmiyor; Zeki-Metin'in Devekuşu Kabere'de
geleceği gördüğünün bir belgesi ''Fal Bilim Merkezi Buyrun!''un
cover'ını ''Yaşam Coachluğu Merkezi Buyrun!'' diye yapabiliriz
pekâla... Malumunuz
bizde, her kahvede de en az 11 tane futbol antrenörü mevcuttur ki
bunların hepsi de Milli Takım çalıştırabilecek seviyededir; üzerine 22
futbol ilahı ve en az 3 tane ''Spor Yorumcusu'' vardır... Üstelik, metrekareye düşen 10 kişiden en
az 6'sı şair- yazar, kalan 4'ü de ya yazar ya da şairdir, bir de hem
gurme, hem şair-yazar, hem de kaşif olanlarımız bulunur. Yalnız şu da
var, ''Herkes kendini Teknik Direktör sanıyor'' diyerek de bir takım
eleştirilerden kurtulmak, hatalarından sıyrılmak da gayet ucuz ve
kolaydır...
Dolayısıyla
Guus Hiddink'in Türkiye'deki ikinci macerası da kısa süreli olabilir...
Hoş, dünyanın tazminatını alıp gider bize Almanlardan üç yemiş olmanın
utancı kalır. Kaldı ki, Almanların tuzağına aval aval düşmüş olmamız da
ayrı bir mevzuu... 
Eskiden şerefli mağlubiyetler vardı, bu seferki öyle de değildi.
Açıkcası 2-0'dan sonrasına bakmadım, dolayısıyla 3. gölü görmedim, maç
sonrası -muhtemelen- hezeyan ve eleştiri bombardımanlarını dinlemedim,
tekrarları da takip etmedim. İkilik olana dek ki manzara yeteri kadar
sinirimi bozdu.
Sinirimi bozan bir diğer faktör de devre arasında zaplarken karşıma
çıkan televizyonda ''Yaşam Coachluğu'' yaptığını iddia eden çiçek böcek
kadındı. İyi isteyin iyi olsun, 21 gün her akşam uyumadan önce
istediğiniz şeyi olmuş gibi hayal edin, bilmem ne şakranızı açın,
isminizden analiz yapayım vıdı vıdı vıdı... Milleti Nickelodeon'un
Shikato'su yerine koyuyorlar!
Biz, Hiddink'di Terim'di, oydu buydu boşuna para veriyoruz. Verin
hanımefendiye Milli Takım Teknik Direktörlüğü'nü seçsin bir kahvemizden
güzide 22 insanımızı ''Coach''luklarını yapsın, çıkartsın sahaya
Almanya'ya 6, Brezilya'ya 5 atalım olsun bitsin...
Şimdi, hanımefendi der ki yeteri kadar istemediler, şaklarını
kapalıydı, bahane bol nasılsa...
Başarısız olursan ''kabahatli sensin yeteri kadar istemedin, şakran
kapalı, evrenin enerjisini kendine çağırmadın'' vıdı vıdı, eskaza
olursa ''bak gördün mü''...
Dolayısıyla verin Asiye Basketbol Nasıl Kurtulur
formülü'nün 3. Maddesi'ni revire edip bunlar Coach olsun demek gerek...
Yine de bütün bunlar Hiddink'in kabahatlerini örtmez.
Maç öncesi Twitter'da şunu yazmıştım... ''Biz futboldan anlamıyoruz
gelen-giden Sarpi'yi bek oynatıyor koridoru E5 oluyor gol yeniyor sonra
yine biri orada oynatılıyor şimdi de solda''...
Böyle bir sorunumuz var... İlk 2 gol de Sabri'nin hatasıyla başlayan
pozisyonlarda yenildi... Skippe mi ilk önce yaptıydı hatırlamıyorum,
ihtiyaçtan ya da onu geriden hücuma kanatları desteklesin fikriyle mi
her ne içinse Sabri oraya yapıştı.
Hücuma katkısı tartışılır ama savunmada etkisiz eleman değil düzen
bozucu ve hernasılsa tribünde insanlar
saç baş yolarken kenarda Teknik Direktörler oynatıyor.
Kuşkusuz, Almanya Hezimeti'nin tek sorumlusu o değildi.
Hiddink sahaya takımı 5 yememek maksadıyla, eğer uyutup da arada 1 tane
atarsam belki beraberliği kurtarırım zihniyetiyle çıkartmıştı. Mehmet
Aurelio da sakatlanınca zincirleme reaksiyon başladı.
Sahadaki oyuncularımız da bir tuhaf ruh haliyle oynayınca daha maçın
hemen başında anlaşılan son vakî oldu.
Hatalardan bir diğeri de karşılaşmayı Mesut Özil'in Alman formasını
seçmiş olmasına endeksleyip oyunu da Nuri Şahin üzerine kurmuş olmamız.
Mesut'un karşısına Mesut'u koyduk, bir denklik, Entegrasyon hatta
üstünlük yarışı yarattık.
Almanlar da zekice bunu pompaladı.
Bilet kısıtlaması yapmadı, tarihi mânâsı da olan Hitler'in Ari Irk
gövde gösterisi için inşaa ettirdiği, Turgay Şeren'in Berlin Kaplanı
olduğu Berlin Olimpiyat Stadyumu'nun kapılarını açıp ''Gurbetçiler''in
doldurmasına izin verdi, Milli Marşları bir yabancıya Türk tenor Cenk
Bıyık'a okuttu; maç öncesi Mesut Özil'i çok akıllıca kullandılar,
üzerine toyluk zamanında geldiği Fenerbahçe'den haksız biçimde
kovulan Löw, sahadışı taktiğiyle ''Keşke Nuri Şahin bizi tercih
etseydi'' diye, onu nasıl da kullanırdık, siz kullanamıyorsunuz, biz de
olsa o da şimdi Barcelona'da oynardı tarzında bir pohpohlama yaptı...
Almanya'da oynayan Türkleri yere göğe koyamadılar ve bütün psikolojik
ortamı hazırladılar. Biz de Halil'i Mesut'a karşı konuşturarak
ekmeklerine yağ sürdük.
Yenilmemiz için yeterli kayganlıkta zemini hazırlamışlardı biz de pati
çekip oturduk yere...
Hiddink'e dönersek, ''Kaybetmek kimsenin hoşuna gitmez ama realist
olmak lazım. FIFA klasmanının 3 numarasına yenilmek normal bir
sonuç''... Sözlerinden sonra hemen kovarım!
Neden?
Bernd Schuster, Real Madrid'den neden kovulmuştu hatırlayınız. Nou
Camp öncesi ''Barcelona'yı
yenmemiz imkânsız'' dediği için Mor Beyazlılar'ı şampiyon yapmış
ve Kral Kupası'nda 5-2'nin rövanşında Barça'yı 4'lemiş
olmasına rağmen...
Büyüklüğün ölçüsü bazen budur... Çıkar 5 yerim ama Teknik Direktörüm
maç öncesi ''Yenmemiz imkânsız'' ya da maç sonrası ''Yenilmemiz
normal'' diyemez, bizi küçültemez!
|