Konu mankeni  Facebook'ta Paylaş Tunç Özgörener'in köşesi

Bu konuya ikinci kez dönmeyi hiç istemiyordum ama son olay, ne yazık ki Yenisi gelince eskisi unutulacak bir cinai kurbân... yazımı doğrular nitelikte... Dolayısıyla, biraz oradan alıntı yaparak biraz da yeni bir şeyler söylemek ihtiyacı hissettim. Çünkü, site olarak bu olay üzerinden hit kazanamak ve magazinelleştiği, magazinelleştirildiği için yer vermemek kararımız vardı. Tıpkı, Livaneli'nin özgürlüğüne benzer kaygılarla bir aşamaya kadar benim yazım dışında değimememiz gibi... Ki ben, Livaneli olayında o hiç de veciz olmayan sözlerini dahi koymamak taraftarıydım ama tabii ki, bir ekip sözkonusu ve onların da editöryal görüşlerini ve o sözlerdeki genellemeye karşı tepkilerini de şerh koymama rağmen saymak zorundayım; çünkü onlardan bazıları, benden daha fazla Livaneli dinleyicisiydi, kafalarındaki Livaneli portresi de çok farklıydı...
O sözler ve tavır kafalarındaki Livaneli Anıtı'nı yıktı...
Bu bölümü de onların duygularına da tercüman olmak için koydum... Yoksa Buda'nın bir darb-ı meseli vardır onu yazardım ama cevabi nitelik taşır ki fazladan yer işgaline gerek yok...

Şimdi okuyuculardan bir şey rica edeceğim. Olayın huncarca cinayet kısmını, kimsenin böyle bir sonu hakketmeyeceği gerçeğini bir yana bırakmanızı istiyorum. Bu konuda zaten bir konsensus var eğer normal bir insansanız. Fakat bunun da, olayın diğer yüzlerini örtmemesi, bakabilmemizi engellemesi gerekiyor. Yoksa olup biteni anlayıp bir ders çıkartamayız. Dolayısıyla, olayın vahşetini unutup öyle bakalım.

Ne yazık ki, olay en başında tahmin ettiğim gibi ikinci bir 
''Kumkapı Cinayeti'' vak'asına dönüşmüş durumda... Yine ne yazık ki, bu minvalde devam ederse şimdi çoğu kişinin hatırlamadığı ''Satanist Cinayet'' gibi bir kaç yıl sonra unutulmuş olacak ve biz 5-10 yıl sonra benzer bir olayda benzer durumları yaşayacağız.

Tartışmamız gereken yahut artık tartışılması gereken, o kanlı sona nasıl gelindiği ve o kanlı sondan sonra yaşanan histerik durum. Çünkü önceki benzer iki olayda bunu yapmadık.

Medyanın ve medyayı takip eden insanların yani toplumun bu toplu histeriden kurtulması gerekiyor. Fakat geçen yazıda da belirttiğim gibi, ''Medyanın Amiral Gemisi''nin anlı şanlı internet sitesinin, Ankara'da  ilişkiye girdiği sevgilisi tarafından
kredi kartı borcu uğruna öldürülen travestinin fotoğraflarını ''Seksi pozlar'' diye çarşaf çarşaf fotogaleri yapabildiği ve o fotogalerinin de binlerce insan tarafından tıklanabildiği bir ortamda bu zor gibi görünüyor.

Yahut da Facebook'ta ''Etiler Cinayeti''nin zanlısı ve mağduru için kurulan grupların duvarlarına yazılanların, karşılıklı atışmalardaki tehditlerin ''Cinayet''e dahi rahmet okutacak cinsten vahşice olabilmesi ve bütün bunlar yazılırken yan tarafta ''penis büyütücü vakum'' ilanının durması...

Haberi veren gazetelerin internet sitelerinde aynı sayfaya ''seks malzemesi'' ilanı alınabilmesine kadar bir sürü garabet var ortada...

Bizim neden bu halde olduğumuzu tartışmamız, bu ruh hâline ve sükut etmiş ahlak düzeyine nasıl geldiğimizi düşünmemiz, kurtuluş yolu aramamız, kendimize gelmemiz gerekiyor.

Bunları söylerken ''Aşırı Ahlâkçı'' olduğum sanılmasın ama herşeyin de bir ölçüsü var bizi ölçüyü kaçırdık... 3. sayfa güzeli ile öldürülmüş travesti fotoğrafları aynı kefede değildir.

Bütün bunların yanında, mağdure ile zanlının msn yazışmalarına kadar ortaya dökülmüş olduğuna göre başka şeyleri de tartışmamız ve bunu yaparken de acaba ''Tutuculuk''a yahut daha ''Radikal fikirlere'' prim vermiş olur muyuz kompleksine de düşmemiz lazım.

Ailenin ve hatta mağdurenin de durumunu, davranışlarını ve yanlışlarını da tartışmalıyız.

En başından beri bunu savunuyorum ama bunu söylediğin zaman ''Acılı aile'', ''vahşi cinayet'', ''kimse bunu hakketmez'', ''zanlıyı kollamak'' ya da ''radikallerle aynı şeyi savunmak'' gibi duvarlarla karşılaşıp yutkunmak zorunda kalınabiliyor.

Oysa şunu sorabilmek gerekiyor. Msn yazışmalarında günlüklerinde mevcut olduğuna göre sorabilmeliyiz...

17 yaşındaki ve ailesinin hali vakti yerinde olmadığı da aşikâr bir gencin, sevgilisinin parasıyla suşi yemekten artık sıkılabilmiş olması ve İstanbul'un en lüks restoran, 18 yaşından küçüklerin girmesi yasak olan gece kulüplerine dahi banalleşti diye bakabiliyor olması tuhaf değil mi? Herhalde harçlığıyla gitmiyor geceleri oralara...

Peki, bu genç sevgilisinin armağan ettiği son derece lüks elbise ve çantalarla geceleyin bu mekânlara giderken ailesi ne yapıyordu diye sormak gerekmez mi?

Hadi saftirik olup günlüklerine yazdıklarında uydurduğunu teenage hayali olduğunu düşünelim, peki msn yazışmalarını ne yapacağız, gece nereye gidelim yazışması orada geçiyor.

Eğer, sokakta kaçırıp öldürülmüş olsa, bunları tabii ki konuşmayacağız ama sona getiren adımlar vardır. O adımları da konuşmalıyız.

O yüzdendir ki, olayın vahşeti dışındakileri konuşmazsak...

Ne Cüneyt Özdemir'in yazdığı para olayına ne de en son istenen ''Kan Parası'', ''Helalliğe'' sağlıklı bakıp bunlardan bir ders çıkartamayız.

Ne hayalkırıklığı içindeki Cüneyt Özdemir'in Twitter'ında neden ''Şimdi anladığımız kadarı ile kızınızın başı kesilirse 3 milyon Euroya hakkınızı helal edebiliyorsunuz bu ülkede!!!'' dediğini, ne de benim bunları neden yazdığımı anlayamayız ve tepki gösteririz.

Tepkiyi... Aynaya bakıp bu kadar lükse ve güce tapınmanın, megazinleştirilip zombileştirilmiş zihinlerimizi ne hâle getirdiğini düşündükten sonra vermek gerekiyor.

Tabii ki memleket şartlarını da sorgulamalıyız.

Bir de şunu sormak gerekiyor: Zanlının ailesi 3 milyon Avro veremeyecek biri olsaydı nasıl ''Helal''leşilecekti...

Yahut daha hard'ını sorayım, zanlı ve ailesi bu kadar zengin olmasaydı...

... noktadan sonrasını siz doldurun.

Think Again!  


1 Eylül 2009

Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm