Gel de bir Hakan Şükür'ü arama!
Bosna'dan
kaçtık ama Estonya'ya tutulduk... Es'er geçeriz derken, mağlup dönmemiş
olmamıza sevinmek gerekiyor. Tabii ki, Boğalar'ın Belçika'yı
deplasmanda devirmiş olmasına da... Öte yandan, Bosna'nın 7'lik yaptığı
takıma tek bir gol dahi atamamış olmamız da kısırlık göstergesi.
Beceriksizliğimize hayıflanmaktan çok düşünmek zorundayız...
Hayıflanmaya neden bir Hakan Şükür yok diye başlayabiliriz...
(Önce Milli
maç ve ardından sanatsal PS var; biliyorum, bazılarında
kültür şoku yaratıyor ama...)
Eksikler
var, kadro kurmakta zorlanıyoruz bunlar ayrı ama Avrupa Şampiyonası'nı
ve önceki Dünya Şampiyonası eleme maçlarını hatırlarsak, ''Neden
oynatılmıyor'' denilen bazı oyuncuların sahada yaptıkları da kabul
edilebilir cinsten değildi. Neydi o Halil'in atamadığı, Yusuf'un
ayaklarının dolandığı pozisyonlar! Kalecileri Pavel Londak'ın da
sonlardaki 1-2 süper kurtarışıyla ''Milli oldu''ğunu da unutmamak
gerek, Bosna'dan 6 yedikten sonra kenara alınan kedi, bize panter
kesildi!
Halil ile
Yusuf, dua etsinler ki, son dakikalarda
adamlar bizden daha büyük beceriksizlikler sergilediler ve Volkan da
bize hampadan gol yedirme gününde değildi de, 1 puanı kurtarmayı
başardık.
Adamlar,
yeteneksiz ama sert ve bir düzenleri var, onu
uygulamaya çalışıyorlar; eğer o düzeni bozarsan dağılırlar, bozamazsan
sıkışıp kalırsın.
Baskıyı bizim
kurmamız gerekirken, fiziksel
üstünlüklerini sertliklerini de araya koyup onlar bastırdı. Geriden
oyun kuramadık, kanatlardan boşluk bulamadık. İkili mücadelelere
futbolun içindeki sertlikle giren Estonlar, öyle kapalı, duvar gibi
defans da yapmadı, ortasahadan itibaren bizi geriye sürdü,
yarısahamızda da presledi ve biz de bu baskı rejimini yıkamadık...
Elimize geçen az ve öz fırsatta da dağlara taşlara gönderdik.
Arda
Turan yalnız kaldı ama yetenekli ayak diye baktığımız, çok şey
beklediğimiz, hatta Avrupa Şampiyonası'nda neden oynatılmadı diye
sorguladığımız Nuri Şahin'in ne verdiğine de bakmak şart. Etkisiz
elemandı...
Başta
kurgusal bir hata yapan Terim, oyunun
kilitlendiğini görünce erken değişiklik yaptı ama Halil ile Mevlüt
ikilisi de yanyana bir şey çıkartamadı, pardon saç-baş yoldurdu.
Kanatlardan da fazla kaleye inecek yol bulamayınca tıkandık. Son
dakikalardaki korner serisinde de Piiroja ile Lom-bak'a takıldık! Ah,
bir Hakan Şükür yok ki!
Sonuçta...
Kötü oynadık, Estonlar'ın
oyununa hapsolduk, şanslıyız ki mağlup olmadık. Grubun gidişatı
gösteriyor ki, İspanya'yı geçmemiz zor meğer ki hem orada hem burada
yenmeyelim... Yoksa, ite-kaka play-off'a kalacağız yoksa Afrika'yı
televizyondan seyredeceğiz.
Ultraspor-16
Ekim 2008
|