Derbi
geldi çattı. Açıkcası, normal futbol koşulları altında, yer, gök ve
denizde bu maçın galibi Galatasaray'dır. Fakat, bu derbi ve herşey
olabilir, bir Johnson çıkar ne olduğunu anlamazsınız ya da saha ringe
dönüverir. Fenerbahçeliler, başlarındaki Daum'la, bence normal bir
ülkede futbol sahasına girmesi bile yasaklanması gereken Lugano ile
ortamı gerecek, özellikle de Arda Turan ve Sabri üzerine çok
oynanacaktır. Dolayısıyla, tahriklere çok açık bir ortam olacak. Hele
de, şu saçma salak 15 milyon dolar verir alırım vak'asının
sonrasında...
Rijkaard'a
ve oynattığı futbola gelince arkaya atılan toplardaki önlenemez
zaafiyet dışında bir endişem yok. Adam, Nou Camp, Santiago Bernabéu,
San Siro görmüş geçirmiş, futbolculuk hayatı oralarda oynayarak geçmiş
Kadıköy ona sinek vızıltısı... Bilmem kaç maçtır kazanamamak gibi
istatistikler de adamı germez. Kewell'ı, Baros'u, Keita'sı, Leo
Franco'su, Elano'su bol miktarda bu türden tecrübesi olan isimler...
Yine de... Pazar
gecesine dair bir-iki korkum yok değil...
Öncelikle
halen hangi akılla hizmet giydirildiğini anlamadığım o Mor forma ile
sahaya çıkılması olasılığı... Gerçi, haftaiçinde manşet yaptığımız gibi
spor medyasının bir asparagası ya da kendini Galatasaraylı gibi
gösterip mail atan Fenerbahçelilerin komplosudur amayine de ürkmüyor
değilim, böyle bir hatadan...
Almanların
''Dünyanın 1 numaralı Yalancısı'' ilan ederek ödüllendirdikleri Herr
Daum'un Fenerbahçe'nin başında bulunması başlı başına bir korkma
nedeni. O yüzden ne Alex'in ne Guiza'nın ne de Semih Şentürk'ün
sözümona sakatlıklarına inanmış değilim. Rumenlerin dişileri dökülmüş
''Kont Drakula''sı Steaua'ya bir diş sarımsağın yeteceğini bildiği veya
sezdiği için Daum iyi hesap yaptı. Aslında hesabı bu kadar da
çetrefilli, düşünce gerektirir değildi.
Steaua'ya 8-1 yenilip
kulüplerinin Avrupa'daki rekorunu kırsa bile, Kadıköy'de alacağı
1-0'lık bir galibiyetin kendisinin sırtlara alınıp kahraman ilan
edilmesine yeteceğini bildiği için Herr Daum, Kadıköy'ü riske edecek
hiçbir şey yapmadı. Çünkü biliyor ki, Steaua'yu 8-1 yenmenin değeri ile
Kadıköy'de ite kaka 1-0 kazanabilmenin değeri dahi mukayese edilmez.
Diğer bir korkum ise Rijkaard ile ilgili...
Adam
düzgün adam, futbolculuk kariyeri tartışmasız, futbol zekâsı, yeteneği
nadide bir pırlanta parıltısında, kibar, elit... Mesela, Milli Takım
tecrübem yok diyebilecek kadar ''Türkiye dışı'' bir karakter.
Tabii ki, derbinin ve kazanmanın önemini biliyor ama günü birlik
masturbasyonların peşinde değil.
Mesela şunun bilincinde değil, Türk spor medyasının çoğu
Fenerbahçelidir, adamı yemek için her türlü düzeni yaparlar.
Terim'in
ağızından istifa sözü çıkmamasına rağmen işi oldu bittiye getirecek
tuzağı kurabileceklerini, bunun fırsatını kollayacaklarını, en son
basın toplantısında ''Benim, başka bir takımın başındayken, başka
takımla görüştüğümü gördünüz mü de de bunları yazabildiniz, bana bunu
nasıl reva gördünüz?'' sitemini dahi, sözlerini keserek verip
''Terim'den espirili yanıt'' diye aktarabileceklerini bilmiyor
Rijkaard...
O yüzden, aslında ikinci bir ''Ben,
ders almam ders veririm'' vak'ası yaşandığının farkında
değil...
''Herkesin
futbolla ilgisi bilgisi var, her şekilde beni yorumlayıp
eleştirebilirler ama bunlar devamlı dışardan gelen eleştiriler, biz bu
işin içindeyiz. Ben bu işi biliyorum...'' lafını orijinalinin
''Herkesin futbolla ilgili bir bilgisi var. Bu yüzden beni her konuda
eleştirebilirler. Biz bu işin içindeyiz. Biz sonuçta bu konuda daha
iyiyiz'' olması bile korkutucu. Çünkü bazıları şimdiden köşe yazılarını
yazdılar, bazıları sorulacak soruları hazırladılar.
Aport bekliyorlar...
Yenilgi halinde ''Hani seni eleştirenlerden daha çok biliyordun'' demek
için saatlerini ayarlamış vaziyetteler.
Kokainci
Daum'u sırtlarında taşırlar, arabesk dünyaya daha uygun bir karakterdir
ama Rijkaard gibi düzgün bir adama tekmeyi vurmak için fırsat
kollarlar. Çünkü Hollandalı onlara fazla gelir, kompleks yaratır.
Başka bir korkum daha var...
Memleketin
şu günlerinde, hâlâ hatırladıkça kanımın donmasına neden olan bir
pankartın benzerinin Pazar gecesi de açılması. O mel'ûn pankartın
içeriğini tekrarlamak dahi istemem, anlayan anlamıştır, bilen
bilmiştir.
Umarım... Böyle bir ''şey'' 3 puan uğruna yapılmaz, çünkü bu kimsenin
hayal edemeyeceği denli büyük olaylara neden olabilir.
23 Ekim 2009
|