Hakiki bir freak show'a
dönüşen memlekette Metroseksüellik
öldü! Yaşasın Modern Centilmenlik!.. Serisine devam edeceğim ama
görülen lüzum üzerine araya kaynak yapmak durumundayım.
Hakikaten,
7 gün 24 saat bir freak show'un içinde yaşar vaziyette ama bunun
farkında bile değiliz, en anormali dahi gayet normal karşılıyoruz...
Anormalite içinde normal çiçeği olduk.
Beşiktaş,
sanki kulübe çok büyük hizmetleri geçmiş gibi Deron Williams'ın
formasını ''Emekli''ye sevkedip salonun tavanına astı, Plaket verdi...
''The
Devil
wears Prada, D-Will wears Besiktas Uniform'' diye pankart
açan taraftar da alkış kıyamet salonu yıktı.
Hakikaten göz yaşartıcı!
Avrupa'nın en pahalı basketbolcusu bu
D-Will,
Avrupa'nın en büyük
batık bankası Dexia'nın
sponsoru olduğu Mons-Hainaut karşısında hârikalar yaratmıştı mesela
değil mi?
Allen
Iverson'dan bir ''The Answer'' alamadıktan sonra Deron Williams'a da
servet döken Beşiktaş, Avrupa'nın 3. ligine gitmişti.
Williams'ın
2 maçta ortalamaları gözkamaştırıcı! 2/12 üçlük, 4/16 ikilik, 8/11
faul, 8 asist, 4 top kaybı, 1,5 top çalma 11 sayı.
Herhalde
Avrupa'nın 3. Ligi'nde Avrupa'nın en pahalı takımı olmalarında
gösterdiği üstün hizmetlerden ötürü ''Emekli'' ettiler o formayı.
Şimdi,
bir yandan da Beşiktaş'ın D-Will ile Semih Erden ve hiç
gelmeden imza attığı için para alan Lamar Odom'a
kaptırdıkları yanında yeni oyuncu transferleri için Federasyona
ödeyeceği fazladan 125 biner dolarlar tartışılıyor, 375 verdiler bir
375 daha verecekler.
Tabii
ki takımın tekrar kuralacak olması bir başka tartışma konusu,
sonuçta gideceği belli olan oyunculara bu kadar para vermenin dışında
takımı etrafına kurma tercihi doğrudur yanlıştır; aynı soruna belki tek
örnek CSKA ve durumu belirsiz Krilenko olabilir... Bence bu tercih
hatadır. Sence reklam...
Beni
bunlar ilgilendirmiyor, Beşiktaş'ın sorunu, Ergin
Ataman'ın yoludur... Benim
topa giriş nedenim başka.
Beşiktaş'ın bir de Kadın Basketbol Takımı var değil mi?
6. hafta sonunda 1 galibiyet ve averaj ile sondan üçüncü...
Siyah Beyazlı kulüpte yönetimler alakadar dahi olmaz ya da pek
alâkadarmış gibi dururken, neredeyse tek başına o takımı vareden,
altyapısından üstyapısına osuna busuna kadar uğraşan, emeğinin terinin
son damlasına kadar harcayan en kimsenin bakmadığında bile
takımı ligde tutan bir Koç gibi adam vardı.
Onu gönderdiler, hem de hani bir teşekkür dahi etmeden, o da harbi
Beşiktaşlı olduğundan yaygara yapmadı, bir tane yabancı Coach
getirdiler... Vaziyet ortada...
İyi yönetim, kötü yönetim, böyle yönetim mi olur demeyeceğim... Bana ne
küme düşsünler. Ne Beşiktaşlıyım, ne de tüp bayii...
Fakat ayıptır!
Deron Willams'ı aziz ilan et lazerli yanar döner törenle şilt ver...
Aziz Akkaya'ya bir şilte verme!
İnsan, en azından ahde vefâ'dır der, sezon başında bir merasim tertip
eder, yalandan da olsa bir teşekkür eder, bir plaket verir. Kulüpten
öyle emekli eder!
Bugün bu ülkede eğer bir Kadın Basketbolu varsa Aziz Akkaya gibiler
sayesinde var!
Yoksa feministler, goygoycular, hophopçular, inşaatçılar, tüpçüler,
sütçüler, bankacılar sayesinde değil.
Çarşı da şunu unutmasın, parayı verir D-Will Parada giyer, parasını
verirsin Beşiktaş forması giyer, piyasada parayı verir başkası çarşıdan
pazardan bir başka forma giydirir, dün El-Amin için bağırırsın yarın
elalem için...
Fakat senin kulübünün formasını bir de dikenler
vardır, formayı forma yapanlar, formayı kutsallaştıranlar
bayraklaştıranlar vardır. Aziz bildiğin formayı 3 pradalık etmeyecek,
düşürmeyeceksin!
2 Aralık
2011 Olmayan 2 Aralık 2011
|