Sanat ne içindir
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumu Bir adam düşünün ya da kadın... Sıradan biri, orta yaşlarda mutsuz bir evliliği var; eve gitmek istemiyor ya da mutsuz bir ilişkiden çıkmış diyelim, yapayalnız ve eve gitmek istemiyor; çok para kazanamıyor, parası az, işini sevmiyor, yorgun, bir akşamüstü büyük market zincirlerinden birine giriyor, uzun uzun gezip birşeyler alıp çıkıyor, ellerinde ağır torbalarla... Torbaların ağırlığı içindekilerden değil içinde ol(a)mayanlardan, bakıp da isteyip de al(a)madıklarından.      Bookmark and Share

Bu adam ya da kadın kısa süreyle de olsa torbalarının ağırlığını unutmak, yükünü hafifletmek, içini açmak, içini açacak birşeyler görmek yaşamak hissetmek istiyor. Birden o büyük marketin altında bir sergi salonu olduğunu hatırlıyor, üniversiteden beri yıllardır hiçbir sergiye gitmemiş, bir tablo alabilecek de değil ama güzel bir şeyler, kendisini alıp götürecek, hayranlık uyandıracak, estetik bir şeyler görmek istiyor.
Twitter KonuMankeni
Elinde torbalar, biraz da utanarak, galeriden içeri giriyor, upuzun geniş bembeyaz ambar gibi... Duvarda boylu boyunca 3 tahta raf ve büyük kartpostallar dizili yanyana... Bakıyor, ''kartpostal''lardan bir kısmı net, bir kısmı daha bozuk baskılı, arada tekrarlananlar da var; kitap kapaklarının, sergi kataloglarının, film afişlerinin, video kaset kapaklarının, bir de bir kadının aynı pozunun fotoğraflarının olduğu ''kartpostallar'' baka baka yürüyor... Pek de bir şey anlamıyor... Sonra duvar bitiyor, bir odadan sesler geliyor, oraya seğirtiyor, giderken duvarda beyaz çerçeve içinde bir kağıda daktilo ya da printer ile yapılmış küçücük basit bir kadın yüzü, her çocuğun yapabileceği cinsten çöpten adam gibi...

Odaya giriyor, içeride bir opera şarkısının hep aynı nakaratın aynı bölümünü bitevii tekrarı çalıyor, sanki takılmış sürekli ''Yine yeşillendi fındık dalları'' gibi... Duvara yansıtılan kağıttan kesilmiş gibi renkli kalpler, başka şekiller sürekli uçuşuyor...

Odadan çıkıyor, karşı duvarda da ilk duvardaki gibi kartpostallar boylu boyunca 3 tahta rafa dizilmiş... Yine aynı kadının aynı fotoğrafı, bir kadın gazetecinin, bir kaç ''artiz''in fotoları, film afişleri, manzaralar... Duvarda boydan boya...

Yürüyüp tam çıkacakken elinde hiç de hafiflememiş torbaları ve açılmamış içiyle dönüp bakıyor, kafam çok dalgın da başka bir şey var da ben mi göremedim diye... Yok... Sonra kim bu ''sanat''çı diye bakıyor, adını hiç duymamış... Ayaklarını sürüyerek çıkıyor.

Bu anlattığımı çok ''basit'' bulabilirsiniz. Yahut egzajere ettiğimi düşünebilirsiniz. Fakat değil mümkün olduğunca sıradan insanın gözüyle bakmaya çalışıyorum. Sıradan derken bir küçümseme yok. Çünkü sergi açılışından çıkarken elimde torbalar yoktu, ruh halim de böyle değildi, ''sanat''çıyı da tanıyordum ama...

Bahsettiğim,
Ayşe Erkmen'in 26 Mart'a kadar Şair Nedim Caddesi (Migros'un altı) Beşiktaş'taki Rampa Sanat Galerisi'nde gezebileceğiniz aşağıda linkini verdiğim Kendi Kendine sergisi...

Ayşe Erkmen ismi kuşkusuz sanat piyasası için büyük marka...
Venedik Bienali'nde de yeralacak. Fakat, sokakta gezip sorsanız, birkaç bin kişi dışında ''tanıyorum'' diyecekler ya bir şarkıcı ya da bir spikerle yahut dizi oyuncusuyla karıştırabilirler.

