Potada Yılın Gayet Subjektif
Ödülleri

Yerli potalarımız
altında bir sezon daha sona erdi... Ülker'in katkısıyla
Kanarya, muhteşem bir kapanış partisiyle ''back-to-back'' zaferini
kutladı. Fener'in Kraliçeleri'nden sonra Kralları da ''taç''ını
muhteşem bir törenle giyip tahtına kuruldu. Aslında, erkek
basketbolumuzda son 2 yıldır moda renkler Sarı Lacivert ama
''Turuncu-Yeşil'' desenlerini de görmemezlikten gelemeyiz. Kuşkusuz,
diğer 2 ''büyük'' Kartal ve Aslan'ın giydiği markaların üstünde de aynı
desen ve desinatörün imzası var.
Bu trend daha kaç sezon sürer, desinatörün modaevi'nden çıkma
kreasyonlar ne kadar ''in'' olur hep birlikte göreceğiz.
Biz, şimdi ödül törenine geçelim; her sezonun ardından olduğu gibi,
yine gayet subjektif metot ve kriterlerle verdiğim ödülleri açıklamadan
önce bir noktayı belirtmeme izin veriniz...
Keskin eleştiri yapmak ile garez arasında da fark vardır.
Eleştirinin de bir
dozu vardır, yani olmalıdır; eğer over-dose olur ve eleştiri-yorum
yapmanın içinde doğal halde bulunması gereken, subjektif
bakış-kişisellik malzemesinin de ayarı kaçırılıp olay kişisel çıkar
peşinde koşmaya veya işi kişiselleştirmeye, hele de hınç çıkartmaya
dönüşürse... Bunun da bir bedeli, teşhiri olmalı!
Olmalı, olmazsa... ''Ün'ünü koltuğunun altında yaşadığı ağabeyinden
Al'an Öz'ü Kara''lar, köşelerini ''bogdan'' hınç'ları için kullanır
durur! ''At martini de bre Hasan'' (*) olur...
Aydın Örs'ün gönderilişi, gitmeye mecbur bırakılışının ardından ''100
yılın vefâsızlığı'' diye yürüyüş yapan bir avuç Fenerbahçe taraftarının
yanında ben de yazılarımla saf tutmuştum. Tanjevic'in sezon içinde
''Sloven Ayrı Yumurta İkizleri'' Vidmar&Preldzic'i kullanmasını
ve kimi başka tercihlerini de eleştirmiştim. Bunların takımın
dengelerini bozduğunu savundum. Final serisinde kaybettikleri tek maç
hariç bunların çoğunu yapmaktan vazgeçti Tanjevic.
Coach'lar hele iyileri daha da egosantriktir fakat mükemmelleri
egolarını ve mutlaka kendi bildikleri usulde kazanma dürtülerini
dizginleyebilenlerdir; elindeki malzemeyi kendi reçetesine uydurmaya
çalışanlar değil, elindeki malzemeyle reçetesine göre yemek
yapabilenler, daha da mükemmeli malzemeye göre yeni reçeteyle yemek
yapabilenlerdir. Bunu füzyon mutfağında da, Osmanlı mutfağında da
görebilirsiniz.
Fenerbahçe'nin ana gövdesini oluşturan oyuncuların hepsi egosu geniş ve
sorunlu adamlar. Bunlarla teker teker uğraşmak bile zordur, hele ki
toplu halde...
Eğer, başarıyı istiyorsanız, onları kendi kalıbınıza zorla uydurmaya
çalışmaz, bir nevii bileşik-kaplar yaratmaya çalışırsınız... Ustalık,
maharet bundadır.
Şampiyonluk sonrasında ''takım içinde kafa sakatlıklarıyla ile çok
uğraştım (...) Gelecek yıl psikolog olarak çalışabilirim'' demesi nasıl
ki sadece bir espriden ibaret değilse, Tanjevic'in ''Kafadan
Sakatlar''ın 1 numarasına koyduğu Willie Solomon'a benim Gaffur demem
de boşuna değil.
Tanjevic, neden ''Kurt Coach'' denildiğini bir sezon boyunca
hakaretlere varan eleştiri saldırısı altında bir kez daha gösterdi,
artık maharetini Ay Yıldızlı takımda da sergilemesini bekliyoruz.
Evet, artık bu pek kısa (!) açıklamanın ardından ödülleri verebilirim...
