Hiç kamufle etmenin, etik-betik
davranmanın, fair play'in gereği yok. Siz, yine de sonuna dek okuyun
kıssadan hisse var. Fenerbahçe'yi sevmem, her
daim beter olsun, hiç öyle Milli Dava diye de bakmam karşısında Rum
takımı olsun tutarım, hayatımda en eğlendiğim komedi filmi Mustafa
Denizli'nin her maçtan sonra ''daha alınanacak bilmem kaç puan var''
diye diye sıfır çektikleri Şampiyonlar Ligi Faciası'dır. En sevdiğim
şarkı ''Avrupa'ya gittin rezil ettin bizi'' diye başlar... Rivaldo'nun
son dakika frikiğinden sonra da ggoool diye mahalleyi inletip gülme
krizine girmiştim. Hâlâ hatırladıkça gülerim! En sevdiğim yabancı
takımların başında Sigma Olomouc gelir... Sigma!
Bunda garip hiiiiç bir
şey yok. Gayet doğal. Değil mi ki, Neuchatel Xamax rövanşı öncesi o
zamanki Spor Sergi'de Fenerbahçeliler ''Neuchatel'' diye bağırıp
parmaklarıyla 3 işareti yapmışlardı...
O basket maçında Sosyete'de ayağa kalkıp bir eliyle 5 yapan sonra da
tekme tokat kavga eden az sayıdaki Galatasaraylı'dan biri de bendim,
geriden gelip yenmiş sonra da Ali Sami Yen'de Neuchatel'e beşi aşketmiştik!
Yağmurlu havada su yok derler ya
işte öyle...
Fenerbahçe küme düşsün mü? Beter olsun! Düşsün!
Fakat Boca Juniors gibi düşsün, evire çevire yenilsin çatır çatır
düşsün! Yoksa Boca batarak düşmesin...
Türkiye'de pekçok sorun var, hele de insani, pekçok değerimiz farkına
varmadan erozyona uğradı. Biz, eskiden böyle değildik, nefret ettiğimiz
birisinin, birilerinin başına haklı da olsa, haksız da olsa her ne
gelirse gelsin sevinmezdik. Başına haklı da olsa kötü bir şey
geldiğinde üzülürdük. Zil takıp göbek atmazdık.
''Allah, düşmanımın başına vermesin'' derdik...
Think Again...
Eskiden bir tezahürat vardı, başladık mı Spor Sergi'de Fenerliler
çıldırırdı: ''Eskiden kral idi Mısır'a/ Şimdi kaldı çorap ile nasıra/
Sen oyna Fener sen oyna''
Fenerbahçe Cumhuriyeti'ydi değil mi... ''İçimizdeki İrlandalılar''
diyeceklerine, içlerindeki 2. Cumhuriyetçilere baksınlar!
Think Again...
28
Ağustos
2011 Olmayan 28 Ağustos 2011
|