Ben, bir sergiye normal zamanda ya da açılışında giderken tanıtım yazılarını okumam, sonuç olarak kimse yoğurduna ekşi demez; kaldı ki, uzun süre sanat dergilerinin de içinde de olduğum için bilirim ki sergi katalogları, tanıtım veya eleştiri yazıları genelde abartılı ve ''Çok indirgeçli indirbindirgeçlerin izdüşümsel paralel evrenlerinin dışavurumsal vıdı vıdı vıdı''ları gibi şeylerle doludur genelde. Okuduğunu anlamaz, anlasan da karşında duran ''şey'' ile ne alâkası olduğunu anlamazsın.

Çoğu kez de sergi salonunda gördüğünüzün ne olduğunu daha doğrusu neye benzediğini anlamak için bir kılavuza, kataloğu anlamak için ayrı bir kılavuza sözlüğe ihtiyacınız olabilir. Üstelik, sanırsın ki karşınızdaki ''sanat''çı arş-u âlâya birkaç kez çıkmıştır...

Dennis Diderot'un Paris Salon Sergileri (YKB 1996) kitabını okursanız -ki muhteşemdir- o kadar berrak ve ''basit'' olmalı eleştiri. Basit derken o derinlik nerrrreddddeee...

Günümüzde ise olay Çıplak Kral ile Terzi hikâyesine dönmüş durumda, eğer çocuğun biri çıkıp ''Aaaa Kral çıplak'' demezse herkes eli çenesinde bir sanat şahaseri, çok derin bir felsefi nesne görmüş gibi poz yapa yapa dolaşıyor.

Ayşe Erkmen'in sergisine dönersek; sergi açılışından çıktım aradan bir kaç gün geçti, tesadüfen, eskaza zap yaparken TRT'nin bir kanalında bir sanat programında baktım Ayşe Erkmen karşısında
da sanki Leonardo Da Vinci ile Mona Lisa üzerine konuşuyormuş yahut Frida Kahlo canlanıp gelmiş de onunla röportaj yapıyor havasında bir muhabire var!

Durdum, neymiş bu serginin hikmeti diye...

Google, Yahoo gibi herhangi bir search motoruna girip görsellerde Ayşe Erkmen yazdığınızda karşınıza gelen imajlar... Bunların irice bir kartpostal ebadında çıktısını alın, hangar gibi bir yerde raflara dizin oldu bitti. 


Eğer, bir ''izah'' ve o izahâtle birlikte katılan düşünsel bir boyut olmazsa, normal insanın girip çıktıktan sonra söyleyeceği tek laf ''Ne bu'' olacaktır.

Bakınız, ortada yüksek bir sanat ya da derinlemesine bir felsefe filan yok, yukarıdaki linke tıklayın göreceğiniz imajlardan seçilmiş bir sergi...Yalnız tırnak içinde yazarsanız gelecek imaj sayısı ile tırnaksız yazarsanız gelecekler arasında yaklaşık 6000 fark var...

Siz de kendi adınızı yazın ve çıkan imajları paranız varsa bastırın, götürün bir galeriye, ben böyle bir sergi açmak istiyorum diye konuşun, 5 dakikada kafaya odunu yersiniz!

Sorun da burada bu kadar basit bir şeyi, bir fikri eğer adınız Ayşe Erkmen ise ''Sanat'' diye sergileyebilirsiniz, adınız Hıfzı Seyfi Cavitoğlu ise kovulursunuz. Dahası adınız Hıfzı Seyfi Cavitoğlu ise, gördüğünüz size yüksek felsefi ve sanat değeri taşıyan bir ''eser'' diye sunulur...

Yani ''Ne var, bunu ben de yaparım''dan ''Bunu ben yaparsam kimse sergilemez filanca yaparsa sanat yapmış olur''a gelindi.


Aslında, Ayşe Erkmen bir örnek, gezin şöyle bir sanat galerileri ne bulacaksınız çoğunda. Mesela, Ekrem Yalçındağ'ın Dirimart'ta (Abdi İpekçi C. 7/4) 19 Mart'a kadar gezebileceğiniz, aşağıda linkini verdiğim Impression From The Streets sergisine gidin, en fazla gözünüz yorulur belki hipnoz hali yaşarsınız gördüğünüz ''sanat eserleri'' karşısında... Şöyle tarif edeyim bir dart tahtasını alın, hedef halkalarını çoğaltın çoğaltın ve inceltin gökkuşağı gibi renkleri olsun... Aynısını değişik renk dizileriyle 5-10 tanesini yapın oldu bitti.

