Ertelenmiş
bir mağlubiyet

Aslan'ın başına bunun geleceği belliydi! Alarm boruları çoktan çalmaya
başlamıştı. Bursa'da Timsahlar'ın dişlerinin arasında verilen puanlar
kaçınılmaz bir sondu. Yaşanan ertelenmiş bir mağlubiyet idi...
Futbol
topunun peşine düşmeden önce durup bir şeyler söylemek durumundayım.
Eğer karşınızda bir düşman varsa, yok etmek zorundasınız. Ve eğer, bu
düşmanın bütün varlık sebebi, Kürdistan Teâli Cemiyeti'nden, Azadi'den,
Şeyh Sait'ten beri etnik temellere dayanıyorsa... Sizin varlığınıza
karşı ölümcül bir savaş açtıysa... Irkçılığı yapan, kin ve nefretle
dolu olan ben değil karşımdaki ise... Alternatif bir çözüm yoktur.
Karşındakini anlamak, empati, sempati, itidal, el sıkışmak olmaz!
Yapılması gereken bellidir. Sabah kalkar gelir meclise elleri kaldırır,
akşam güneş batmadan meclisin kapısında asarsın! Sonra da her türlü
kisve ve maske altında fikri, zikri, fiili destekleyen kim varsa
yakarsın!
Biliyorum, bunları yazdığım için kafatasçılıkla
suçlayacaklar çıkacaktır... Pasif veya aktif biçimde terörizmi
destekleyen, terörü yaratanlara karşı yumuşaklık, müsamaha gösterenlere
kafatasçı olmadığımı izah etmekle bile zamân kaybedemem!
Şimdi, futbola geri dönelim...
Eksikler,
özellikle de Kewell'ın yokluğu, 2-3 maç parladıktan sonra aslına rücû
eden Lincoln ile kısa devre yapıp formdan düşen Arda Turan'ın yokları
oynamaları ve karşılarında Yusuf Şimşek gibi maestronun yönettiği
organize bir rakip bulmaları 2-1'lik yenilgiyi hazırlamış gibi
görünebilir; oysa Galatasaray için haftalardır aynı şeyleri dönüp
dolaşıp yazıyorum:
''8-10 koldan saldıran ama rakip bir Huruç
yapınca da savunmasında kolay gedik veren bir Aslan var... 1 yedikten
sonra 4 attı mı sorun yok.''
''Galatasaray, çok baskılı oynuyor,
ileriye yüklenmeye başladı mı rakibi boğuyor. Çift forvetin ötesinde
ortasaha ve geriden bastıran adamlar da basıncı arttırıyor; sonuçta
dalga dalga gelen Aslan'ın karşısında herkesin dayanma şansı
az.
Bu kaleye sürekli dalga dalga yüklenen bir ordunun ablukası karşısında
surları korumaya çalışmak gibi. Bir yerde gedik veriyorlar ve
çöküyorlar. (...)
Buna karşın Ağır Adam'lar Servet Çetin ile
Meira'nın bulunduğu Üçlü Savunma Mekanizması büyük gedikler
verebiliyor, kanatlardaki sorun da bariz. Kılıçları çekip hücuma
çıkarken bir sorun yok ama işin defansif yanında kanatlar kırılgan.
Yani rakip ani bir Huruç başlatıp hatlarınızı yararsa direkt olarak
karargahınıza gelip yerle bir edebilir.
Kocaeli, bunu 1 kez
yapabildi, Bellinzona 3 defa başardı... Başkasının kaç defa
yapabileceği hiç belli olmaz. Her zaman da yediğiniz golden 1 fazlasını
atamayabilirsiniz...
Galatasaray, organize işlerden çok yetenekli ayaklarının bireysel
işleri ile sonuca gidiyor. Tıkanıklığın sebebi de bu...''
Bursa'da
yaşananlar da pek farklı değildi. Sadece bu sefer Timsahları yöneten
bilinçli biri, Yusuf Şimşek vardı. Galatasaray savunma hattını yarıp
takımını zafere taşıdı.
Galatasaray, Kewell olmayınca görsel bir
baskı kursa da, Arda Turan'ın golü ve Baros'un bir şutu dışında rakip
kaleciyi terletecek pek bir atak yapamadı. Ortasaha ortadan kalkıp
defans ile hücum hattı da birbirine girince ava giderken avlanma durumu
oldu.
Belki ''1 musibet 1000 nasihatten evlâdır'' ama
Fenerbahçe'nin Kdıköy'de çöktüğü ve kaosa sürüklendiği bir haftada bu
kayıp büyük bir avantaj kaybıdır... Yazık!
Son olarak
Gizli-forvetcilik oynamanın ötesine geçip kendi kalesinden çok rakip
kale önünde gezinen Cyborg Servet Çetin'e seslenmek geldi içimden!
Sevgili Servet...
Golünü
atsan toptan rahatlayacağız ama pozisyonu bulduğunda ayakların
birbirine dolaşacaksa, kafayı dağlara taşlara vuracaksan, Ayşen
Gruda'nın dediği gibi: ''Dön anacığım savunmana!''
Ultraspor-6
Ekim 2008
|