Belki
de büyük bir haksızlık yapıyor yahut da külliyen abesle iştigal
ediyorum ama zannımca anlatmak istediğimi göstermek için böyle bir
karşılaştırma şansı da pek bulamam. Modern-Sanat ve ''saf, pür
sanat''... Birbirine çok yakın iki yer ve birinden çıkıp diğerine
bakabilme şansı. Mukayeseli sanat tarihi dersi gibi bir şey...
Semiha
Berksoy'un koca bir hayatının özeti olan ''Ben Yaşardım Aşk ve
Sanat''la ile başka bir sergiyi yanyana getirmek istemezdim. Fakat
yapay ile doğal, GDO'lu ile organik gibi çarşı pazara çıksan
görebileceğin türden bir şey değil bu.
Nâdir
bir fırsat var iken elde kullanmak istedim.
Medyatik
övgüleri ve
hayranlıkları, o mivalde yazılacakları bir yana bırakırsanız, çıplak
gerçek şudur ki Berksoy'un uzun ve çılgın hayatı ne kelimelere ne de
Yapı Kredi'nin
Kazım Taşkent Sanat Galerisi'ndeki sergisine sığacak bir şey değil aslı
esasında. Çünkü kalıpların tamamen dışında kendisini ifade etmiş
birinin, bir kaç duvar içinde sadece geride bıraktıklarını görebiliriz.
Halbuki, orada görebileceğinizin ya da gördüğünüzü sanabileceğinizin
çok ötesinde...
Kendisi
bir sanat eserine dönüşmüş yahut da kendisini bir sanat eserine
dönüştürmüş bir karakter.
Beğenirsiniz
veyahut beğenmezsiniz ama bu onun yaptığının
saf-pür
bir sanat olduğu gerçeğini değiştirmez. Kaldı ki, bunu yaparken
ne kimseyi, ne de sanat piyasası dediğimiz mekanizmayı hiç ama hiç
düşünmemişti. Nasıl içinden geldiyse öyle.
Belki
çok tekrar gibi görünse de belki de tek mükemmel bir şeye ulaşmak
içgüdüsüyle kendi üzerinde sürekli eskizler yapan canlı bir sanat
eseriydi.
Delice
veya deli saçması gelebilir kimisine. Çocukca, basit gibi de
durabilir, tam tersine abartılı da. Belki de tuhaf bulursunuz.
Ne
derseniz dersiniz fakat ne bir taklittir, ne bir kopyadır, ne de
başka bir şeye benzer.
O,
o'dur sadece.
Tanımlamaların,
algılamaların dışında uzay boşluğunda kendisine ait bir
dünyası vardır.
Bildiğim
kadarıyla -yanılıyor da olabilirim ama istisnadır- hiç bir
yaptığı şeyi satmamıştır, belki nadire hediye ettiği olmuş mudur
bilemiyorum, pek öyle bugünkü ''yeni işlerini sergilemek'' tarzında
yılda bilmem kaç sergi açtığı da olmamıştır.
Lüksemburg,
İstanbul ve Venedik Bienallerdeki eserleri ve İstanbul
Modern'deki Venedik-İstanbul dahil bütün hayatında 14 sergiye katılmış.
Halbuki,
günümüzde 3 sene de 33 tane kişisel sergi açanlar var.
Herhalde Semiha Berksoy, onlar kadar yaratıcı(!) değilmiş. O kadar
kişi-kişisel'likli de olamamış.
Kabul
ediyorum bir atölye kurup artık neredeyse sadece fikren bir şey
yapıp yardımcılarına, işçilerine imâl ettirenler, hatta onların
fikirlerini sanat şeylerine dönüştürenler mevcut.
Torna
tezgahında çalışır gibi demirci, oto tamirci, nalbur,
tesisatçıdan geçilmiyor ortam... Ah! Kimse Da Vinci de duvar resmini
çıraklarına boyatırmış gibi abuk sabuk bir şey söylemesin, olur mu
söylemeyin, ses çıkartmayın...
Dolayısıyla,
biraz sanatseverseniz, ne bileyim enteresan, eksantrik,
nev-i şahsına münhasır eserler görmek istiyorsanız Semiha Berksoy'a
gidiniz. Eğer sigara sever bir şahsiyetseniz, arada sigara molaları
vererek tekrar girip tekrar tekrar bakın.
Bakınız
şekil 1-A: Sanat'tan sonra diğer şeklimize geçelim, hemen biraz yan
tarafta... Mısır Apartmanı'ndaki Galerist'te Leyla Gediz'in ''Konu
Serbest- Subject: Free''sine...
Bu
benim hatırladığım 1 yıl içindeki 3 veya 4. sergisi.
''Noa
Noa'' hakkında iyi şeyler yazmış idim, ismini
atfettiğinin aksine kokusuz bulsam da...
''Konu
Serbest'' ise... Hani genelde okullarda boş derslerde resim yaptırılır
ya da boş saat müzik dersi oluverir ya, o boş saatte herkes kağır
çıkartsın konu serbest denir, maksat çocuklar azmasın yoksa resim sanat
hak getiredir...
Zaten
genelde de beden eğitimi hocası gibi konuyla alakasız biri girer ya da
boşta kim varsa, bazen de çocuklardan birini başa bırakan öğretmen çay
içmeye gider.
Leyla
Gediz de sergisinin çıkış noktası ilkokuldaki bu ''Konu serbest
çocuklar'' durumundan yola çıkarak hazırlamış...
Sergi, bu çerçeveden baktığınız da gayet başarılı olmuş, hakikaten
herhangi bir ilkokuldaki konu serbest dersi gibi.
Semiha Berksoy'un sergisi 21 Mart'a, Leyla Gediz 20 Şubat'a kadar açık
diye de not düşerek bitireyim.
|