Sen
ne kadar iyi bir insandın
''Aziz'' Michael Jackson...
Facebook'ta Paylaş
Hani
MFÖ'nün ünlü şarkısı vardır ya ''Sen neymişsin be Abi''... Michael
Jackson'ın garip bir tiyatro oyunu gibi olan anma törenini seyrederken
öyle hissettim. Yaşayan bir ölüye yapılmış geç bir cenaze töreni veya
yarı Katolik yarı ''Wete Mo Nan Dlo'' ayini gibiydi... Bir ara acaba
dedim şu altın tabut açılsa ve Michael çıksa... Tam olacaktı,
dirilmesini bekledim... Kesin olan şu ki, Martin Luther King ile
Nathaniel "Sweetwater" Clifton, mezarlarında ters dönmüştür...
Hafıza
bazen yanılabiliyor, o yüzden baktım, son ''orijinal ve yeni'' albümü
Invincible 2001'de çıkmış, ondan önceki ise 1991'deki Dangerous...
Doğrusu ya Invincible'a dair aklında kalan birşey yok listine baktım
ama hatırladığım hiçbir şarkı yok. 1995'te HIStory var, çeyreği yeni
gerisi cover-eski... 1997'deki HIStory turnesi sonrasında 1-2 küçük
konser ve 2006'daki World Music Awards'taki yarım yamalak şarkı
skandalı var o kadar... Arada bir çıkan burnu düştü ya da Dubai'de kara
çarşafla gezerken görüldü türünden haberleri saymazsanız, varlığı
çoktan unutulmuş yaşayan bir ölüydü. Şu son konserler olmasa ve
birileri çıkıp
deseydi ki Michael Jackson 5 yıl önce ölmüş kimse şoka filan girmezdi.
Yahut bu yapamadığı konserler olmasaydı ve bundan 10 sene sonra
ölseydi... Fakat bugün tam da ''Kör ölür badem gözlü olur''...
Toplum
psikolojisi tabii ki farklı bir şey, farklı çalışan bir mekanizma, uzun
süredir cdliklerde tozlanan, müzik marketlerde 99 cente bile satılmayan
MJ albümleri bir anda tekrar ''Top 10'' listlere girdi, açıkarttırmada
satılır oldu ki, bunlardan en güzeli e-bay'da 600 dolar'a paketi hiç
açılmamış bir albümdü. Herhalde alan ya hiç dinlememiş ya da uyanık bir
müzik marketi sahibi yıllardır depoda duran jelatini açılmamış albümü
şimdi satıp yılların zararını fazlasıyla çıkartmaya çalışıyordu.
Töreni
hakikaten tuhaf bir tiyatro, Siyah Irkın garip bir ayini gibiydi. Altın
tabutun içinde var mıydı, yok muydu o bile belli değildi.
Woddy Allen bir zamanlar ''Fakir, siyah ve erkek olarak doğdu;
muhtemelen zengin, beyaz ve kadın olarak ölecek...'' demişti. Sanki
yapılan Michael Jackson'a yeni bir kimlik biçmek veya yeni ve olmayan
bir Michael Jackson yaratmak isteyen yarı Katolik yarı Afrika'nın
derinliklerinden gelen Voodoo ayini, ruhun geri çağrıldığı ''Wete Mo
Nan Dlo'' töreni gibiydi.
Vatikan acaba Aziz ilan eder mi? Yahut dirildiği haberi gelir
mi? Kutsal ve Aziz Michael Jackson Kilisesi kurulur mu?
Portreye
bakarsanız iyi bir katolik, iyi bir zenci, iyi bir baba, iyi bir
evlat... Hakkındaki bütün iddialardan aklamaya çalışmalarını anlarım
ama, çocuk tacizi iddiaları çıktığında bu insanlar, mesela kadim dostu,
ex-sevgili ya da herneyiise Brooke Shields, Michael ile elele tutuşup
seke seke gezeceği yere neden o zaman masumiyetini haykırmadı ya da
papaz efendi? Cevabı yok.
Peki, Michael'ın yaptıklarına ne
demeli, kaç kişiliği vardı, dünyayı kaç defa kurtarmış ve tekrar inşaa
etmişti? Michael'ın yaptıklarının yanında Martin Luther King ya da
Steve Biko ne yapmıştı ki...
Magic Johnson da herhalde uçmuştu.
Nathaniel "Sweetwater" Clifton'a rahmet okuyacağına Michael olmasa
kendisinin NBA'de oynayamayacağına varan garip bir konuşma yaptı.
Zavallı Clifton, New York Knicks gibi bir takımda 1950'lerde NBA'in ilk
zencisi olduğunda neler çekmişti oysa.
Ku Klux Klan'ın her tarafı
alex alev yaktığı yıllarda kariyerine ''Negro League Baseball -
Zenciler Beyzbol Ligi''nde başlamış, Harlem Globetrotters'ta oynamış
sonra da NBA'e geçmiş, tekrar beyzbola dönüp 40'ında ''Negro''
takımının 1961'de normal lige kabulüyle jubilesini yapmış Clifton,
Michael'ın yanında ne yapmış olabilir ki...
Bugün Çingene'ye
Roman diyen ve bunun da bir tür ''Pozitif Ötekileştirme'' olduğunu
anlamayan zihniyet gibi, Zenci lafını ırkçılık kabul edip Siyahi diyen
kibarcıklar için ''Negro'' bugün bir hakaret ama Clifton'ın dünyasında
''saf gerçek''in kendisiydi.
Harlem Globetrotters bugün çocuğunuzu
eğlendiren bir basketbol sirki topluluğu olabilir; 1948'de tamamı zenci
bir takımın, tamamı beyaz ve profesyonel, NBL'in şampiyonu George
Mikan'lı Minnesota Lakers'ı yenmesinin ne türden bir olay olduğunu
düşünebiliyor musunuz... Magic Johnson çıkıp bütün bu tarihe ihanet
etti.
Törene bakarsanız ve hiç bu adamı tanımıyorsanız,
sanırsınız ki Ku Klux Klan'a karşı savaşan da o'ydu, Obama'yı seçtiren
de Michael'dı, Zenci Irkının En bi Kutsal Çocuğu'ydu o...
Peki,
bunca estetik ameliyatı, nefret ettiği derisinin rengini açtırmak için
operasyonlarını, Diana Ross'a benzemek için yaptıklarını hafızamızdan
silecek miyiz ya da bunlar hiç olmamış mıydı...
Yoksa, Obama'nın
seçilmesiyle yılların ezilmiş halkı Zenciler, bilinçaltlarındaki gizli
ırkçılığı mı sergiliyor. Live Aid'i bile onun
düzenlediği söylediler ki Bob Geldof'u da harcadılar... En basitinden
Michael'a popüler kültürün ilahı
diyeceksek bile Elvis Presley'i ne yapacağız... Beatles'ı...
Zenci
kültürüne dönüp baksak... Neredeyse tarihi onunla başlatıp bitirdiler.
İlk-son ve tek siyah idol oymuş sanki... Ya peki Muhammed Ali
demeyeceğim... John Lee Hooker'ı, BB King'i, Ray Charles'ın,
Aretha Franklin'in yaptığı hiçbir şey yok muydu... Nasıl silip attılar
bütün o tarihi...
Aziz neredeyse Mesih miydi bu Michael Jackson?
Yoksa global kriz ortamında, show-biz dünyasında yeniden jelatinlenip
satışa sunulan iyi bir meta mı?..
Ne demişti Aretha Franklin, kutsal görevini yerine getirmeye çalışan
Blues Brothers'a: