Konu mankeni tunç özgörener'in köşesi
Tunç Özgörener'in köşesiBookmark and Share
Basketbol topu peşinde potalararasında geçen günlerin ve yazıların ardından tekrar sanatsal faaliyetlere dönebiliriz. Yalnız, önce değinmem gerekenler var. İlki edebiyatımızın kendine münhasır şairi İlhan Berk'i anmak için organize edilen ''Şiirli Otobüs Yolculuğu''nda yaşanan şairlere münhasır vak'a-ı kaleme alan Metin Cengiz'in -ki kendisinin aramızda bulunmasından her daim büyük bir gurur duymuşumdur- yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.
Diğer konu ise bir ayrılık... Yayın Danışmanlığı'mızı yapan yazarımız sevgili
Anıl Çırpan, bizden koparak OK dergisinde daha önce de yürüttüğü Yazıişleri Müdürlüğü görevine tekrar döndü. Kendisine bugüne kadarki katkılarından dolayı Konumankeni adına teşekkür ederken -şahsım adına özellikle müthiş Harry Potter rehberleri için ayrıca takdirlerimi sınuyorum- bundan sonraki meslek hayatında başarılar dileklerimizi iletiyorum...
Bir de hoşgeldinimiz var. Beşiktaş yazılarıyla bilgisayar teknolojilerinin uzmanı Fatih Sarı, Fenerbahçe yazılarıyla aramıza dönen ''Gönül Adamı'' Serdar Gürel; Galatasaray yazılarıyla genç üniversiteli Anıl Yazar... Futbol yorumlarıyla renk katacaklar, ezeli rekabeti sayfalarımıza taşıyacaklar.
 
Kırmızı Giyen Propagandist Kadınların Bienali'ni yazdıktan sonra eşzamanlı şenlenen kentin modern sanat ortamına dair gezi notlarımı aktarmaya geçebilirim.

Kapanmış bir serginin arkasından konuşmak istemem ama yapacak bir şey de yok. Yeşim Akdeniz Graf'ın 8 Eylül gecesi açılıp 13 Eylül öğleden sonrası kapanan, bu süre içinde de sadece belirli saatlerde açık olup diğer vakitlerde randevu ile gezilebilen yani bir nevii ''Butik Sergi'' olan
''Yalan Dünya''sı... Açılış partisinde yakinen inceledim çok Mondrian Mondrian'dı.

Yağmurlu 8 Eylül gecesini
renklendiren Galerist'in ikinci açılışı Cezayir Sokağı'na giden yolu açıkhava partisine çeviren Leyla Gediz'in ''Noa Noa''sı ise enteresandı. Ters veya yan çevrilmiş tahta kutular ya da ''kaide''ler diyebilirsiniz, üstü kitch duvar fayansları ile kaplanmış olanı da var, içinden atyarışı sesleri yükselen minyatür bir odacık gibi olanı da ve üzerlerine, yanlarına, içlerine atılmış çoraplar.

Oraya buraya atılmış çorapların ifade edebileceği çok şey vardır.

Nedir, mesela sevişmek için alelacele çıkartılan çoraplar... İşten sinirli gelip üzerindeki herşeyi oraya buraya savurduğun zamanki fırlatılmış çoraplar; bir yere gidecekken kıyafet beğenmediğinde ona uygun olarak çıkartıp giydiğin ve aceleden dertop attıkların... Bunalımlı bir döneminde hiç toplamadığın evinin, odanın veya atölyene saçılmış çoraplar...

Çoğu kez bir dağınıklık simgesidir ama belki de bir zihin dağınıklığının, buhranın, hıçkıra hıçkıra ağlayarak geçen melankolik bir dönemin yahut öfkeyle dolu hayattan kopuk günlerin de simgesi olabilir pekâla. 

Bunları, ev ortamını anımsatacak imgelerin orasına burasına iliştirince, bir de tek heyecan verici ses olarak radyodan duyulan atyarışlarını koyunca günlük, sıradan bunalımları düşündürüyor, belki de Leyla Gediz'in ruh evinin o günkü hâlini...

Yalnız, tek bir eksik vardı, belki ben çok formal düşündüğüm için olsa gerek ya da bu kadar direkt göndermeli bir serginin eksik yanı diye düşündüğümden olabilir. Malum, ''Noa Noa'' Paul Gauguin'in Tahiti günlüğünden
adını alıyor, ''Noa'' Tahiti'ce kokuyu, Gauguin'ce oraya has kokuyu ifade ediyor ve günümüzde ünlü bir parfüm ismi.

Dolayısıyla bir ''koku'' da bekledim sergiye has... Yoktu, ben de bir muziplik yapıp -kendisiyle bir tanışıklığım mevcut değil- Leyla Gediz'e ''Hoş ama tek bir eksik var'' dedim, o da sergi açmış genç sanatçı stresi ve telaşı içinde ''Ne eksik'' diye sordu hâliyle... Koku dediğimde gayet şık, kıvrak bir cevap verdi, ''Parfümüm''...

