Annelik zor meslek!!!
Bundan
tam 10 yıl once ilk çocuğumu dünyaya getirdiğimde anne olmanın
getirdiği mutluluğun çok ötesinde duygulara kapıldıgımı itiraf edersem
belki bir çok anneye tuhaf ve aynı derecede bir çokları için tanıdık
bir şeyleri hatırlatmış olurum…
Geçen hafta Danielle 10. yaşını kutladı.
İlk doğduğu günki gibi hâlâ gosterişli sınıfının en uzun boylusu esmer
kızım…
Sözde
apar topar gittiğim hastanede geçirdiğim bir hafta, zorlu ve bunaltılı
olarak adlandırabilecek iken sezaryen yapmamakta direnen doktorlara
hatırladıkça bugün hâlâ sinirlenirim…
İlk doğumum ve karnımda taşıdığım ufaklıgın 4 kilodan fazla olduğunun
bilinciyle yalvarmıştım o zaman sezaryen diye…
Hastane politikası yüzünden karşı çıkmışlardı.
Fakat zorlu bir 52 saatin sonunda mecburen kızımı sezaryenle
çıkarabilmişlerdi…
Eşim onu odaya ilk getirdiğindeki saşkınlığımsa bugüne dek zihnimdedir.
Sanki yanıma üç aylık bir bebekle gelmişti!
O
ana kadar gördüğüm tüm yeni doğmuş bebekler insanın elle tutmaya
korkacağı miniklikte yaratıklardı. Danielle ise tombul tombul
yanakları, upuzun bedeniyle hiçte yeni doğmuşa benzemiyordu.
Benim
duygularımsa yeni yeni doğuyordu, yepyeni bir hayata başladığımın
idrakiyle karşımdaki bebeğe baktığımda mutluluğun çok ötesinde bir
korku hissettim içimde.
Aman Tanrım!
Bu küçük varlığın tüm yaşamı benim avuçlarımın içinde!
Onun hayatını belirleyecek yolu ben çizeceğim.
O an adeta paniğe kapılmıştım.
Bebeğimi yorgun bir savaşçı edasıyla eve getirdiğim ilk gece o
yatağında çıngarı bastığı an ben böyle düşüncelere dalmıştım.
Doğum sonrası hassasiyetinin de etkisiyle ilk gece Tanrı'dan bana iyi
bir anne olabilmem için yardım etmesini dilemiştim.
Bence, dünyanın en zor mesleğidir annelik.
Topluma yetiştirdiğimiz bireylerin sağlıklı ve mutlu olabilmeleri önce
biz ebeveynlerin elinde olduğunu kabul edersek...
Sanırım
eskiden insanlar daha az endişe duyarlardı çocuklarını büyütürken. Hiç
bir konuda bugünkü kadar detaylar üzerinde durulmadığı ve şimdiki gibi
büyük bir bilgi denizinde boğulmak sözkonusu bile olmadığı için hayat
belki de daha rahattı…
Bugün çocuk daha dünyaya gelmeden anne
adayları baba adaylarıyla birlikte kitaplar, dergiler ve internet
yoluyla adeta bu konuda master yapmaktalar…
Benim amaçımsa çocuklarım için önce mutlu ve sevgiyle bezenmiş bir
hayatın temellerini atmak.
Yaşadığım
dünyaya baktığımda her gün bunun önemini daha iyi anlıyorum. Adeta
robotlaşmış günümüz dünyasında çok küçük yaştan itibaren insanlar
duygudan yoksun yetişiyorlar...
Sevgiye ve ilgiye zaman yok gibi bir şey...
Ailelerine
maddi olanakları sağlayabilmek için günün büyük bir bölümünü işyerinde
harcamak zorunda kalan ebeveynler çocuklarını bazen günde bir saat bile
göremiyebiliyorlar.
Küçücük yaştan çocuk okuldan gelip kendi başının çaresine bakmayı
hayata kendi kendine hazırlanmayı ögreniyor adeta!
Evet, ben bu arada ikinci kez anne oldum.
Oğlum iki ay sonra beş yaşında olacak.
Bu kez kariyerime daha bir güvenle başladım…
Hatalar oluyor, yapmamaya ne kadar gayret göstersek te...
Önemli olan çocuğundan dahi özür dilemeyi bilmek.
Hatanın neresinden dönülse kârdır dedikleri gibi...
Diğer taraftan çocukların anne babalarında hata yapabileceklerini
anlamalarında fayda var sanırım.
Önemli olan düzeltilmesi zor hatalara düşmemek...
Aslında,
ben, daha yolun başındayım. Annelik bir ömur boyu devam eden, belki de
emekliliği olamayan tek meslek. Onun için Allah'a bu zor görevimin
ilerki yıllarında bana kolaylık vermesi için bol bol dua ediyorum…
8 Temmuz 2009
|
|
|