Konu mankeni Tunç Özgörener'in köşesi

Çocukken bisiklet istemedim hiç, apartman çocuğuydum Osmanbey'in göbeğinde sonuçta, hiç takdirnâme de getirmedim, alan çıkmadı... Bisikletim olmadı dolayısıyla... 2 tekerlekli bisiklete hayatta iki kez bindim... İlkinde çocuktum ve 2 saniye sonra başkasının bisikletini devirdiğim için azar işitip bırakmıştım. İkinci sefer koca adamdım ve Moda sahilinde bir arkadaşım arkamdan tutarken ben, pedalı düzgün çevirip dengede kalmaya çalışıyordum ki... Muhteşem ikilinin sahilde bir aşağı bir yukarı yaptığı şaklabanlığı ve sonunda kayaların arasına kafa üstü uçarak sıkışıp debelenmemi etraftakiler uzun süre kamera şakası sanmıştı! Bookmark and Share

Modern sanata gelince... Aramızda hep gayet düzensiz bir ilişki olmuştur. Arada sorunlar yaşadığımız aşikâr ve işin gerçeğine baktığımızda, dönem dönem sergilediği bazı davranışları ya da ne söylemek, neyi imâ etmek istediğini anlayamadığımı, kimi vakit de söylemek istediğinden, söylediğinden çok farklı şeyleri anlayabildiğimi; sık sık da ben, onun ne anlamak istediğini anlatmayı becermediğini düşündüğümden büyük buhranlar, karşılıklı bir kavram karmaşası, çatışması yaşadığımızı da itirâf etmek durumundayım. Hazin ama bunu kabullenmem gerek, asla kendisiyle günümüzün magazinel diliyle aramızda ''düzeyli bir ilişki'' olması da pek mümkün değil. Çünkü mali durumun onun aşırı isteklerini karşılamam mümkün değil... Gerçi, o kadar para dökmeye de gerek var mıdır, boya güzellerine ayrı bir konu.
Twitter KonuMankeni
Konumuz bir bisiklet... Konuyu pek takip etmeyenler için bisikletle tasarım arasında ne türden bir bağlantı olabildiği ya da sporla tasarımın nasıl yanyana gelebildiği tuhaf karşılanabilir bir durum olabilir. Çünkü bahsettiğim düz endüstriyel tasarım değil, sanatsal tasarım. Sanatsal tasarım derken Ross Lovegrove'un Galerist'te sergilediği karbon liflerinden imâl ''Ridon'' adını verdiği motosiklet taklidi gibi şeyden bahsetmiyorum.

Bu, üzerine binebileceğiniz ve yarışabileceğiniz bir bisiklet, evinizin bahçesine havuz kenarı süsü yapılacak bir şey değil. Gerçi, buna da sahip olmak için belki milyon dolar, belki daha da fazlasını ödeyeceğiniz için öyle yapabilirsiniz ama işlevsel olmaz. Tabii ki, Caddebostan sahilinde tur atmaya çıkmanız veya bir yerin önüne zincirleyip alışverişe girmeniz önerilmez...

Onunla İstanbul'un gözde bir gece kulübüne de gitmeniz size itibâr kazandırır mı bilemem. Muhtemelen altınızdaki 2 tekerleklinin değerini anlamayan magazin muhabirleri fakir veya deli, daha da kötüsü hem deli hem fakir muamelesi yapabilir. Kapıdaki bodyguard da bisikletinize bakıp içeriye girmeye uygun olmadığınıza karar verebilir. Üstelik, yakında çakmaları da çıkar havası kalmaz...

Kaldı ki, kim bilebilirdi ki...

Yıllar önce 1992'ydi değil mi, modern ve güncel sanatın periferisindeki ülkenin Feshane'deki Bienali'ne dönersek... O günlerde, henüz tanınmamış,
camdan bir odanın içine bir masayla yönetici sandalyesi koyup sergilemekten ibaret ''işi'' de pek bir sanatsal maharet içermeyen birinin, post-modern dünyamızın en tartışmalı adamı haline geleceğini tabii ki kimse tahmin edemezdi.

Vasıf Kortun'un büyük keşfiydi... O zamanlar sanal âlem kapılarını açmamış, herşey bu kadar 1-2 saniyelik mesafede değil, yap sörfü oku yok... İngiltere'yi salladı lafı, çok büyük adam olacak lafı, laf-ı güzaf ve hatta işkembe-i kübrâ geliyor... Kim bilebilirdi ki bugün büyük bir marka ve simsar haline geleceğini; ne günlerdi ama... Hani Feshâne modern sanat müzesi olacaktı, şimdi başka şeyler oldu; tıpkı şimdi unutulup giden şehrin ortasında çürüyüp tamamen yokolması beklenen Yedikule Gazhane'si gibi... Döneminin en çılgın modern sanat sergisi Seretonin'i unutmak ne mümkün...

