5-10 sene önce basketbol topunu
bomba diye Scotland Yard'a götürecek bir ülke 2 buçuk adamla Polonya'yı
yeniyorsa, hem de 3. periyot sonunda çalınan doğru teknik faullere
rağmen yeniyorsa, hâlâ kötü oynadığımız itiraf edemeyip Polonya'ya
hakem yüzünden yenildik diyen sadece basketboldan anlamıyor değil başka
bir "şey"dir... Şimdi, ''şey''leri bir kenara bırakalım...
Asılacaksan İngiliz sicimi ile asılacaksın demişler Lou Deng ve Freeland
bizi ipten aldı. Ardından da, bizim Polonya'yı çantada keklik gibi
görme hatamıza düşen; nasılsa Polonya İngilizler'e yenilmez, bu Türkler
de bizim karşımıza pelte gibi çıkar diyen ukala İspanyollara
Pau Gasol'ü
dinlendirmenin bedelini Osmanlı tokatını aşkederek ödettik. Fakat bu
galibiyet yanıltıcı olmasın, bedelini ağır öderiz.
Peki, son 24 saatten ne
ders çıkarttık?!? Ne demişti Hido ile Ersan, Litvanya yenilgisinden
sonra ''Maç sonundaki hatalarımızdan ders çıkartmalıyız...''
İcat çıkartmayacaksın doğrusu
neyse onu yapacaksın...
Litvanya maçından sonra ''Bizim elimizde İsviçre Çakısı gibi pekçok
eleman var ve bireysel patlamalarla herşeyi yapabilecek bir kadroya
haiziz. Dolayısıyla, bu
yenilgi bizim sonumuzu da hazırlamış olabilir, turnuvadaki geleceğimize
hiçbir etki de yapmayabilir'' demiştim, bu takımın garip bir kimyası var, 1999 Avrupa
Şampiyonası'ndan beri kimyası ile oynanmadığı, fizik ve basketbol
kurallarına aykırı işlere kalkışılmadığı sürece neler yapabildiklerini
hep gördük. Yapmaları değil yapamamaları acaib.
Maç sonu oynama sorunu mu var dediniz, İspanya'ya karşı son 08.49'da
16-0'lık seri ve sahada kimlerin olduğu yeterli cevap.
Biz, biz gibi oynadığımız sürece, bu kadro oynatılması gerektiği gibi
oynatıldığında herşeyi yapar.
Emir Preldzic konusuna gelirsek... Emir Preldzic Severler Goygoy Korosu'nun nakaratlarına kulağınızı tıkayınız... İstatistiklerinden bahsederken 4 top kaybını bile söylemeye dilleri varmıyor.
Evet, maçın havasının
çevrilmesinde büyük pay
sahibi oldu, takımın kimyasına uygun biçimde bir yardımcı rol oyuncusu
olarak kulanıldığı sürece faydalı olabilir.
Maçın asıl kırılma noktası onun yaptıkları değil, kenara zamanında
çekilmesiydi. Eğer zamanında kenara çekilmese,
saçmalamaya başlamıştı üstüste hatalarla kazandırdıklarını iade
edecekti.
Bu tür devşirmeye, araya kaynak yapılmasına neden karşı
olduğumun, neden takım kimyasını bozduğunu düşündüğümün cevabını da
yine kendisi verdi... Maç sonrası röportaj yapılıyor, tek kelime Türkçe
yok İngilizce konuşuyor, onca yıldır burada, böylesi bir galibiyet
sonrası söyleyecek tek kelime Türkçesi yoksa ya da varolduğu halde
kullanmıyorsa bizim kimyamıza uymaz.
Peki, bundan sonra ne olur?
İspanya galibiyeti yanıltıcı olmasın, bir kere maça yanlış kafayla
çıkmışlar ve ikincisi çok derin, çok kaliteli bir takım sanılsa da...
Hani abuk komedi filmlerinde ya da ucuz korku filmlerinde kafası
kopartılınca bilinçsizce oradan oraya koşuşan ucubeler vardır ya...
İspanya da, Pau Gasol'süz öyle bir ucube, sıradan olmanın ötesine
geçemeyecek bir takım onlar. Hele de bizimkinden çok daha ağır bir
guard sorunları varken yendik.
Şimdi Fransa, Sırbistan, Almanya var. İcat çıkartmadan kendimiz gibi
oynayalım, oynatılalım Londra'ya da gideriz, kupayı da alırız.
Yayınlara gelelim...
İspanya Coach'unun, Büyük Britanya Coach'unun yaptıklarını sürekli vıdı
vıdı eleştiriyorsun, hatta dalga geçiyorsun da, kendi Coach'umuzun ve
takımımızın da hatalarını neden eleştirmiyor, bahane üretim merkezi
gibi çalışıp sürekli vavela ediyorsunuz?
Ne demişti ünlü bir hakemimiz, sürekli itiraz eden ünlü bir
Coach'umuza: Bırakalım bu işleri, Devlet Suişleri!
5 Eylül
2011 Olmayan 5 Eylül 2011
|