İsrail Seçimi'nin şifreleri...
Gazze'den
İsrail'e roket atmaya devam eden Hamas, Avigdor Lieberman'in oylarına
büyük katkıda bulunmuştur. Ama yine de unutmamakta fayda vardır ki...
1978'de "CAMP DAVID"de imzalanan barış
antlaşmasında, Mısır
Devlet Başkanı Enver Sedat'ın elini sıkan da Sağcı İsrail Başbakanı
Menahem Begin'di...
Geçen Salı günü yapılan İsrail Genel
Seçimleri halkın kendi geleceğini belirleyecek partiyi
seçmede
yaşadığı genel fikir ayrımlarını ortaya koymuştur...
Günümüze
dek her zaman koalisyon hükümetleriyle yönetilmiş olan İsrail'de
sandıktan yine dağılmış oyların, kararsız seçmenlerin getirdiği çok
partili yeni bir hükümetin habercisi karmaşık bir tablo çıkmıştır...
120 sandalyeli Knesset'te çıkan dağılım da bunu net içimde gösteriyor
ama sandalye dağılımı herşeyi tam da ifade etmemektedir...
Tabloya
baktığınızda... Orta sağın ılımlı lideri şimdiki Dışişleri Bakanı Sayın
Tzipi Livni'nin başkanı olduğu Kadima 28 sandalye, Milliyetçi Sağ Parti
Likud lideri Binyanin Natenyahu 27, Aşırı
Milliyetçi
Avigdor Lieberman'ın partisi Israel Beiteinu (Evimiz Israil)
15
ve son yılların en büyük hezimetini yaşayan İşçi Partisi 13 sandalye ve
ardından gelen diğer küçük partiler ve iyice dağılan oy oranı...
Bu
seçimde Sağ iyice kuvvetlenmiş, Sol ise büyük bir kayıpla çıkmıştır...
Özellikle dış basında iyice kaygı uyandıran bu sağa kayış İsrail
halkının daha radikalleştiği ve barışa giden yolların bu şekilde daha
da kapandığı yolundadır.
Acaba, Sağ partilere kayan oy oranı gerçekten bir radikalleşmenin
işareti midir yoksa...
İki yıl önceki 2. Lübnan Savaşı sonrasında belirginleşen güvenlik
sorununun bir neticesi midir...
Kuzey'de
Hizbullah ve güneyde Hamas'ın İran desteğiyle günden güne güç
kazanmasıyla artan tehdit ve saldırılar acaba halkı kendisine güçlü ve
karizmatik bir lider arayışına itmiş olabilir mi?
Seçimden ilk üç sırada çıkan partilerin ortak özellikleri, seçmen'e
güven mesajları vermeyi başarmış olmalarıdır.
İsrail
Sol'unun kaybetmesindeki en önemli nokta; Yitzhak Rabin'in
suikasti'nden bugün'e kadar halka güven veren, sözünde duran,
karizmatik gerçek bir lider'e sahip olmamalarıdır.
Örneğin iki
yıldır İşçi Partisi Lider'ligine yeniden seçilmiş olan Ehud Barak,
parlak zekası, çok başaralı askeri geçmişine rağmen İsrail
Politikası'ında ordu'da gösterdiği başarıyı gösterememiştir...
Barak,
İsrail İç Politikası'nda uzlaşmacı ve yapıcı bir lideri oynamayı
başaramamıştır, bu yüzden önce kendi partisi daha sonra da genel seçmen
içinde büyük destek kaybına uğramıştır.
Böylece, Sol Tarihi'nin en büyük mağlubiyetini yaşarken bu hezimette
halkın Sol'a olan tepkisi yadsınamaz.
Kadima'nin
lideri Tzipi Livni, katı olmamakla birlikte kararlı ve dediğim dedik
güçlü bir lider olarak göze çarparken,
kadınlığı'nın
da verdiği farklı imajıyla seçmenlerin oylarını toplamıştır.
Bu
seçimden küçük bir farkla ikinci sırada çıkan Likud
Partisi'nin
Milliyetçi Lider'i Binyamin Netanyahu ise dünya kamuoyunda
sert
politikalarıyla; İsrail'de ise tecrübesi, ülke ekonomisine
yaptığı büyük katkılarıyla bilinen, çokları tarafından bu
nedenden dolayı tercih edilen bir lider olarak ortaya çıkmakta...
Küçük
bir sosyalist devletten, İsrail'i liberal, kapitalist bir ekonomiye
taşıyan Natanyahu, 1990'lı yılların ortalarıindan itibaren İsrail'in
büyüme hızını yılda %5 gibi bir rakama çıkararak zengin Avrupa
ülkelerinden daha ileri bir büyüme hızına erişmesini sağladı...
Dolayısıyla
son aylarda etkisini göstermeye başlayan ekonomik krizden ülkeyi
çıkarabilecek tek guvenilir politikacı olarak gören birçok seçmen oyunu
ona vermiştir.
Aşırı Sağcı Rus asıllı Lieberman ise desteğini
genel olarak kendi gibi Rus kökenli seçmenlerden alırken, Sol'un
özellikle İşçi Partisi'nin veremediği güven duygusunu, doğru seçtiği
sloganlarla seçmene vermeyi becermiştir.
Unutmamak lazımdır ki
İsrail son iki yıl içinde iki savaş geçirmiş ve ikisinde de karşı
tarafı belli bir yenilgiye uğratmakla beraber, amacına
tamamen
ulaşmış değildir.
Sionist Devletin ortadan kaldırılması
gerektiğini her fırsatta dile getiren ve çok yakında nükleer
silah sahibi olacak İran, İsrail için büyük bir tehdit oluştururken
kuzey ve güney sınırlarında yine İran'ın desteğiyle güçlenmeye devam
eden Hizbullah ve Hamas varlıklarını sürdürmekte ve de
güçlenmektedirler...
Gazze'den İsrail'e roket atmaya devam eden Hamas, Avigdor Lieberman'in
oylarına büyük katkıda bulunmuştur.
Aşırı
Milliyetçi olmakla beraber dindar kesime karşı olan Lieberman,
özellikle ultra-ortodoks Shas Partisi'nin tepkilerini üzerine çekerken,
dindar çevrelere düşman seçmenlerden bir kısmının oylarını da kazandı.
Şimdi
gözler seçimlerden ikinci parti olarak çıkmasına rağmen meclis içinde
daha çok desteğe sahip olan Binyamin Netanyahu'nun kuracağı koalisyon
hükümetinde... Eğer İşçi Partisi mualefette kalmayı tercih ederse o
zaman tam bir sağ hükümet ortaya çıkacaktır.
Ama yine de unutmamakta fayda vardır ki;
1978'de
"CAMP DAVID"de imzalanan barış antlaşmasında, Mısır Devlet
Başkanı Enver Sedat'ın elini sıkan da Sağcı İsrail Başbakanı Menahem
Begin'di...
|
|
|