Bu lig, bu hâli ile ''aile
kurumu''nun temellerini sarsar; boşanmalar, birbirini aldatmalar artar benden söylemesi! 16 günde ''4 hafta''
eskittik, arada Avrupa kupası maçları, Milli maçlar, yok Barcelona yok
Real derken ''yoğun maç temposu''... Her gece seks yerine her gece
maç, maharet ikisini...
Neyse, biz asli konumuzdan
uzaklaşmayalım... Lig o kadar garip bir hâlde ki Şarlo filmi gibi hani
çabuk çabuk ve tuhaflıklarla absürd bir hiperkaktiflikle dolu... Beşiktaş'ı 16 gün
önce yenen Eskişehir nerede Galatasaray'ın karşısındaki Es-Es'emeyen
takım nerede... Tabii ki, düşüşler, inişler çıkışlar olacak ama
ekstrasistol gibi olması, bu kadar yaşamsal ritim bozukluğu bu lig
formatından kaynaklanıyor. Yine de Ujfalusi araya girmese belki biz
de Kartal gibi ''kaza'' yapabilirdik.
Galatasaray, hele de bu Galatasaray'ın Imperatore Terim'in
Galatasaray'ı olduğu düşünülürse, sezon başından beri hiç de
beklendiği gibi oynamadığı âşikârane...
Tek forvet kalabalık ortasaha sistemi ile Aslan, yemekte sürekli kısır
yapıp duruyor. Pozisyon zenginliğini bir yana bırakınız, pozisyonun
emaresi bile zor zoruna görünüyor. Evet, 2-0 kazandık ama ilk gol duran
top,
ikinci gol tesadüf top...
Organize hücum, yaratılan bir pozisyon, sağdan soldan gürül gürül akan
bir futbol, yapılan ortalar, ver-kaçlarla girilen 6 pas, ahlarla
vahlarla kaçan pozisyonlar, önalanda yapılan baskıyla kapılan toplar
bunların hiçbiri yok.
Kabul, Terim sıkışıp tıkanınca 4-4-2'ye dönüyor ama bu futbol o kadar
yapılan transferin ve gümbür gümbür şampiyonluğa oynayan bir takımın
futbolu değil.
En hafif tabir ile çekingen, aman başımıza bir şey gelmesin
zihniyetiyle sahaya çıkıyor. Oysa, biz Imperatore'nin elini korkak
alıştırmamasına alışığız.
Bakınız, ben zaman zaman maçları Japon turist gibi seyrederim, iki
takımı da tanımıyormuş, sahanın kimin evi olduğunu bilmiyormuş ve maçı
çıplak gözle seyretmek yerine elimde sürekli kamera onun objektifinden
bakarak çekim yapıp eve dönünce videosunu seyredecekmiş gibi
davranırım.
Bu kafayla baktığınızda, oyunun çoğu sekansında Eskişehir evsahibi,
Galatasaray deplasman takımı gibiydi. Es-Es sahaya Galatasaray'ın
ortadan gelmesini engellemek için baraj kurmuş aslında kanatlardan
sızıntı yapmaları beklenirken yapmadılar, dahası baraj-set sayesinde
Galatasaray'ın ileri rahat çıkmasını engelleyip baskıladılar, Es Es
bastırırken Aslan kapandı. İki tesadüf ile golleri buldu.
Eğer ''Camadam'' Gökhan Zan'ın hatasını son anda Ujfalusi engellemese
zaten santra yapmaya gidilecek ve bir sonraki pozisyonda Gökhan Zan'ın
kafa golü gerçekleşmeyecekti. Dolayısıyla, belki de başka bir maç
seyredecek, belki de yenilgiyle ayrılacaktık çünkü Galatasaray'ın bu
oyunu ve Terim'in tercihi yediğini çıkartacak bir karakterde değil.
Ayrıca Sercan Yıldırım ve Baros'la Ocak
ayına kadar idare edeceğiz artık dedikten sonra... Terim neden Sercan'i veya
Baros'u ya da Elmander ile Sercan'i, Sercan ile
Baros'u yahut da Sercan ile Baros'u birarada kullanmadı
demek abesle iştigal; Terim'i biraz tanımak bile,
abesle iştigal etmemek için yeterli. El mahkum olmadıkça bunu
yapmayacak. Üstelik oyun anlayışı,
savunmanın arkasına atılacak uzun toplarla gole gidecek bir forvete
yani Baros'a uygun değil.
Galatasaray'ı bu hâliyle bekleyen üç büyük tehlike var.
İlki bu futbol ile evini dolduramaz, hele ki Arena'ya gidiş dönüş
Olimpiyat yolundan bile çileli, kahırlı bir haldeyken, insanlar 90
dakika uğruna metrolarda, turnikleerde, yollarda helâk olurken
Arena'nın full çekmesini beklemek Godot'u beklemek gibi...
İkincisi de Fenerbahçe'de Beşiktaş'ta bu kadar sakat eksik varken,
onlar tam randıman vermezken, Galatasaray'da oynamayan Servet ve
Emmanuel Eboue dışında eldeki malzeme bu ve eğer Terim, bu
malzemelerden bu yemeği yapmaya devam ederse 11. ve 14. haftalarda
büyük darbeler yiyebilir. Hadi Dolmabahçe tolere edilebilir ama
Arena'da hele de bu atmosferde Fenerbahçe mağlubiyeti mideye külçe gibi
oturur, hazmedilmez.
''Bazı
Erkekler Zor Kadın'ları Sever'' diye Terim'i
izah etmeye çalımıştım ama Fenerbahçe yenilgisini kimseye izah edemez.
Üçüncüsü ise Es-Es karşısında Ujfalusi dışında çıkan savunma hattı
geçen sezonun yol geçen hanı, elek defansıydı, Çek eğer kurtarmasa yine
facia olacaktı. Bu savunma ile bu lig bitmez.
26 Eylül
2011 Olmayan 26 Eylül 2011
|