2000
Olimpiyat'ına aday olup 1990'larda sunduğu dosyadaki tesislerden sadece
işe yaramayan bir stadyumu bitirebilmiş bir ülkeyiz. Ne bekliyoruz ki
hayallerden öteye.
Bir Kuşyuvası'na bakın, bir de bizim İkitelli'deki gemi enkazına, orada
Atatürk'ün adının geçmesi bile ayıp aslında ama neyse!
Başarısızlığa bulacağımız kılıflar çoktur bizde.
Başarının
ise kıymetini pek bilmeyiz. Geçen yıl Osaka'da Dünya Şampiyonası'nda
gümüş alıp döndüğünde, havaalanında takımının yeni yabancısını
karşılamaya giden taraftar kalabalığının 100'de 1'i bile yoktu. Sanki,
bugüne kadar yüzlerce madalyamız vardı da beğenmedik.
Elvan'ım,
Sevimli Siyah Tavşan'ım... O kadar sevimli ve mütevazi ki...
Başkası yapsa burnundan kıl aldırmaz, o ise, mahcup mahcup konuşuyor.
Oysa, hep diyoruz ya Tarihi Zafer, Tarih Yazdı... İşte! Bütün
zamanların en iyi 3. derecesini koştu. 10 bin metrede ilk kez iki atlet
birden aynı yarışta 30 dakikanın altına indi. Çinli Junxia Wang'ın
şaibeli 29.31.78'lik rekorunu saymazsanız dünya tarihinde ilk defa 30
barajı aşıldı. Tirunesh Dibaba, Olimpiyat rekoru kırdı ama Elvan'ın
derecesi de eski Olimpiyat rekorundan iyi. Paula Radcliffe'in Avrupa
rekorunu da geçti. 5000'den sonra 10bin'de Avrupa rekoru bizim oldu.
Daha ne istiyorsunuz?!
Devşirme mi dediniz?..
''Hu Ha 12 Lejyoner Adam'' yazıma bakınız:
Devşirme
ile Lejyoneri ayrı tutunuz ve buraya küçük bir kız iken getirilen Elvan
ile para karşılığında ''vatandaş'' yapılıp havuzda boğulanları; lise
çağında Türk olup 2001'de Avrupa ikincisi yapanlar ile basket takımına
almaya çalışacağınız ABD'lileri karıştırmayınız!..
Umarım, ''Vay! Siyah dedin... Vay! Kızın dişleriyle alay mı
ediyorsun?!'' diyecek herhangibir aklı evvel çıkmaz!
HEROES VE EŞREF SAATİ Sabah
sabah, sinir bozucu bir etki yapıyor! Önce ''Heroes''u seyrediyorum
televizyonda, Olimpiyat Komitesi'nin Pekin Olimpiyatı için hazırladığı
tanıtım klibini... ''Sen, dünyanın en hızlı adamı... Sen, şu... Sen,
bu...
Gidin ve büyüleyin bizi'' sonra Eşref Apak geliyor çeviriyor, çeviriyor
çekiç neredeyse kafasına düşecek! Kimse antrenör bahanesi bulmasın!
Yediği önünde yemediği arkasında, Atina'da üçüncünün dopingli
çıkmasıyla aldığı bronzdan sonra istediği herşey yapıldı, kulübü
Fenerbahçe'nin de bütün olanakları önüne serdiğinden kuşkum yok.
Atina
dönüşünde olanaksızlıktan, antrenman yapacak yer bulamamaktan yakınan,
hani klasiktir ya Yeterli tesis yok ağabey, Bir elimden tutan olsa
edebiyatı yapan Eşref'in geldiği son nokta budur.
Yine de
hakkını yemeyelim, yabancı antrenörüne uyum sağlayamamış! 2005'teki
81.45'inden sonra sürekli geriye düşmüş, bir uyum sağlasaydı 99 metreye
atacaktı ama olmadı!..
3000 Steeplechase'da ilk kez kadınlar
Olimpiyat'ta koşuyor, iki kızımız da var koşanlar arasında sonlarda
kalıyorlar... Onlara söylenecek bir şey yok, sonuçta 9.42 küsur en iyi
derecesi, rekor 9 dakika 1 saniye, arada 41 saniyelik bir uçurum var,
serideki birincinin kendini fazla sıkmadan yaptığı dereceyle bile bizim
kızın Türkiye Rekoru arasında 20 saniye var. Koştular, yarıştılar, daha
fazlasını beklemek hayalcilik olurdu, neden 14. oldu diye kızmanın da
bir gereği yok. Tam tersine, sırtlarını sıvazlayıp teşvik etmek lazım.
