Şampiyonayı
Level Level ele alırsak; aslında en zoru değil ama ilk bölümün en
zorundan sonra gelen, en tuzaklı olanı Porto
Riko'ydu; maçın sonunu komaya soksak, gereksiz bir heyecan dalgası,
adrenalin patlaması yaratsak da 79-77 kazanmayı başardık. İkinci bir
Arjantin faciası olmadı.
Pek çok şey söylenebilir; fakat hiç biri bu maçı özetlemeyecek...
Nedir? İlk devreyi aktif dinlenme, Yunan zaferinin keyfini çıkartma,
doygunluk hâliyle geçirdiğimizi ve dolayısıyla da ilk dakikadan
patronun kim olduğunu göstermediğimiz için Porto Riko'yu da coşturup
onların basketbolunu oynadığımızı; ikinci devre maça geldiğimizi,
Hido'nun Kerem Gönlüm'ün takımı zaptı rapta soktuğunu, Zone Savunma
hatasından vazgeçip Adam Adama'ya dönüşün maçı çevirdiğini; oyunun
sonunda seri seçme saçma hareketlerle elimizdeki peyniri kaptırmaktan
son anda kurtulduğumuzu söyleyebiliriz.
Bu
maç, aslında, Georges Arnaud'un aynı adlı romanından uyarlanan
Henri-Georges
Clouzot'un 1953
yapımı Yves
Montand'ın oynadığı Dehşet
Yolcuları Le salaire de la peur filmi gibiydi. Daha sonra da beyaz perdeye aktarıldı roman... Ben, artık
olmayan İnci Sineması'nda seyretmiştim, William Friedkin'in yönettiği
77 ABD versiyonu Sorcerer'i... Roy
Scheider, Bruno Cremer, Francisco Rabal'lı versiyon sonra TRT'de sonu
kesilmiş orijinalini de gördüm. TRT, filmi kesmemiş katletmişti.

Film ve roman, Orta Amerika'da bir
petrol kuyusundaki yangını söndürmek için nitrogliserin taşıyan
kamyoncuları anlatır.
4 kamyon çıkar yola, direksiyonun önünde 1 parmak boşluk var yok suyla
dolu bir bardak, yol orman, patika, çamur, uçurum kenarı, iple asılmış
tahta köprülerden geçiliyor, üstelik yolda gerillalar da var...
Bardaktaki su taşarsa havaya uçarsın...
Üç kamyoncunun gördüğü son şey de bardaktan taşan 1 damla su oluyor...
Bu arada petrol kuyusunun sahibi şirketin onları aldatması,
kamyoncuların suçlular olması, af vaadi ve büyük parayla kandırılmaları
gibi başka
hikâyeler de var ama asıl konumuz bu yan unsurlar değil, buzağı
aramayalım, vay oyuncularımızı bunlara mı benzettin diyen aklı evvel
çıkmasın...
Son kamyon, bütün zorlu yolu geçiyor, gerillaları atlatıyor ve düz
asfalt yola çıkıyor... Bütün stresin patlama noktası, düze
çıktım boşalması, bir zafer
yumruğu, kayan direksiyon ve uçurumdan aşağıya uçan kamyon.
Dolayısıyla... Düz yolda tam kazandım derken uçurumdan aşağıya
düşersin...
Porto Riko karşısında bu türden ilk testi geçtik ama...
Son gördüğümüz bardaktan taşan su damlası olmasın...
|