
Bilmem farkında mısınız ama büyük bir tehlike atlattık. Başımıza
örülmek istenen çoraptan kurtulduk; Şükrü Saracoğlu'nun çimleri üstünde
kurulan tuzağa düşmedik. Hayır, komplo teorisi değil... Bu 90 dakikadan
sonra pek futboldan sözetmek mümkün değil ama...
Sahaya
çıkarsınız, oynarsınız, futbol oynarsınız, 3 ihtimâl vardır sonuçta ama
bir de çamura yatmak vardır. Belçika çamura yattı! Beraberliği, 1 puanı
almaya çalışmaktan öteye futboldışı işlere giriştiler. Yeni bir İsviçre
vak'ası yaratmaya çalıştılar.
Sadece kalecilerinin her topu bin
saatte oyuna sokması değil, temas olmadığı halde kendini kıvranarak
yere atan oyuncularının kalkmak bilmemesi değil, oyuncularımızı sahada
kavga çıkması için tahrik etmeleri, penaltıyı atacak Emre'nin yanından
geçerken lafla sataşmaları değil... Bunlar yetersiz olunca sahaya iki
top atıp küfür ederek Fatih Terim'i tahrik ederek Teknik Direktörleri
de aktif olarak senaryoya katıldı. Hani ünlü yönetmenlerin filmin bir
sahnesinde görünmesi gibi... Hitchcock filmlerinin kötü bir kopyasıydı
çevirdikleri!
Bize sırasında medeniyet dersi verenler, sporun ruhuna yakışmayacak en
büyük adiliği sergilediler...
Şimdi,
maça dönelim... Ermenistan karşılaşmasından sonra da yazdığım gibi kötü
oynadık. Orada mazeretimiz vardı, saha koşulları, rakibin kibar
sertliği, 2. devre kalemize dolayısıyla bizim hücum yönümüzün tersine
4. kategoriden kasırga gibi esen rüzgâr, psikolojik baskı vs vs vs...
Fakat, bu sefer bu kadar büyük faktörler yoktu.
Belçikalılar
anti-futbol oynadı, Tuncay Şanlı'nın sakatlanması sistemimizi zaafa
uğrattı, kabul... Yine de bunların dışında dağınık ve kötüydük.
İlk
kez Milli olan Çağlar Birinci, sol kanatta zayıf kaldı. İlk devre ileri
çıkıp 2 şut çekti, belki de devrearası soyunma odasında kulağı çekildi,
o da 2. devre boyunca neredeyse rakip sahaya geçmedi. Onun bu kadar
statik oynaması hücum gücümüzü düşürdü.
Emre Belözoğlu da uzun süre rakip kaleden çok bizim kaleye yakın durdu.
Sonlara doğru ileriye doğru oynamaya başladı.
Mevlüt
Erdinç, Fransa'da iyi şeyler yapıyor ama ne Avrupa Şampiyonası'nda ne
de bu maçta verimli olmadı. Açıkalan oyuncusu ve sıkışık düzende
kaybolup gidiyor. Faydalı olamıyor.
Mehmet Topuz da bu maçta bir
şey veremedi. Kötüler listesinde Gökhan Gönül ve Mehmet Topal da vardı.
Volkan Demirel, yine yürek hoplattı, çizgiden çevirmesek de 2. gol
girse yanardık. Arda Turan dışında oyuna artı değer katan yoktu.
Yine
de, son saniyeye kadar çabaladıkları ve pisliğe bulaşmadıkları için
yürekten tebrik ediyorum. 2 puan kaybı telafi edilir ama ikinci bir
İsviçre vak'ası bizi bitirirdi.
Ultraspor-11 Eylül
2008
|