ArtUnlimited Kültür-Sanat Gazetesi var; orada (Sayı 6, Ocak 2011) Türkiye Sanat Koleksiyonerleri Kulübü kurucuları Marcus Graf ve Nihad Akyol'la yapılmış bir röportaj var; Nihad Akyol'un sözleri enteresan, Türkiye'de 60 koleksiyoner bulunduğunu, paralı ve yatırım yapan insanların çoğunun sanatı bir yatırım aracı olarak görmediğini anlatıyor ve
''Bu insanların büyük kısmı bugüne kadar hiçbir galeriye adım bile atmamıştır. Tabii ki bir çekinme var. Sanat çok yaygın değil ve insanlar doğal olarak bundan korkuyorlar'' diyor...

Dolayısıyla, yukarıda tarif ettiğim sıradan insan portresini hafife almayın... Körler sağırlar ve Very Party People birbirini ağırlar.

Sanat ne içindir tartışması malum artık demode oldu. Sanat sanat için midir, halk için midir, yoksa ''piyasa'' için midir, kimbilir Haluk Akakçe dediği gibidir karapara aklamak içindir belki de...

Tabii ki, ''ne için'' olduğundan önce yapılanın sanat olması, parasal değil sanatsal bir değer taşıması gerekiyor...

O vakit
5 dakkada Beşiktaş 15 dakkada 1 buçuk modern sanat... İsmet X-Bilen'in günahı ne? diye tekrar sorabilirim...

                                                          6 Mart 2011 Olmayan 6 Mart 2011

BKZ: Ayşe Erkmen Kendi Kendine sergisi...
BKZ: Ekrem Yalçındağ Impression From The Streets sergisi

Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Kadına Karşı Şiddete Evet!
DallayDallama Der ki:
Kadınların %99'u
Ey Ruh geldiysen üçlü çektir!
Yedi Kocalı Hürmüz ile
Dünyayı Kurtaran Adam...
Facebook duyarlılığı yerine gerçek kampanya yapın!
Iverson ile Coaching Hastalığı Rehberi
Wikileaks belgeleri Julian Assange,
Yeni Arabistanlı Lawrence
Atatürk hangi takımı tutuyordu
Hagi ile Rijkaard'ın ne farkı var...
Tarkan'la yatak odası belgeseli
Hayatta yapmak isteyip de yapamayacağım 10 Şey
En son sevindiğinde ne olmuştu?
Hagi kuş mu konduracak?
Fatmagül'ün pardon Kadın Basketbolu'nun suçu ne?
Gandalf'ı beklerken Saruman gelirse
5 dakkada Beşiktaş
15 dakkada 1 buçuk modern sanat...
İsmet X-Bilen'in günahı ne?
Sarpi, küçük Hiddink, Yaşam Coachluğu Merkezi  buyrun!
Bir Baldırı Çıplak, Bir Komik, Bir Edi etmezsin sen Kenan!
Bize daha çok deli gerek Kenan!
Asiye Basketbol nasıl kurtulur?
Yuhalamanın dayanılmaz hafifliği
ve bir garip Leyla
Övünür müsün Dövünür müsün
Marslılar gelse Fisher Humması olur
Ucuz sıyırdık
Hedef Coni ama...
Sözlerimi geri alamam...
Dehşet Yolcuları
Dağ Başını Duman Almış
2. Zafer Bayramı olsun!
WC'de Kaderimizi Çizecek 10 Şey
Dev Aynasından bakıp ruh obezi olduk
Hababam Sınıfı Korosu Galatasaray için söylüyor: Fesüpanallah
Ertan Hatipoğlu ve mailleri
Ne olacak bu 12 Dev'in hâli?!
Büyük Birnam Ormanı'ndaki İrlandalılar... Tribünler aşağıya inmediği sürece
Memleket, Meseret meselesi ve Kopkoplaşmak
Rijkaard, Gandalf ve Büyük Birnam Ormanı
Sanatla yoğuşmak istiyorum
Türk bisikletseverinin zenci düşkünlüğü ve Caner Eler
Hayatta özendiğim tek adam...
Ruh İkizimi bulamadım Yuh İkizim ile...
NBA Final-7: Hakem kararıyla
NBA Final-6: Kobe neden sevilmiyor
NBA Final-5: Beraber ve Solo
NBA Final-4:
Ağlamayan Bebeğe meme yok
NBA Final: 2 numaralı adam görevde
NBA Final: Komedi Dans Üçlüsü
NBA Final: Minik Kelebek'le Yasaklar
NBA Finali'nin kaderini çizecek 10 şey
Aynen indiraGandi
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
New York Modası ve Kunta Kinte Kız
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin
Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Paul Pierce, Dumansız hava Sahası'nı ihlâl etti (22.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm