Aslında,
uzun uzadıya yazmıştım;
nedenini niçini, ötesini berisini, olacakları... Sonra baktım ki,
hiç de aynı lafları söylemiş olmak istemediklerimle aynı kefeye
koyulabilirim endişesiyle neden böyle düşündüğümü izah etmek
için, hissiyatımı da işin içine katınca, yazı daha da uzuyor.
Bukalemunların
hayatından girdim... 80'lerin ünlü çizgi dizisi ''Hop hop tonton değiş
tonton''larından, çıfıt çarşısındaki satıcılardan, batacak geminin
mallarına, ''cenazenin 40'ı çıkmadan düğün yapılmaz''a, ''Gitti de
gelmeyiverdi'' diye göbek atılmaza, benzer bir vak'a daha çıkarsa ne
yapılacak listesine, felsefe ve iktisattaki
Faydacılık-Pragmatizm'e kadar
vardım. Dolayısıyla, okurlarımızın zekâsına güvenerek kısa ve net özetleyeceğim:
Argomuzda
veciz bir laf vardır İndiragandi Yapmak diye...
''Aynen indiragandi'' de derler.
İndiragandi yapmayı sevmem...
Yapanları da sevmem!
Ne demiş John Stuart Mill:
''Mutsuz bir Sokrates olmak, mutlu
bir domuz olmaktan yeğdir...''
Ben, Faydacılığı da sevmem, özelikle Hareket Faydacılığı'nı
hiç!..
|