O Bir Dakika Keşke Olmasaydı...
Vidmar'ın yediği blokla başlayıp Tanjevic'in teknik faulü ve yenilen 2
üçlük ile devam eden 1 dakikalık maç parçası, Kanarya'nın üzerinde
gezindiği ince buz tabakasının çatlamasına ve karanlık sulara düşmesine
neden oldu... Hani tam da ''Kırılma Noktası'' buydu. Bu 1 dakika,
Fener'in TAU Ceramica deplasmanındaki makus kaderini çizdi.
19 dakika iyi
oynanmış bir maç, bir anda çöpe gitti. Geriye kalan 1'i
ilk devre, 20'si ikinci devredeki 21 dakikada TAU Ceramica'yı kovalayıp
yakalamaya çalışan Sarı Lacivertliler, arada oluşan 8-10 sayılık
''suni'' fark duvarını aşamadı. Gerçi, 2 sayıya kadar indirdi, belki
kazanacak pozisyona da geldi ama tam duvardan diğer tarafa atlayacakken
takılıp kaldı.
Kanarya, birara düzen dışına çıkıp hakimiyetini kaybetse de, Coach
Tanjevic'in akıllı bir manevrayla döndüğü 2-1-2 zone savunma ile
TAU'nun tamamen vurup geçmesini engelledi. Oğuz Savaş'ın bir zamanlar
Avrupa'yı titreten Efes Zone'unun ortasındaki Tamer Oyguç gibi üç
saniye koridorunu kapattığı bölümlerde oyunu kontrol altına da
aldılar... Hatta Bask takımının 3. periyotta bocaladığı ve sokak
basketboluna döndüğü anlarda Hakan Demirel hücumda hata üstüne hata
yapmasaydı, Kanarya maçın yönünü tamamen değiştirebilirdi.
Gerçekten çok çalıştılar, iyi'nin ötesinde müthiş mücadele ettiler
fakat olmadı. Çok faydalı işler yapan Rasim Başak'ın sondaki gereksiz
üçlüğü, Mirsad Türkcan'ın kritik top kaybı benzeri basit hatalar
nedeniyle kazanamadılar.
Tabii ki, Sarı Lacivertliler'in Avrupa perdesinin açılışındaki en büyük
şanssızlığı Gordan Giricek'in olmamasıydı. Zaten sakatlıklar yüzünden
rotasyonları, bu seviyedeki bir karşılaşma için hayli zayıflamıştı; bir
de Giricek gibi her an maçın gidişatını değiştirebilecek maharetlere
sahip bir silahın olmaması ellerini daha da zayıflattı.
Yalnız, Ömer Aşık, Semih Erden, Ömer Onan ve Giricek gibi İlk 5
kurabilecek kadar büyük eksiklerin olması ve o kabus gibi bir dakikanın
bütün maçı etkilemesi, bazı gerçekleri de örtmemeli.
Marques Green, TAU'nun guardları karşısında ezildi. Belki görüntüde
büyük bir hata yapmadı ama fazla(dan) bir şey de yap(a)madı. Özellikle,
maçın gidip geldiği, Fener'in o suni duvarı aşmaya çalıştığı 2. devrede
tamamen ''Etkisiz Eleman''dı...
Topu part-time diğer tarafa taşımaktan, set hücumunda 2 tane pas
yapmaktan öteye geçemedi. Dengeleri değiştirecek bir hareketi yoktu.
Arada sırada denk getirirse Cumhurbaşkanlığı maçının sonlarındaki gibi
doğaüstü üçlükler atabilir... Banvit'in Efes'i yenmesiyle çok acaib
geçebileceği daha ilk haftada belli olan Ligimizdeki çoğu maçta da işe
yarayabilir... EuroLig'in orta-sınıf takımları karşısında da iş
yapabilir bir ölçüde fakat, amaç bir çıtayı aşmaksa Green'le oynamak
yüksek atlamayı, sırıkla yapmaya kalkışmak gibi... Sırıkla atlamayı
merdivenle yapmaya kalkışmak gibi de diyebilirim...
Vidmar&Preldzic konusuna geçen sezon bıraktığımız yerden devam
etmeyi hiç ama hiç istemiyorum...
Hakan Demirel'in önüne sunulan altın tepsiyi neden her seferinde
devirdiğini de hakikaten bilemiyorum...
Sonuçta Kanarya, bütün yokluklara rağmen iyi mücadele ettiği,
alabileceği bir maçı kaybetti. Son yarım dakikada oynamayı bırakıp
teslim bayrağını çekmeseler fark 10 da olmazdı. Dilerim, işin sonunda o
1-2 sayılık averajı aramasınlar.
Megabasket-21 Ekim
2008
|