Konu mankeni tunç özgörener'in köşesi
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuAdam, Canbaz (not Cambaz); ben de en rüzgârlı New York havasında iki gökdelen arasına ipi gerer karşıdan karşıya geçerim demiş... Arkadaşı da hasdi canım sen de! Sirk'te her gün 5 metre yüksekte altında ağla yürümeye benzemez bu... İddiaya girmişler, yükseğinden iki gökdelen seçmişler, elde ip gitmişler, tam kapıdan girecekler Canbaz, sırtını kapıya vermiş, ipi de yere serip diğerine ipin üzerinden yürümüş...

Memleket bunlarla dolu... Aslı, Canbaz olsa da güzide dilimizde Cambaz diye yazılır, söylenir hale getirilmiş. Gazetelerdeki köşelerden, 11. Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali 2009'un tanıtımına (*) dek böyle...

-baz ekiyle türetilmiş çok güzel örneklerden biridir, canı ile oynayan anlamındadır ya, işte kendini Canbaz, yaptığını Canbazlık sananlarla Cambazlar arasındaki fark da bu tek harfin yokettiği mânâ kadar büyük bir uçurum aslında.

Neyse, Türk Dili Bilgisi dersi vermeye gerek yok, fakat bazıları yaptıkları işin yahut gösterdikleri maharetin ''Dil Canbaz''lığı olduğunu sanır, halbuki Cambaz'dırlar... Oysa tek harf ya da tek işaret diye geçmeyin, kârınızı da dağıtabilirsiniz karınızı da...

Mesela, Boktan Coach diye yazmaz da ''Bogdan Coach'' diye yazar isminden hareketle Bogdan Tanjevic'in, büyük dilbazlık yaptığını sanarak, bir de gerim gerim gerilebilirsiniz...

''Bogdan işler''dir bunlar, onların anlayacağı dilden...

Bazı sınırlar çok incedir, saç teli kadardır diğer tarafa geçip geçmemek. Bogdan Tanjevic'i eleştirebilirsiniz.

Sahadaki oyun düzenini, taktiğini, hatta kişiliğini de ama ''kişisel''leştirirseniz işte o sınır geçilmiş olur. Dolayısıyla, iki de bir Milli Takım'ın başına ilk ben önermiştim ama şimdi eleştiriyorum diye balık hafızalı memleketimde yazarsanız, insanları inandırırsınız. İtibâr da görürsünüz. Halbuki, gerçek o değildir. Amansız hastalık ortaya çıkınca da 1-2 satır lafazanlık yapar ''üzülmüş'' dedirtirsiniz.

Mesela, hasta yatağındaki büyük adam için, son nefesine çeyrek kala ağza alınmayacak lafları yazar, sonra da ölünce ne kadar iyi dostumdu, ne iyi ağabeyimdi diye en şahanesinden, en hislisinden bir yazarsınız ki, yaptıklarınız unutulur, buna da inanılır.

Gelin görün ki... İş, en sert, en keskin, en kan damlayan eleştiriyi yaparken hakaretamiz olmamak, belden aşağıya vurmamaktır.

Yoksa, diğeri ucuz lafazanlıktır.

Etik ile betik arasında da 1 harf vardır.

Vakt-i zamânında Star gazetesinin Star gazetesi olduğu dönemin son demlerinde, İsveç'teki Avrupa Şampiyonası oynanırken, hepsi kendini General sanan takımın başına bir Mareşal gerek diye yazmış köşemde üç isim vermiştim; bu üçlüden biri de Tanjevic idi.

Şimdi, kalkıp da Turgay Demirel o zamanki tavsiyemi dinledi takımın başına getirdi desem komik olur da, komik olan şeylere inanan da çoktur: İlk ben önermiştim!

Bogdan Tanjevic'in Milli Takım'daki bütün icraatlarının arkasında durmuşumdur; hatalarını da yazmışımdır fakat Fenerbahçe'ye geçirildikten sonra, belki de Aydın Örs'e saygımdan, yapılanın haksızlık olduğunu düşündüğümden dolayı fazla kredi tanımadan; başta ''Sloven ayrı yumurta ikizleri'' dediğim Vidmar ve Preldzic tercihleri olmak üzere pek çok defa eleştirmiş ve hatta bir seferinde sadece 1-2 istatistiği değiştirdiğimi belirterek aynı yazıyı şablon olarak yayınlamıştım. Maçlar, Karbon kağıdı gibiydi. Sonra da artık aynı şeyleri yazmaktan sıkıldım diyerek Fenerbahçe yazmayı bırakmıştım.

Fakat asla ve asla ''Bogdan'' Tanjevic yazmadım...
Yazanlara da bilâcevap karşı çıktım, onlar da belatı vurdular.

Neyse, ne demek istediğimi ya da o ince çizginin ne olduğunu izah etmeyi başkasına bırakmak istiyorum ki, bence saf-pür hâliyle ifade ediyor herşeyi...

Sevgili Serdar Gürel, malûm bizde Fenerbahçe yazar, iyi de yazar, iyi de Fenerbahçeli'dir.

Onlar Aydın Örs, gönderildiğinde yürüyüş yaparken ben ''200 Cesur Fenerbahçeli, 100. yılda yüzyılın vefâsızlığı revâ görülen Örs'e sahip çıktı ama basketbolu seven herkesin içinde de bir şeyler örselendi bu olayla'' diye yazmıştım...

Dolayısıyla, Tanjevic konusunda blog'unda yazdıkları çok şeyi izah ediyor ve bence, bazılarına ders niteliğinde, onunla bu defteri kapatırken, umarım Tanjevic duyduğumdan daha iyidir ve Dünya Şampiyonası'nda takımın başında olur dileğimi ileteyim ama zor...

''Ne Fenerbahçe'ye geliş şeklinizi, ne oynattığınız basketbolu, ne uzun oyuncu takıntınızı, ne benimsediğiniz sevgisiz antrenörlük tarzını, ne Milli Takım'da ve Fenerbahçe'de elde ettiğiniz neticeleri ne de idmanlarda dahi elinizden düşürmediğiniz puro takıntınızı hiç sevmedim...

Her mecrada bunları eleştirmeyi adeta bir görev bildim. Çünkü inanamadığım, yanlış bulduğum şeyleri eleştirmek benim görevimdi.

Zaman zaman acımasız oldu yorumlar, zaman zamansa kantarın topuzu kaçtı...''

Devamı için tıklayınız...

(*) Philip Petit'in gerçek hikâyesinin anlatıldığı Man on Wire-Teldeki Adam filminin tanıtımında; pekçok yerde olduğu gibi Canbaz değil Cambaz yazılması... Çoğu yerde de ''
Teldeki Adam: İkiz Gökdelen İp Cambazı'' diye yazıldı, gösterildi...





















Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm