Sanatsal
(Kitsch) Vaziyetler
Geçen PS'te ''elimizde
olmayan teknik bir arıza nedeniyle'' plastik sanatlara yer verememiş
olmanın üzüntüsünü taşıyorum. Öncelikle, şu sözlerin mânası üzerine
düşünmenizi ev ödevi olarak veriyorum:''(...) işlerinin oluş durumunu
da biyolojik bir yaklaşımla ölesiye değerlendirmişe benziyor. Soğumuş,
buruşuk, tıbbi bakışla döküntü lezzetindeki derimsi yapıtları, uzam ve
zamana öngörüsüz bir tensellikle nakşedilmiş aykırı, devasa dövmelerin,
mekâna enjekte, taşkın imgelerini çağrıştırıyor.'' (*)
Dönelim,
fotoğrafa... Juergen Teller ve Simon Periton'un 14 Haziran'a kadar
Galerist'te devam eden sergilerine... Her ikisi de ''Kitsch''... Reklam
dünyasının fantastik fotoğrafçısı Teller'in ''Nürnberg''inin altında
çok da hoş sonuç verebilecek bir iç-yolculuk varken Teller, Jeff
Koons'un 1990'ların başında partneri Cicciolina ile ''ürettiği'' Made
in Heaven serisinin benzerini ''yaratmanın'' ötesine gidemediği gibi
estetik seviyesinin bile altında kalmış.
Gerçi fotoğrafları daha önce sanal alemde görmüştüm ama sergi salonunda
görmek başka... Çocukluğunun geçtiği ''Nürnberg Mahkemesi''nin şehri,
suçluluk duygusuyla büyütülmesi, ilkgençliği... Bütün bunlarla
hesaplaşmasını, iç-yolculuğunu sergileyebilirdi, ucuz kareler yerine...
Teller'in Marc Jacobs için yaptığı Victoria Beckham'lı reklam işlerine
bakınca, şahsi işleri o poşet formlu çantayı dahi doldurmuyor.
Geçelim salonun diğer tarafına ''anlamak ancak onun işlerinin sembolize
ettiği derinliği anlama kapasitesine sahip olanlar için
mümkündür''(**) denilen Simon Periton'un ''Bir Yığın
Kelebek''ine...
''Gabi'' yerine koymaya... Öyle janjanlı laflarla tarifelere, ''İstiap
Haddi''nden fazlasını yüklemeye hacet yok.
Ayna veya cam üzerine kağıt yaptığı kalıpları yerleştirip sprey boya
neşretmek suretiyle çeşitli şekiller... Deve üstünde Arap ve etrafını
saran dikenli teller ile sosyal içerik, Kraliçe silueti, renkler,
dikenler, zincirler, makrome'ye elişlerine benzeyen desenler...
Baktığınız zaman çok ''Kitch'' cam üstü resimler.
Alıp evinizin duvarına asarsanız hangi kermesten aldığınızı
sorabilirler! Tabii, ''Paşa Dedem'' tabloları, kütüphanede ağır duran
kitaplarınız varsa yanına asabilirsiniz belki zevk meselesi...
Açıkçası, ''Şahmaran''lı olanları tercih ederim. Bir de şelaleli
olanları filan vardır ki aman onlar uzak dursun...
''Modern-Sanat Borsası''nın değerleri farklı ama eski işlerine de
bakınca kağıttan ''elişi lamba yapıp satanların ne kabahati var'' diye
düşünesim geldi!
(*)
Galerist'in yayınladığı ve zevkle okuduğum gazetenin Mart-Nisan 2008
sayısı, Syf 65, Evrim Altuğ-Tekinsiz Bir Düş İşçisi...
(**) Mart-Nisan
2008 sayısı, Syf 24, Şebnem Kırmacı-Simon Periton'u anlamak...
Ultraspor-21
Mayıs 2008
|