Sihirli Değnek'e inanır mısınız? Ben, bazen
inanırım. Belarus maçı öncesinde Potanın Perileri'ne böyle bir Sihirli
Değnek değdi... O güne kadar oynanan maçlara görünmez bir duvar çekin,
sanki o duvardaki kapıdan geçilip bambaşka bir masal dünyasına
girildi. O ana kadar Tim Burton dünyası varken, birden herşey değişti,
Narnia'ya oldu...
''Belarus
karşısındaki gibi oynarsak; turnuvanın başından beri yapmadığımız
Birsel ile Nevriye'nin ikili oyunlarını ve Şaziye'nin dış şut tehditini
(Belarus maçındaki gibi kullanır), (yine) oyunun temposunu yüksek
tutar, (yine) pas trafiğini yoğunlaştırırsak, savunmada da gevşemezsek
yenmemiz için hiç bir neden yok'' diye yazmışım.
Çeyrek finale kadar mağlubiyet yüzü görmeyen bizden iri ve vahşi
Karadağ'ı süt dökmüş kediye çevirip 56-44 yendik...
14'de 9 üçlük sokup onları 11'de 3'te tuttuk, çaldığı toplardan 12 sayı
çıkardık, turnuvanın en skorer takımını en düşük seviyede
tuttuk. Peki,
değişen ne?
Öncesine dönelim; yan sütunda tamamını da okuyabilirsiniz ama Potanın
Perileri ile Lambada'nın Cinleri'nin Maceraları için neler yazmışım
kısa alıntılar yapayım ki manzara netleşsin:
''bu takımın hücum seti var mı diye sormayacaksınız... Yani Birsel
Vardarlı veya Işıl Alben yahut ikisi dönüşümlü tıkı tık tık tıkı tıkı
tık tık mors alfebesi gibi top sektirecek, mevsimler, mevsimler
geçecek, diğerlerinin çoğu ormanda ağaçlar gibi öylece çakılı çakılı
duracak..''

''Bizde
ise karmaşa hâkim... Kaç defa post-pivot oyunu gördünüz mesela...''
''''... Ama iyi savunma yapıyoruz!!!'' ''Hep söylediğim 2-3 şey vardır;
iyi savunma yaptın topu kaptın ya da top kaybına, kötü atışa zorladın
tamam güzel de sonra ne yaptın? Sahip olduğun topu nasıl kullandın,
mühim olan budur.''
Belarus maçıyla birlikte bunların tam tersini yapmaya başladı Periler,
yaz ve kış, siyah ile beyaz gibi bir değişim yaşandı.
Karadağ karşısında bu değişim sürdü bambaşka bir paralel evrene geçildi.
İkili oyunlar, üçlü oyunlar, içeri dışarı ile şut pozisyonu hazırlama,
kapılan toplarla hızlı ama organize hücumlar, az dripling çok pas...
Girsin ya da girmesin, turnike kaçsın yahut kaçmasın herşey organize
hale geldi.
Işıl'ın uzun pası ve Nevlin'in turnike basketiyle ile biten fast-break
bile herşeyin özeti aslında...
Elindeki malzeme ile yapılabilecek en iyi yemeği çıkartmak yerine, illâ
ki bu malzemelerden benim istediğim yemek olacak zihniyeti ile servis
edilecek uydurma tabağın nasıl olacağını, bunu millete yedirmeye
kalkışmanın ne mânâya geldiğini geçen yazıda anlatmıştım.
Birsel
Vardar'lının yaratıcılığı ve Nevriye Yılmaz ile Şaziye İvegin'in ve
Kristen Nevlin'in yıllardır yaptıkları işleri, oyunları,
alışkanlıkları kullanmak yerine bambaşka şeyler yaratmaya kalkışmak,
Coaching Hastalığı'ydı.
Kuracaksın
düzeni Şaziye atacak üçlüğü, oynayacaksın Birsel ile Nevriye'nin
pick&roll'unu bunları yaptığında zaten diğerleri için alan
açılacak, sıkışıp kalınmayacak sete set hücumda.
Ya aklını başına alma yahut aklını başına getirme... İkisi de takdire şâyan, hangisiyse alkışlamak gerek.
Tabii ki bütün bunların dışında bir faktör var.
Periler, peri gibi değil saçlarının telinden ayaklarının tırnaklarına
kadar Amazonlar gibiydi. Periler masal kahramanlarıdır ama bu Amazonlar
gerçek... Giren çıkan overdose oynadı.
Böyle oynamaya devam ederlerse madalya kesin!
(5'de
4 üçlük, 1/2 ikilik sokan Şaziye İvegin 14 sayı, 3 ribaunt, 1 top
kaybı, 3 top çalmayla; 4'de 3 üçlük sokan Birsel Vardarlı 13 sayı, 5
asist, 4 ribaunt, sıfır top kaybı, 1 top çalmaylaNevriye Yılmaz 9 sayı
8 ribauntla oynadı. Tuğba Palazoğlu 3'de 2 üçlükle 6 attı.)
|