Güzelleme
yapmayı goygoy çekmeyi sevmem ama bazen de birisine hakkını vermek için
böyle görünecek diye de çekinmem. Malum, Şapkadan Tavşan Çıkartmak diye
bir deyim vardır... İmkansız gibi görüneni, zoru başarırsın
şapkadan tavşan çıkar, alkış kıyamet, hayranlık, wow, şak şak...
Sonra? Bir kere çıktı ya senden sürekli tavşan çıkartmanı beklerler,
isterler... Bu, biraz da John
Trovolta'dan her filmde sıkı bir dans sahnesi beklenmesi gibidir.
Hani bir rol yapışır ya adamın üstüne çok salakça düşersin, her filmde
öyle düşmeni isterler ya da salak çocuğu, bıçkını, deliyi oynarsın,
sürekli o rolü biçerler...
Fakat şapkadan
tavşan çıkartmanın bir başka yüzü vardır ki, yaptığınız giderek vak-i
adiyeden olmaya başlar. Alkışlar azalır,
yaptığınız normal karşılanır. Ehemmiyeti kalmaz.
Birileri
başı sıkışınca hemen panik butonuna basar ve gelsin Tavşancı... İki
hokus pokus bir el çabukluğu marifet... Alkış, kıyamet, şov bitip
ışıklar sönünce güle güle Tavşancı...
Sizi dipten kurtarsın, düze çıkarsın, şaşırtsın, sevindirsin, düğün
bayram sonra tak sepeti koluna herkes kendi yoluna...
Demezler
ki, ya darda kaldık bu Tavşancı geldi, günü kurtardı, eh bununla
gösteriye devam edelim. Kendilerine bir assolist bulurlar, paraları
abuk subuk saçarlar sonra batarlar...
Bu arada bir başkasının
başı sıkışmıştır, o panik butonuna basar yine bizim Tavşancı çıkar
ortaya... Aynı kısır döngü, fasit daire biteviye... Hayat böyle sürer
gider...
Basketbol da hayat gibidir... İki kalas, bir heves,
atarım tutarım, en şahanesini ben yaparım diyenler, abuk sabuk
seçimler, bas bas paraları Antirikuntinlere bir takım kurarsınız...
Jawslara,
timsahlara, çakallara kolu bacağı kaptırır, dibe demir
atarsınız... Ne yapacağız biz telaşına kapılırsınız,
yanmıştır keten helva... İşte, orada eğer sizin gibi bir başkasını
kurtarmakla meşgul değilse O'nu çağırırsınız.
Gelir iki gaz,
üç cinlik, 1-2 transfer, bolca basketbol sihri sizi kümede tutar...
Ertesi sezon doğru dürüst bir şeyler ister, hani devam edeceksiniz
ya... Olmaz... O da gider. Yahut sivri zekalı çok bilmiş birileri çıkar
şöyle takım kuracağız böyle potalar arasında uçacağız, run'ıp run'ıp
gun'acağız der yine, yeniden kanar; uçanı kaçanı alırsınız...
Trabzon'da
birileri bir vakit, ya bu Kartal'ın Kanarya'nın, Aslan'ın basketbol
takımı var da bizim niye yok! Biz, 4. Büyük değil miyiz, kuruverelim
diye heves etmiş; bak ucuza da çukulata takımı var demişler olmuş
bitmiş.
Kafalarında da hep futbolda yaşadıkları şampiyonluk
var ya, altyapıdan yetiştiriveririz yanına da 3-5 kara elmas kattık mı,
Karadeniz Fırtınası potalar arasında esi esiverir.
Sonrası hüsran, mali sıkıntı, kapatalım mı kapatmayalım mı,
serde Karadenizlilik var, koskoca 4. Büyük kapatır mı?!?
İyi
de bu işler 2 kalas ile 1 hevesi sahaya çıkartıp başına da birini
dikmekle
olmuyor, olmayınca, şimdi onlar da O'nu çağırdı. Bekliyorlar ki,
Şapkadan
Takım Çıkartacak!
Çıkartamazsa ne olacak?!
De ki bu sefer çıkartamadı!
Adam,
dar günde takımın başına geçmekten, ucuz takımlara kimsenin ummadığı
işler yaptırıp sinir stres altında Şapkadan Takım Çıkartmaktan kalbini
yordu yıllardır.
Galatasaray'ın
en parasız en ilgisiz dönemlerinden birinde takımı bir şekilde tuttu,
bir de kabahatli oldu, tribündeki çok bilmiş Coach'cukların forumlarda
boy hedefine döndü.
O kadroyla Fenerbahçe'yi yendi yaranamadı,
şimdi ''eksik'' Kartal, Kanarya ne varsa yeniliyorsun ligde, zaten bir
de Efes var başka kime yenileceksin sesini çıkartan yok!
Sanki
Mazhar-Fuat-Özkan ile Barbaros Hayrettin'in cover miksi ''Pivotlu
çıkmam abi'' ''Ben sizin CEOnuzum''...
Nereden
baksan, 1,25+0,8+1 etti mi sana 3,25 milyon dolarcık, o da 3 kişiye,
Baba-Oğul-Lagaluga Üçlüsü...
Adam,
koca kulübün 100. yılında 3 kuruşu yanyana görmemişti,
oyuncuları satın alınmıştı, evet satın alınmıştı, play-out'a
atılmıştı, bir de
sanki bütçeyi vermeyen O imiş gibi lagaluga yapılmıştı.
Hah, şimdi ''İlk sezonda Euroleague'de Top
16 kalındı, büyük başarı, destan yazdı'' geyiği var... Duyan da, sanki
hayatlarında ilk kez Euroleague gören oyunculardan kurulu acemiler
mangasıyla ya da NCAA'deki Butler Bulldogları'vari takımla
büyük
başarı elde edildi sanacak. En az 3-5 milyon dolara o gruptan ıkına
sıkına Barçalana Barçalana kapağı 16'ya atacaksın, başarı
olacak!
Biz, Şapkadan Takım Çıkartan Adama dönelim...
Yine, kendisinden maharet bekleniyor...
Gösteremezse ne olacak?
Trabzonspor,
belki de eğrisini doğrusuna denk getirdi, bu sezon kümede kalırlarsa
gelecek sezon ''akilli olsun''... Adamı elde tutup iyi bir kadro kurar,
altyapıya da
gerçekten önem verirlerse, hani o zaman Rize'deki binalar gibi değil
hakikaten Trabzon'a yakışır bir takım inşaa edebilirler.
Bak, buraya kadar adını anmadan geldim, adı anılmayacaklar adam diye
piyasada gezerken O'na gerekli değer verilmediği için...
Çakallara not: Halil Üner... Eğer,
sadece basketbolla ilgilenebilirse bu ülkenin en iyi Coach'udur, umarım
Trabzonspor kıymetini bilir...
Buzağı arayacaklara not: Gizli menajerliğini yaptıklarına övgü
düzenlerden değilim ben...
9 Ocak
2012 Olmayan 9 Ocak 2012
|