Ross Lovegrove Ridon Galerist Tunç Özgörener
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuÖnce Ross Lovegrove'un son tasarımları ardından SuperBowl var; ama öncelikle günlük internet derginiz konumankeni.com'a göstermiş olduğunuz, ilgi ve alâkadan ve özellikle de favorilerinize çokca eklemiş olmamızdan dolayı ekip olarak teşekkürü bir borç bildiğimizi iletmek isterim, her gün bekleriz. Arkadaşlarınızı, eşinizi dostunuzu da davet ediniz... Reklamlar bitti, şimdi yazı:

Değişik biçimlerde ve değişik mecralarda farklı vurgularla söylense de aslında işin özü aynıdır; yumurta-tavuk, sanat sanat içindir-halk içindir; tasarım mı önemlidir-işlevsellik mi önemlidir yahut... Neyse, konuyu başka versiyonlarını da sıralayarak dağıtmayayım... Twitter KonuMankeni

Çok alışverişli hayatımızda ''Tasarıma para vermek'' diye bir laf vardır. Sonuçta kullanışsız ama ''şık'' bir şeye, nesneye sırf görüntü için verdiğiniz parayı anlatır. Bunu sadece  pahalı şeyler için düşünmeyin; cezveye de, mini fırına da, limon sıkacağına, tuvalet oturağına da verebilirsiniz bu paraları.

Nasıl göründüğü ve sizi nasıl gösterdiğine verirsiniz; oysa çok sade ve belki de kaba görünümlü ama daha işlevsel ve daha ucuz olan bir şey ihtiyaçınızı ''şık'' olandan fazlasıyla görecekken tercih etmezsiniz. Bu, her zaman rahatsızlık yaratmaz ama bazen durum LaFontaine'in fablındaki gibidir, leylek'in tilki'ye ''uzun şampanya bardağı''nda çorbayı vermesi gibi...

Tasarım Gurusu Ross Lovegrove'un Galerist'teki sergisinin açılışındaydık ve kalabalık içinde akarken bunu düşündüm. ''Eserleri'' eleştirecek değilim, kaldı ki nasıl baktığınıza bağlı, birer heykel, tasarım harikası olarak bakarsanız ayrı; masa - oturma bankı, fantezi de yapılabilecek televizyon koltuğu diye bakarsanız ayrı.

Ridon'a yani karbon liflerinden tasarladığı motosiklete, ''tamam bir motor tak da yola çıkıp sürat yapalım'' diye bakarsan başka; evin bahçesine konulacak birkaç milyon dolarlık bir şıklık diye bakarsanız başka, bir Orange Country Choppers fanatiği gözüyle bakarsanız bambaşka... İşin eleştirisinde sanırım Baba Paul'ün söyleyeceği çok şey olabilir, olayı motosiklet tasarlamak olduğuna göre...

Lovegrove'un eşyaları aslında ''eşya'' değil, üzerinde yemek yiyemezsiniz, fantezi yapıp sevişemezsiniz, büyük masa müsait gibi duruyor ama çok ateşli bir atraksiyonu kaldıramaz bence, televizyon-okuma koltuğuna uzansanız... Mümkün değil... Parlak alüminyumdan uzun oturma bankında misafir ağırlasanız 15 dakika sonra nazik yerleri ağrır kalkar giderler... Motosikleti üretilse de binmeye kalkışsanız; ne ergonomik ne aerodinamik, s'ler çizer devrilir... Zaten ancak 1.25'lik birisi kullanabilir, at ile pony gibi... Baba Paul'ü bunun üstüne konmuş yolda giderken düşünmek bile istemem... Fakat konsept yani, bahçeye heykel...

Tasarım, şıklık o kadar tek kriter olmaya başladı ki... Obama'nın saati bile ''bir başkan bu kadar kaba görünümlü, ah hem de hiç trendy olmayan deri kayışlı bir saat kullanır mı canım! Tahtakale'de 50 milyona satarlar bunu, tapon Çin malına benziyor'' boyutuna kadar geldi. Evet, CIA sizin şıklık merakınızı düşünecekti Başkan'ın güvenliğini sağlarken, işlevselliğine değil tasarımına bakacaktı. Nükleer bomba ateşleme butonu da vardır, gazbombası da, icabında 1-2 atış yapacak silahı da o saatin... Kimbilir daha ne özellikleri vardır ama şık değil ne yaparsın, takmaz koca başkan!

