Bazen kendimi fasit daireye
düşmüş bir girdapta sürekli içine çekilir gibi hissediyor, benliğimin
emildiğini duyumsuyor, çok indirbindirgeçli kuantumlara gark oluyor,
persfektifimi kaybediyorum... Kabus gibi, sanki zap yaparken haftanın
her gecesi her kanaldan sürekli konuşan bir Okan Bayülgen'e rastlamak
gibi... Korkuyorum!..
Evet, korkuyorum,
bu gidişle yakında modern sanatla yoğuşamayacağım, salonların kapısına
fotoğrafımı asıp Sanat Düşmanı diye yazıp girişimi yasaklayabilirler...
Oysa, ben, sürekli sanatla yoğuşmak istiyorum!
Hani...
''Soyutlanıp tekil olarak çerçevelendiğinde çok daha
geniş, farklı anlam olasılıkları fırsat yaratır'' ya... Neden, ben,
fırsatlardan yararlanamıyor, sürekli golü kaçırıyorum, yok o ÖÜ ile
alâkalıydı, bu sanattı...
Zekâ seviyem ve
algı kapasitem, felsefi boyutum düşük olabilir, anlıyamıyor, yüksek
sanat seviyesine erişemiyor olabilirim, belki de sanattan nâsibini
almamış bir öküzüm... Oysa çabalıyorum... Bu arada alınganlık
gösterebilecek bütün öküzlerden ve dahi yakınlarından peşinen
özür diliyor, mailimin çöp kutusunu doldurmayacaklarını
umuyorum...
Bir porno sitedeki ucuz bir çıplak kadın pozunun bilgisayara download
edildikten sonra ebadının amorf boyutta büyütülüp print edilmek
suretiyle bir sergi salonuna asılmasının ne gibi bir sanat olduğunu
idrak edemiyor olabilirim, belki idrak kanallarımda bir tıkanıklık
var...
Hani ''bunlara
bakan kişi, görüntüleri incelerken, her şeyiyle
fotoğrafın içine çekiliyor'' ya... Neden, ben hüp diye
içine çekilemiyorum... Ihhh, pek hoş olmayabilirdi.
İnternette porno ve âdi ama sanat galerisinin duvarında sanat
eseri... Gazetelerden kesilmiş haber fotoğraflarının
photo-shop bile gerektirmeden herhangibir tarayıcıda iki katı ebatta
print edilip çervelenmek surtiyle bir sanat galerisine asılmasının da
ne gibi yüksek sanat değeri taşıdığını anlayamamak benim
gabiliğimdir...
O yüzden, Mısır Apartmanı'ndaki Galerist'te 7 Ağustos'a dek
görebileceğiniz Thomas Ruff sergisinin açılışındaki tek
angut bendim herhalde diye düşünüyorum, bütün o kalabalık
sanatla yıkanırken... Angut biliyorsunuz bir kuştur, lisede bir
matematik hocamız vardı, sen hiç angut gördündün mü diye sorardı, ıhhh
öretmenim dediğinde şıp diye yapıştırırdı, hiç aynaya bakmaz mısın
diye... 1-2-3 tamam da her kızdığında aynı tiyatro olurdu. En sonunda
gördüm demiş ve ayna hareketi yapmıştım... Neyse, lise anılarına
girmeyelim...
Merakımı cezbeden, yoldan geçen her-hangi-biri bu anlı şanlı sanat
galerilerinden birinin kapısını çalıp bunlar benim eserlerim dese
sergilerler mi?!
Ah, evet, koskoca Thomas Ruff!..
Sorun da burada... son çeyrek yüzyılda yaratılan bir sanat piyasası,
borsası ve burada değerlenen süpeküle edilen kağıtların, metaların
varolması.
Çocuk masalı, fabl'dır ama sanki bugünün dünyasını tarif eder, kralı
olmayan kumaşla giydiren uyanık terziler gibiler, ortada bir sanat
eseri, şah-ı eseri olmasa da sergiyi gezip herkes varmış gibi
davranınca siz de varmış gibi
davranma gereği hissediyorsunuz...
Bir nevii Pavlov'un...
Geçelim, Yapı Kredi'nin Tünel'e giderken sokaktan görülen otel
tabelaları sergisine...
Cidden dışarıdan bakınca öyle algılanıyor. Beyoğlu'ndaki, Laleli,
Aksaray'daki harcıâlem otellerin tabelalarını söküp biraraya getirmek
ya da benzerlerini yaptırmak da nasıl bir sanattır diye bakıyorsunuz.
Hayır, tabelacıların günahı ne?!
İtalya ve Türkiye Arasında Çağdaş Sanatçılar Sergisi, YKB Sermet Çifter
Salonu'nda... Tamam anlıyorum artık İtalya'da da sanat kıtlığı var;
Leonardo da Vinci, Michelangelo Merisi da
Caravaggio, Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi yani
kısaca içi dolu fıçıçık Botticelli ya da Michelangelo
Buonarroti görkeminde bir sanat beklemiyoruz ama ilkokul çocuklarının
karalamaları düzeyinde resimler çiziktirilmiş fayans parçalarını modern
İtalyan sanatı diye sunmayın. Yahut da modern İtalyan sanatı da bundan
ibaretse orada da kapatıp gitmişler dükkanı...
Bir tek, Aldo Mondino’nun 1999’dan kalma renkli jelatinler ve
muhtemelen artık kurtlanmış olan çukulatalardan yaptığı ''Bizans
Dünyası'' var, o da el emeği göz nuru diye, bir el işçiliği istiyor ve
ilginç bir fikir içeriyor diye görülmeye değer....
İtalyan fütüristler ''Fiat ars, pereat mundus - Sanat olsun Dünya
yıkılsın'' demiş ya sanat olsa dünyayı yıkacağız da sanat yok kralın
üzerinde...
Ne demiş III. Richard, ''Bir sanata bütün Krallığım fedâ!''
|