Memleketteki reklamlar, reklam
zihniyeti ve reklamcılarla ciddi sorunlarım var. Reklam ve reklamcı
terörü ile karşı karşıyayız;
tabii sadece onlar değil pazarlayıcı uzmanları, stratejikletsler, gak
deyicinin guk deyicileri, iletişimciler bir sepet zevat var. Ucundan
azcık free-lance de olsa bir dönem reklam ''sektör''ünün içine
girdiğimden çoğunun
kendisini Kaf Dağı'nın zirvesindeki bulunmaz şey olarak gördüğünü
ve pazarlamayı bildikleri en iyi şeyin kendileri olduğunu gayet iyi
bilirim...
Oysa kimi reklamları görünce -mevcut ise- zekâ seviyelerini
ciddi biçimde merak etmekteyim!..
Sadece
reklamın kendisi ve zihniyeti değil tabii, tecavüze uğrayan kulaklar da
ayrı... Artık,
reklam sesinin yüksek çıkmasını abarttılar iyicene; sabahın köründe
hoparlörle bağıra çağıra geçen seyyar satıcı gibiler!
Hoş zihniyetleri de farklı değil...
Sabaha
karşı bir saat belgesel kanalını seyrediyorsun, daha aman diye
kumandaya el atmaya vaktin kalmadan metalik sesli tuhaf bir robot terör
yaratıyor! Ayıptır!
Adamın biri bağıra çağıra kendini gökdelenden aşağıya atıyor!
Diğeri
bağıra çağıra topluca satıyor... Bir çocuk babasının defolu olduğunu ve
fabrikaya geri çağrılacağını sanıyor -eskiden çocuklar benim babam
seninkini döver derdi, şimdi benim babam seninkinden
defolu diye
mi nispet yapıyor...
Diskoların, gece kulüplerinin ses seviyesi, ses kirliliği, çevreye
verdiği rahatsızlık kadar reklam gürültüsü de önemli...
Belediye
zabıtaları, çevre memurları ve RTÜK'ün bu konuya acilen el atması gerek
-Aklı evvelciğim belediye diye abarttım bilerek... 
Daha
çok gürültü çıkartırsak malımız daha çok satılır sanıyorlar.
Liste yaptım, tek mal onlarınki kalsa almayacaklarım var. Çünkü
reklamveren de müdahale etsin bu teröre diyeceğim ama nerede...
Bu seyyar satıcı -Zerzevatçı değil çünkü Zerzevatçı kelimesi de bir
tuhaflık abidesidir (*)-
zihniyetin son dönemde yarattığı tuhaf bir moda var zaten, kendi
ürününü övmüyor başka ürüne çamur atarak reklamını yapıyor.
Üstelik, o diğer markanın ya da ürünün kullanıcılarını da aşağılamak,
salak yerine koymak gibi bir moda var.
Hakaret davası açsan yeridir...
Zihniyet sığ olunca, ufuk da dar olur.
Başkasını
salak yerine koymanın dışında bir de ''Yapma mı sandın Avrupa''cılık
var. Bizim markamız 7 kıtada kapışılıyor - öyle ki penguenler ve kutup
ayıları da alıyor- havası yapılıp yerli malı satma... Bu, bir
komplekstir ya bizde. Yabancı isim olacak olmazsa da global havası
yaratılacak... O yüzden memlekette yabancı markanın çakmasının bile
çakması yapılır hale geldi. Mesela, diyelim yabancı marka Vartala,
çakması Martala diye dükkân açılır aradan 1-2 yıl geçer bakarsın ki
çakma Martala'nın taklidi üremiş, tam martabazlık olmuş...
Sığlık
derken hani bazı sahiller vardır, gidersin gidersin su dizini geçmez
öyleler. Nedir, bu bir dizi yıldızı, şarkıcı, türkücü, komik ver milyon
dolarları reklamında oynat...
Sonra malına zam yap, yükselen maliyetler de; verme kardeşim komiğe
kamyonla parayı!
Komiğe ver ama sponsor arayan sporcuya vermeyi akıl etme!
Mesela Kenan Sofuoğlu'na verme, neden karizmatik mi değil, kalçaları mı
açmıyor, şaklabanlık mı yapmıyor?!
Sen de haklısın, ikinci defa Dünya Şampiyonu oluyor ama Tweeter'da
trending bile olamıyor...
Televizyon musun?
Ver
güzel kardeşim baldıra bacağa, abuğa sabuğa program başına kovayla
mangırı, kameraman aç gezsin, editör maaşını alamasın, nasılsa baldır
bacakla 5 bilmem ne ile 10 bilmem neyi göstermek reyting rekoru kırar,
reklam alır ama Kenan Sofuoğlu'nun Moto2'deki yarışlarını yayınlamak
için 3 kuruşu, yayın saatini ayırma!Zaten kimse reklam da vermez.
Spor mu dedin, Patagonya Ligi olsa balıklama atla hemen yayınla!
Üzerine bir de edi ile büdü bul, onlara da aç kesenin ağzını, ne kadar
başarılı yayıncısın değil mi?!
Edi ile büdü alsın, çalışan zam isteyince kov...
Reytingi o getirmiyor ki nasılsa!
Edi ile büdü'ler, baldır bacaklar, çığırtkanlar, ahkâm keserler de
aldıkları paralardan utanmasınlar.
Yerli dizi yıldızı Hollywood ayarı para alsın ama Hollywood'da figüran
bile yapmasınlar senin filmciklerini...
Sonra
Kenan Sofuoğlu kendine bir sponsor bulmak için kapı kapı gezsin ama bir
yandan da tartışma programı yap konuşmaya teşne bol nasılsa, mesela
neden başarılı olamıyoruz, neden Dünya Çapı'nda bir değer
çıkartamıyoruz...
Yahut yurtdışında neden reklamımızı yapamıyoruz?
Kendimizi tanıtamıyoruz?
Boş ver bunları... Nasılsa, reklamverene kendini pazarlar, egosunu
pompalar, başkasına çamur atar malını satarsın.
(*)
Zerzevatçı:
Zer', Osmanlıca tohum ekme, biçme; ekilip biçilmiş olan (Züru') yani
çiftçilik yapmak; eğer önemsiz gördüğünüz ' olmazsa mânâ değişiyor...
Sonda ' olmadan Zer: Sarı bir diğer anlamı da Altın, akçe para...
Zevat: Zatlar, kimseler...
Fakat
Zevad farklıdır... Azık stoku'dur mânâsı yanlış telaffuz edip
yazdığınız d-t diye gördüğünüz şey çok ayrı mânâlardır halbuki.
Şimdi,
Zerzedatçı ne demek oluyor? Tamam sokakta sebze, patates, soğan satan
satıcı diye kullanıyor da... Bir hilkât garabetnüma şahâseri!.. Eğer '
koyar Zer'zevatçı diye yazarsak Çiftçiçı olur... ' koymazsak d ile
yazarsak Altın(Sarı)kişilerçı olabilir, ' koymadan t ile yazarsak
EkinAzıkstoğucı
|