UĞURSUZ KLİP!
Uluslararası
Olimpiyat Komitesi'nin Pekin için hazırladığı bir reklam filmi
''Heroes'' sürekli kafamda dönüyor... Sporcuları efsanelerden çıkmış
insanüstü kahramanlara benzeten, gayet Anglo-Sakson klip.
Eskiden
spor kendi efsanelerini üretirdi, şimdi bilgisayar efektleriyle
yaratılıyor. Süper Kahramanlar'ın çoğunda hep bir gizem, gerçek
kimliklerini veya ikinci benliklerini, yüzlerini gizleyen bir maske,
üzerlerinde bir örtü vardır.
Durexman'e bakarsanız da öyledir ve
dahi Zorro'ya, Kızılmaske'ye, Örümcekadam'a, Superman ile Batman'a...
Hulk gibiler ya da Zagor gibiler de vardır aralarında.
Tabii,
Hancock'u unutmayalım fakat orada da görüldüğü ve anlaşıldığı üzre
mühim olan güçleriniz ve yaptıklarınız değil imajınızdır.
Sadece Roger Federer olmanız ve Wimbledon'u üstüste kazanmanız yeterli
değil, ''InvincibleMan'' olmanız gerekiyor...
Yine de, hayatın gerçekleri imajmakerların gösterdiği gibi değil...
Kortların
İsveçli Kralı Federer, çeyrek arasında gitti Pekin'de, bu yıl bilmem
kaçıncı defa Rafael Nadal ile finalde boyölçüşmesini seyredemeyeceğiz!
Nasılsa USOpen başlayacak Eylül'de kısmetse orada artık klasik final.
Dikkat
ettiniz mi bilmiyorum, ''Sen... Dünyanın en hızlı adamı...'' diyor
dâvudî sesiyle gayet Anglo-Sakson çığırtkanımız fakat atların arasında
koşturan zenci gladyatörün adı yok, sanırım Asafa Powell rekorunu Usein
Bolt'a kaptırınca adı silinmiş...
Reklamın iyisi kötüsü olmaz ama uğursuzu oluyor demek ki...
Federer
elendi, Fransız bayan yüzücü hani şu ''Aquaticwoman'' Laure Manaudou'yu
en son gördüğümde havuzda su yutmakla meşguldü...
Bir de
''Uçankız'' var; artistik jimnastikçi İtalyan Vanessa Ferrari, 2006'nın
Bireysel Tasnif Dünya Şampiyonu, 2007'nin bronz kızı. 2006 ve 2007
WorldCup birincisi... Son 3 yılın en parlak lastik kızıydı ama Pekin'de
ne yaptı derseniz, ne siz sorun ne ben söyleyeyim! Tasnif olamadı!
''Siz,
siz olun kahramanlık yapmayın!'' diyor ya sigorta reklamında... Döner
kesen Zorro, cam silen Spiderman; ''Heroes'' klibindekiler de elden
ayaktan düşmüş kahramanlara döndü.
Benim de her yönüyle favori
atletlerimdendir Carolina Klüft... O da ''Heroes''un artistlerinden
biri. Ne yazık ki, asıl spesiyalitesi Heptatlon'da yarışmıyor Pekin'de.
Olimpiyat Stadyumu Kuşyuvası'nda 3 Adım Atlama'ya çıktı ama pek de
atladı denilemez. Elemelerde birincinin 1 metre gerisinde kalıp kuma
gömüldü. Ne kadar Uzun Atlayabilecek onu da göreceğiz.
Kimler
var başka?! Baskette madalya alamayacak Çin'in yıldızı Yao Ming,
Olimpiyat öncesi rekorunu kaptıran 110 engelci Liu Xiang, Sırıkçı Elena
Isinbaeva, ''Siz Maraton Takımı'' diye tanıtılan 5000-1000 yıldızları
Kenenisa Bekele ile Haile Gebrselassie...
Bakalım, onların başına ne gelecek ya da neler yapabilecekler...
Ultraspor-16
Ağustos 2008
|