Neyse konumuz bu değil... Fakat Feshane de, Gazhane de, 
Hacienta Ceyhan Çaplı günleri de arkada bir fon...  1992'deki -ki o vakit, biz, bunu sonra duyduk- Young British Artist sergisinde Saatchi&Saatchi'nin sahibi Charles Saatchi'nin yarattığı başlı başına ayrı bir tasarım ve pazarlama harikası olan Damien Hirst'ün etrafında yıllardır dönen sanat tartışmalarının da ötesinde... Global krizin en sıcak, en kavurucu günlerinde kendi ''eserleri''nden Sotheby’s'de müzayede düzenleyip 111.5 milyon poundluk satış yapabileceğini tahayyül etmek bile olanaksızdı.

Bu rakamın büyüklüğünü izah etmek için basit bir örnek vereyim. Hirst'ten 3-4 ay sonra Fransızların ünlü modacısı Yves Saint Laurent ve ''hayat arkadaşı'' Pierre Berge'ye ait koleksiyon ''Yüzyılın müzayedesi'' diye lanse edilerek satışa sunuldu ki, aralarında Qing döneminden kalma Çin takvimindeki 12 hayvan burcundan Fare ve Tavşan'ı sembolize eden iki bronz başı, Picasso, Matisse, Degas tablolarıyla 372 parçalık koleksiyon 373,5 milyon avroya satıldı...
Damien Hirst kurukafaPicassolar, Matisse'ler diğer yanda her tarafı pırlanta taşlarla süslenmiş gerçek bir kurukafa... Bir tarafta Çin için paha biçilmez tarihi Fare, Tavşan başları; diğer yanda boynuzu ve toynakları altın kaplı ölü bir öküz... Şimdi, tabii ki Picasso üzerinden de sanat tartışması yapabiliriz ve fakat uzun sürer. Belki de yanılıyorumdur. Malzeme değeri 24 milyon dolar eden pırlanta kaplı kafatasının 88 milyon dolara satılması da normal olabilir.

Zaten, sonuç olarak bunun bir önemi yok; formaldehit'e batırılmış ölü köpekbalığı da sanat mı, ölü bir balığı jelin içine herkes koyabilir diyen sanat eleştrimenine Hirst'ün verdiği cevap gibi: Ama şimdiye kadar kimse koymadı, değil mi?.. Kumsaldaki kadın, Picasso ve kumlara çizilen daire anektoduna ne kadar da benziyor değil mi?

Aslında, hakkında sayfalarca yazılan, tez konusu olacak kadar derin bir mevzuunun, gayya kuyusunun kenarından bakıyoruz sadece.  Daha önümüzde kavramsal çerçevesini ''3 Kuruşluk Opera''dan alan İstanbul Bienali de var nasılsa...
Dolayısıyla bu mevzuya döneceğim.

Önümüzdeki aylarda son dönemlerin belki de en heyecan verici modern sanat sergisi ve açıkarttırması yapılacak. 21 eserlik serginin en nadide parçaları 6 bisiklet ve henüz bilinmeyen dev bir tablo...

Serginin ''küratörü'' ise Lance Armstrong...

Evet, tuhaf olabilir ama yanlış değil. Lance Armstrong'un Tour de France öncesinde sanatçılarla yaptığı ortak çalışmayla çeşitli etaplarda kullandığı 6 özel tasarım bisiklet ki en değerlisi 1 milyon dolardan yüksek bir fiyata satılması beklenen Damien Hirst'ünki, Monaco'daki açılışta bireysel zamana karşıda kulandığı Marc Newson'ınki ve diğerleri de New York'lu sokak sanatçısı Kaws ile Shepard Fairey, Yoshitomo Nara ve Kenny Scharf'ı tasarımları. Serginin merakla beklenen parçası ise Cai Guo-Qiang'ın 720 bin dolar açılış fiyatıyla koyulacak dev boyutlu tablosu olacak. 

Malum, Cai Guo-Qiang da tıpkı Hirst gibi PETA'cıların hiç sevmediği artistlerden biri. İçi doldurulmuş tilkiler, kaplanlar, alışveriş merkezlerinin tepesinden sarkan otomobiller ve boya tabancasıyla yaptığı püskürtme tablolarıyla tanınıyor.

Açıkçası, Lance Armstrong'un Kanser Vakfı ve Livestrong kampanyası için yapılan bu proje açıkarttırma Hirst'ün de içinde olmasıyla az bulunur bir sanat olayına dönüştü. Mutlaka taklitleri yapılacaktır. Hatta istanbulu birara saran öküzler, ayakkabılar, lalelerden sonra bisikletleri bile görebiliriz...

Neyse, ben kırtasiyeden aldığım plastik jaws anahtarlığı ortadan ikiye bölüp sonra da şeffaf jel mumun içine yatırdıktan sonra cam kavanoza koymak suretiyle yapmakta olduğum enstelasyona devam edeyim...

   
4 Ağustos 2009
 
Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm