Ne
yazık ki, ''Bogdan Tanjevic ve ortada kalan peşmergeler'' diye yazmayı
bitirmiş ve tam da gönder tuşuna basmak üzereyken Sevgili, saygıdeğer
Özhan Canaydın'ı 22 Mart'ta
kaybettiğimiz haberiyle sarsıldım, ardındab durumu ciddi ama hayatta
denildi... Ardından bir başka büyüğümüz Ali Oraloğlu'nun vefat haberi
geldi. Şu an için başka bir şey yazmak içimden gelmedi; kendisi
vefat etmeden 1-2 gün önceki bu yazıyı bırakıyorum. Belki de bir ders
çıkartılabilirden öteye şu anki duygusallığımdandır...
Kalemşörlüğü
de, kalemşörleri de sevmem... Papağanların insan versiyonlarından hiç
hazzetmem, sufle'yi sadece tiyatro sahnesinde ya da tv-sinema
platosunda ise anlarım, uzaktan kumanda televizyon veya arabayı, alet
edavatı yönetiyorsa cihazdır... Sahibinin Sesi de plak markası ise
antika değeri ile makbûldür. Yoksa, her yayın kuruluşunda başka
Sahibinin Sesi plaklarını çalanlardan da hoşlanmam...
Bunlardan üstüne alınacaklar varsa, kendi takdirleridir...
Ben sadece kendimi tarif ediyorum, ama kendilerinin ne olduğunu bilen
âriflere de târif gerekmez!
En
baştan söyleyeyim... Mümkün olduğunca sakin yazacağım; korkudan dolayı
değil, sadece bazı değerlere bağlılığımı yaptığımla inkâr etmemek ve
bana yakışmayacağı için...
Şu Galatasaray seçimlerine
girmemeye yeminliydim; bundan önceki seçimde de, seçim öncesinde de
yazdıklarım yandaki sütunda Halep oradaysa arşiv burada diye
durmaktadır...
Bendeniz, Hasnun Galip'teki kulüp binasında
büyüdüm. Eğitimimi orada aldım; orada etik değerleri öğrendim...
Galatasaraylılığım kadar, hayattaki dik duruşum da orada ''tesis
edildi''. Şimdi, tek tek saysam birini hafızamda atlar, hatırasını
incitirim diye tereddüt etmekteyim ama Baba Özer'in nev-î şahsında
bütün büyüklerimi anmış, simgeleştirmiş olayım...
Son yıllarda hızla Galatasaray'ı Galatasaray yapan bazı değerlerin
aşındığını düşünmekteyim.
Bunun son örneği de bu yazımın vesilesidir.
Ne yazık ki, son yıllardaki başkanlık seçimlerinde ve sonrasında kendi
değerlerini yıpratan içten içe, gözle az görülen ama
giderek büyüyen bir aşınma bu...
Saygıdeğer Faruk Süren'e yapılanlarla sonrasında yaratılan
devr-i
sâbıklarla; Sayın Yiğit Şardan aday olduğunda çıkartılan söylentilerle,
destekleyenlere karşı alınan tavırlarla her seferinde bir üst level'a
çıkan... Bir tür süpernova süreci gibi...
Korkarım sonunda süpernova ile kendi içine çöküp yokolan bir yıldız
gibi olacak sonumuz...
Dolayısıyla, bir yerde dur denilmesi gereken bir süreç var.
Bugün, bir milât olabilir.
Bugün Adnan Polat, Galatasaray'da
gerçekten tarihe geçecek bir Başkan ise derhal harekete geçer...
Çünkü...
Bugün, Galatasaray'ın bir kısım üyelerine, sırf bir Başkan adayına oy
verecekleri için ''Peşmergeler'' denilmiştir!
Bugün,
Galatasaray'ın eski bir başkanı sırf bir Başkan adayına destek
verdiği için... Hasta yatağında muhatap olduğu sözlerle
burayı kirletmek istemiyorum. Dolayısıyla, bilmeyenler
buraya tıklayıp oradan okurlar.
Bugün,
bir önceki seçimde kendisine Saygıdeğer Özhan Canaydın destek verdiğine
göre... Adnan Polat, harekete geçer ve bu en basitiyle ''kirli'' sözün
sahibi hakkında disiplin işlemi başlatır!
Yoksa tarih önünde sorumlu olacaktır!
Yalnız şahsım adına iki şey söyleyeceğim:
Ne Zaman Adam Oluruz!
1-
Galatasaray etiği; yönetimini beğenelim beğenmeyelim, yönetimi
sırasında eleştirmiş olalım olmayalım, oy vermiş olalım olmayalım,
sevelim sevmeyelim, hatta seçime şimdi girse oy verecek olalım,
olmayalım... Bırakınız Galatasaray etiğini, bu türden bir lafı edemeyecek insani değerlere sahip
olduğumuzda!
2- Hocamız, kılavuzumuz, rol modelimiz Hınç'Al; tarzımız
Hınç'Almacı olmadığında...
|