Neyse, Ross Lovegrove'un sergisini mutlaka görün tasarım dünyasının Guru'sunun son şaheserleri, eski İstanbul'un Beyoğlu'nun simgelerinden biri Mısır Apartmanı'ndaki Galerist'te hani bu bile, eskinin içinde sergilenen ultra modern bile ilginç.

Mısır Apartmanı'na dair çocukluk günlerinden Teyzem Nurten Tüzün'ün Nur Reklam günlerinden radyodaki Zeki Müren'li reklam kampanyalarından, altında gezindiğim koca masalardan ve o zaman koca bir havaalanı gibi gelen koridorundan kalma anılarım vardır; gerçi tabii eski asansörü yok artık ama binanın yerinde durması bile birşeydir. 

Geçelim SuperBowl'a... Takımın New England Patriots ve adamım Tom Brady yoktu ama Steelers ile Cardinals'in kapışması da hakikaten müthişti, hele o son 45 saniyede olup bitenler... Fakat ne yazık ki, 40 ayrı dilde naklen yayınlanmasına rağmen, Uruguay liginin bile veren futbola endeksli sığ medyamızda bir kanal çıkmadı, ben de İtalya'nın devlet televizyonundan seyrettim hem de adamlar maçtan önce müthiş bir ön program yaptılar 2 saatlik, takımların analizleriyle, yorumlarıyla, tarihiyle... Sonra da maçı anlattılar.

Yalnız, şu var... Her yıl uydudan naklen yayınlayan bir kanal bulup sabaha karşı patlamış mısır, sandviçler, bira eşliğinde seyrettikçe bu Amerikalılara bazı konularda hak da veriyorum. Malum Amerikalılar için bir şey ne kadar iri, haşmetli, şaşâlı, atraksiyonlu ve heyecanlı ise o kadar makbuldür. Skor yapmak isterler. Ebatları, porsiyonları büyüktür, mesela buralarda ünlü restorantlarda T-Bone Steak diye önünüze kabarık fiyatla getirilen kayış gibi bol kemikli ince et parçasını ABD'de servis etmeye kalkışsalar kavga çıkar, zaten 2 gün sonra da orası batar.

Aslında, kim ne derse desin iyi bir NBA maçıyla Avrupa maçı arasında da böyle bir fark vardır; o yüzden Amerikalılar burun kıvırır, o yüzden Avrupa tipi basket oynatılmaya kalkışan Toronto Raptors yavandır, başarısızdır, o yüzden ABD'liler Amerikan Futbolu varken bizim futbolu sevmez; Nascar ve IndyCar varken Formula-1'e dönüp bakmaz.

Mantıkları basittir: 90 dakika bekleyeceğim gol göremeden çıkacağım, saatte 300 kilometre ile sürekli dönen sürekli birbirini geçen çarpışan arabalar gibi Nascar varken, hiç kaza olmayan birinin alıp başını gittiği, pit-stop dışında hiç geçişin olmadığı F-1 mi seyredeceğim... Skora bakarlar.

Bir kere SuperBowl herşeyiyle müthiş bir gösteri ama onu bir yana bırakın taktiksel olarak futbolun 1-9-1 (İtalya!), 4-4-2, 3-5-2'sinin yanında Amerikan Futbolu tam bir satranç...

Hem de müthiş heyecanlı.
















Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
NBA Final-7: Hakem kararıyla
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyor
NBA Final-5: Beraber ve Solo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yok
NBA Final: 2 numaralı adam görevde
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklar
NBA Finali'nin kaderini çizecek 10 şey
Ruh İkizimi bulamadım...
Yuh İkizimle idare ediyorum
Aynen indiraGandi
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular, Anıl Çırpan'ın köşesi burada Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm