Belarus karşılaşması öncesinde Potanın
Perileri ile Lambada'nın Cinleri'nin Maceralarına devam edelim; en
şahanesinden tarih soslu fantastik roman adı olur... Nasılsa bir sürü
roman hikâye yazma teknikleri biçki dikiş kursları mevcut, örgü nakış
işleme kitabı gibi hayatının romanını yazmanın 101 yolu kitapları var.
Bir iki reklam kampanyası yemlenmiş köşe oldu sana Best-seller...
Bazen
bir konuyu anlatmanın yolu başka bir şeyi anlatmaktır.
İki şey soracağım ama hemen cevap vermeyin, biraz düşünün...
1- Üzerinde helva tarifi yazılı bir kağıdı, tencereye atsanız kendi
kendine helva olur mu?
2-
Bir restorana gidiyorsunuz ve garson spesiyalitelerinin Deniz Mahsülü
Paella olduğunu söylüyor, sipariş ediyorsunuz; mutfaktaki şef de
havucu, patlıcanı, kabağı, bamyayı, patatesi, sucuğu rendelenmiş kaşarı
alıyor, atıyor derin tencereye, üzerine de 3 yumurta kırıyor... Diğer
bir tencerede haşladığı makarnanın üzerine döküyor... Karıştırıp tabağa
koyuyor, üzerine de bir istiridye yerleştirip servise gönderiyor...
Önünüze gelen tabağı yer misiniz? Yemez misiniz?
Soruyu
şöyle de sorabilirim: Evinize bir misafir geldi ve siz de yukarıdaki
tabağı Deniz Mahsülü Paella diye önüne koydunuz yer mi, yemez mi?
Şimdi gelelim cevaplara...
Eğer
büyücü değilseniz, büyülü bir prospektüs değilse elinizdeki kağıt yahut
da fantastik bir film kahramanı değilseniz, tencereye attığınız helva
tarifi yazılı bir kağıdın kendi kendine helvaya dönüşmesi akıl
sınırları içinde mümkün değil...

Diğer
sorunun cevabı ya da cevapları muhtelif olabilir... Yerseniz, demek ki
Deniz Mahsülü Paella'nın ne olduğunu bilmiyorsunuz. Olabilir tabii... Yemez
de geri gönderirseniz üç alternatif vardır; ya Şef kendi usulünce bir
füzyon tabağı hazırladığı iddiasındadır ya da mutfaktaki kendine Şef
diyen zat, sizi salak yerine koymuştur yahut da ve bence daha da kötü
olanı Deniz Mahsülü Paella'nın ne olduğunu bilmiyordur...
İmdiii... Bu soru ve cevapların Potanın Perileri ve Lambada'nın Cinleri
ile ne alakası olduğuna...
''Ben,
taktiği veriyorum ama sahadaki oyuncular uygulamıyor'' demeseniz de
açık açık televizyon kamerasının çektiği molada bağıra çağıra bunu
gösterirsiniz... Top sizden çıkar...
İyi de, bu, tencereye
attığınız helva tarifi yazan kağıtın kendi kendine helva olmasını ummak
gibi, çarpıların kendi kendilerine sahaya çıkıp taktik board üzerine
çiziktiriverdiğiniz taktiği uygulamasını beklemektir... Mümkün mü?!
Gelelim diğer sorunun alakasına...
Elinizdeki
malzeme ile yapamayacağınız bir yemek çıkartıyorsanız ve bunun
yenmesini bekliyorsanız, ya milleti salak yerine koyuyorsunuz yahut da
o yemeğin nasıl yapıldığını bilmiyorsunuz demektir.
Takımınızdaki oyunculara göre taktik, düzen değil de, kendi kafanıza
göre taktik, düzen uygulamaya kalkışırsanız olacak budur.
Tabii
ki, doğal koşullar dışında olağanüstü vaziyetler de vardır; nedir Ayama
Valdemoro sakatlanır, Alba Torrens hayatında belki de ilk ve son kez
13'de sıfır atar ve eleniverirsiniz. Tıpkı İspanya'nın başına gelenler
gibi.
Eh, bizde de Esmeral Tunçluer yok... Şimdi burada bir çift ayak stop
yapalım... Birsel Vardarlı ile Işıl Alben hem atan hem de oynatan
guardlardır teşbihte kusur olmaz Steve Nash diyeyim; Nilay Yiğit'i daha
çok Jason Kidd'e benzetebilirsiniz, Esmeral ise biraz ikisinin
arasındadır... Nilay ile Esmeral'den randıman alabilmeniz için sistem
olması gerek, takımı oynatırlar, ceza keserler. Yani Esmeral Paella'nın
pirinci, safranı gibidir, mâlum Etlisi, Deniz Mahsülü ve Karışık'ı
vardır, malzeme değişir ama pirinç ve safran değişmez. Nilay ise Paellera...
Dolayısıyla, eğer bu takım Belarus'u da mucizevi biçimde yener
çeyrek finali görür ve hatta Londra 2012 yolunu açarsa kendine,
tamamıyla Birsel ve Işıl üzeri Nevriye sosu ve diğer malzemelerin
lezzetlerini katmasıyla olacak... Yoksa ''Ah''çıbaşının maharetiyle
değil... Bunu da maç öncesi yazdım ki, skor yazarlığı olmasın diye...
Elenirsek, o vakit 2. soruya cevap verin yer misiniz, yemez misiniz...
Yiyorsanız midenize kuvvet öğütmesi zor afiyet olsun...
DENİZ
MAHSÜLÜ PAELLA NASIL YAPILIR P.S.'i...
400
gr karides, 3-4 diş sarımsak, 300 gram kalamar, 1 çay bardağı
zeytinyağı, 1 kilo baldo pirinç, 1 tatlı kaşığı safran, 300
gram midye, Kırmızı toz biber, 500 gr fener (tercih edilir)
veya
tavuk balığı, Tuz, 300 gram mürekkep balığı,
(önerim tarifinde olmasa da tercihen) 1 bardak şarap... Öncelikle karides başları, kabuklarıyla
midye, soğan, sarımsak ve defne yaprağını kaynatıp suyunuzu
hazırlayınız. Paellanın yapıldığı geleneksel Paellera yoksa wok da
olabilir...
Bir miktar sızma zeytinyağı döküyoruz; jülyen doğranmış
soğanları ve kıyılmış sarımsakları tencerede sote ediyoruz; karidesler,
kalamarlar, fener balığı ve mürekkep balığı suyunu saldıktan sonra
önceden hazırlanan suyu ve pirinç ilave ediyoruz... İnce değil baldo
gibi iri taneli pirinç gerekir. Arada sırada
karıştırılarak pişiyoruz, bir miktar tuz (tercihen köri de koyulabilir
biraz benim önerim) ile daha önceden sıcak suyun içinde erittiğimiz safran da ilave
ediliyor, üzerine de (ben tercih ediyorum) şarap... Karıştırıyoruz ve en üste kabuklarıyla
midyeler koyuluyor, suyunu çektikten sonra üzerini kapatıp 1-2 dakika
dinlenmesini bekliyoruz ve servis...
27
Haziran 2011 Olmayan 27 Haziran 2011
|