ÖZEL MVP ÖDÜLÜ: Hidayet Türkoğlu
Bu sezon göğsümüzü
kabarttı gibi hamasi tanımların ötesinde, tam bir NBA yıldızı oldu.
''En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu Ödülü'' alması, sadece skorundaki
istatistiklerindeki çıkışla alakalı değildi, oyun karakterinin,
sahadaki kimliğinin olağanüstü bir metamorfoz ile değişmesinin de
karşılığıydı. Paul Pierce'in üstünden attığı son saniye üçlüğünün
NBA'in uluslararası oyuncular arasında yaptığı değerlendirmede ''Yılın
En iyi Hareketi'' seçilmesi ikinci bir ödül oldu ve adını NBA tarihine
yazdırdı. NBA'deki sezonun ardından Milli Takım'a da bu kadar iştahlı
gelmesi ayrıca sevindirici...
YILIN COACH'U: Bogdan Tanjevic
ONUR ÖDÜLÜ: Halil Üner
Dönüşü muhteşem
oldu... Daçka'yı kuyudan çıkarttı. İlk devre sonunda küme düştü denilen
takımın başına geçip inanılmazı başardı. 14 haftada 7 galibiyet aldı
ki, Galatasaray, Telekom'u, Karşıyaka'yı yenerken Efes'e ecel terleri
döktürdü. Tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşayan, bütçesi
bugünkü ile kıyaslanamayacak denli fakir olan Galatasaray'da play-out
oynamak Üner'in kalbini hayli yormuştu. Bu sefer Daçka'da zatürre de
geçirse de takımı diriltti ve bıraktı. Adı yeni sezon için Galatasaray
ve Beşiktaş'la anılsa da, bütçesi dolgun bir Aslan'la çok şeyler
yapabileceğini gösterebilir.
YILIN TAKIMI: Fenerbahçe Ülker
Sadece şampiyon
oldukları için değil, sezon içinde yaşadıkları ''sakatlık''lar ve
sorunlara, play-off başında Solomon'suz oynamalarına rağmen yollarına
devam ettikleri ve önce Efes'i ardından Telekom'u sürklase ederek
zafere ulaştıkları için. Ayrıca bayanlar takımına da yaptıkları yatırım
ve elde ettikleri başarıyla da ''Yılın Kulübü'' unvanını fazlasıyla
hakkettiler.
MVP: Quinton Hosley (Pınar Karşıyaka)
YILIN İLK 5'İ: Willie Solomon (Fenerbahçe Ülker), Ömer Onan (Fenerbahçe
Ülker), Preston Schumbert (Beşiktaş ColaTurka), Quinton Hosley (Pınar
Karşıyaka), Asım Pars (Pınar Karşıyaka)
EN İYİ 6. ADAM: Damir Mrsic (Fenerbahçe Ülker)
Yıllarca
oynadığı takımın star'ı olmaya, herşeyin kendi etrafında dönmesine
alışmış Damir Mrsic'in kariyerinin sonbaharında, belki de en verimli
günlerini yaşaması ve bir yanrol oyuncusu olmayı kabullenip onun
gereğini yerine getirirken asla figüranlaşmaması bile övgüye değer.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN: Ömer Âşık (Fenerbahçe Ülker)
(*) Ekşi de bile yanlışı mevcut ne yazık ki... Hasan, Debreli değildir;
''At martini Debreli Hasan'' denilmemektedir, hani ''Bre densizler, bre
zındıklar!'' denir ya oradaki gibi ''Bre''... Kaldı ki ''Debreli''
türkünün ölçüsüne uymaz. ''de bre Hasan''ın ''Debreli Hasan''a
dönüşmesi ''Galat-ı Meşhur''dur, yani yaygın olarak kullanılan
yanlış'ın doğru'nun yerini alması hâli...
Hani martin'in bir 'tüfenk'' markası olduğu çoktan unutuldu ama
neredeyse ''at bi' kadeh Martini de Hasan diskolar inlesin'' sanılacak
yakında...
''Martin-Martini'', tam adıyla ''Peabody-Martini Herry'' marka
tüfekler, Osmanlı döneminde o kadar çok kullanılmış ki, pekçok
yöremizde türkülere dahi girmiş:
Kara çadır is mi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayanım anam bacım
Elin kızı yas mı tutar...
Megabasket-9 Haziran
2008
|