Eh, kafama kaide, çanta veya şemsiye yemediğime göre tatminkâr bir cevap gibi geldi ama herkes bunu soramayacağından aktarayım dedim. Sergi halen 
açık, Cezayir Sokağı'na sapmayın, yokuştan aşağı Tophane'ye kaptırıp inecek gibi yapın, solda görürsünüz hemen...

Oraya gitmeden veya oradan çıktıktan sonra Yapı Kredi Kazım Taşkent'e girebilirsiniz. Tabii ki, aynı geceye denk geldiğinden benim için biraz tuhaf bir tur oldu. Önce Olga Chernysheva'nın ''Rusları''nı ziyaret ettim. Gece inerken ve yağmurlu sıkıntılı havada fazlasıyla klostrofobik geldi, hele kapısında KGB ajanlarının dev pozlarının olduğunu düşünürsek...

Genelde videolarla aram iyi değildir sergilerde. Nedeni, siz karşısına geçtiğinizde bir yerinde oluyor ya da sonunu görüyorsunuz, ortasında bir yerden giriyorsunuz sonra başına dönüyor... Her yerde aynı sorun var sergileme tekniği açısından. Hele de durağan ve uzunsa zaten başını sonunu göremeden öylece bırakıyorum. Genelde gördüğüm de gezenlerin tavrı farklı değil. Halbuki yanına ışıklı bir süre koyulsa, o vakit neresinde, ne kadar var, ne kadar sonra başka şeye bakıp gelirsen başına dönmüş olacak bilinir.

O kalabalıkta videolara bakmadan üst kata çıktım. Loş bir ortam sadece -aydınlatılmış- siyah beyaz fotoğraflardan içeri yayılan bir ışık ve kalabalık, daha rahat güne bırakıp çıktım, daraldım, kasvet bastı.

Bienal'in ön-açılışından çıktıktan sonra Tophane yokuşundan kendimi Beyoğlu'na vurunca tekrar girdim kapısından. Kasvet aynı. Zaten,
Olga Chernysheva'nın yaratmak istediği atmosfer de bu bence. Fotoğraflar Moskova'daki Zooloji Müzesi'nden bir yanda aslında çok gelişmiş ileri bir bilim dünyası var ama o kadar da renksiz, siyah beyaz, fakir, geri kalmış bir görüntüde. Aslında, bir yandan görkemli bir mimari ve şâşâ var ama bakımsız gibi duruyor. Sanki zaman tünelinin bir yerlerinde 50-60'larda kalmış. Bilet kesen kadının fotoğrafına baktığınızda bile o sıkıntıyı alıyorsunuz. Rusya'nın bir yüzünün özeti gibi boğuntulu boğuntulu... Demir Özlü'nün muhteşem kitabı geldi ''Boğuntulu Sokaklar'' bulabilirseniz sahaflarda De Yayınları'nın eski siyah beyaz kapaklı olanını alın.

Sergideki videolara gelince yine tam bakamadım yukarıdan aşağıya indiğimde sokağa çıkma renkli bir hayat görme hissi uyandı ama yine de en diptekine bakmak istedim ayrı bir odacık gibi olanına, adamın biri uzanmış, bastonu uzatmış köpek üzerinden atlayıp duruyor, karanlık, fakir bir oda ve tek eğlence bu... Hemen kaçarak uzaklaştım ama sergi gayet başarılı onu söyleyeyim!  

Haluk Akakçe'nin ''Reenkarnasyon'' adlı sergisine de gittim 1-2 gece sonra... Beğeneni alanı mutlaka vardır. Ben, bu tür çok soyut soyut şeylerden bazen sıkılıyorum.
Bu kadar mânâsızlığa ulvi mânâlar vermek beyhude gibi geliyor. Atıyorum ''Ezik domates ve kırık yumurtalar'' ya da ''Sahile dökülmüş kurumuş menemen'' gibi şeylerde olabilir ''resmedilen'' her ne ise; yahut yapılan ''Second Life'tan yeni bir ada'' gibi bir video-animasyon da olabilir...

''Boğuntulu Sokaklar'' aklıma nereden geldiyse... Sohbet ediyorduk modern-sanat üzerine Bienal'de çok sıkıldığı belli olan hoş bir kızla ismi lazım değil... Bir dönem salonda kütüphane modası vardı belli bir zümrede, okunmamış olsa da şık dekoratif kitaplarla doldurulurdu. Sonra tablolar, objeler aldı yerini diye. Neyse, henüz gezemediğim, gezip de yazamadıklarımı başka bir yazıya bırakıyorum.   ii
23 Eylül

Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm