Aynı nakarat!
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuBazen bozuk plak gibi aynı şeyleri yazmaktan da, ünlü hollywood filminin bilmem kaçıncı yeniden çekimi gibi aynı şeyi tekrar tekrar seyretmekten de sıkılıyorum... O yüzden, Fener'in Lottomatica Roma'ya mağlup olduğu karşılaşmayı izlerken yine afakanlar bastı...

Şimdi, arşivden ''Sloven Ayrı Yumurta İkizleri'' Preldzic ve Vidmar hakkında geldikleri günden beri yazdığım herhangi bir lafı çıkartıp sadece rakibin adını değiştirip aynen koysam...
Yahut da... 4'ü üçlük 6 boş top kullanan, ki karavana üçlüklerden ikisi çok kritik yerdeydi... En olmayacak yerde top kaybıyla Fener'deki son umut ışığını da söndüren Marques Green'i de katıp mini bir aranjman yapsam:

''Büyük zaafiyet arzediyor; (...)'nın guardları karşısında ezildi. Özellikle, maçın gidip geldiği, Fener'in o suni duvarı aşmaya çalıştığı 2. devrede tamamen ''Etkisiz Eleman''dı... Topu part-time diğer tarafa taşımaktan, set hücumunda 2 tane pas yapmaktan öteye geçemedi. Denk gelirse EuroLig'in orta-sınıf takımları karşısında iş yapabilir bir ölçüde fakat, amaç bir çıtayı aşmaksa Green'le oynamak yüksek atlamayı, sırıkla yapmaya kalkışmak gibi... Sırıkla atlamayı merdivenle yapmaya kalkışmak gibi de diyebilirim... Vidmar&Preldzic konusuna bıraktığımız yerden devam etmeyi hiç ama hiç istemiyorum'' desem, hatta geçen sezonki Kinsley ve White benzeri Devin Smith'i de araya karıştırsam; yazdığımın hangi maç olduğu pek farketmez... Ancak şu değişir, Smith Olimpija'ya 7'de 0 üçlük atmış, TAU'ya 4'de 0, Roma'ya da 2'de sıfır, 5 maçta 24'de 4 sonuçta ne olacak ki... Arada 1-2 tane de sokar...

Gordan Giricek gelince, Ömer Âşık iyileşince, Semih Erden tam randımanla çalışmaya başlayınca işler düzelebilir fakat şu ana kadar olanlar ve kimi gerçekler değişmez...

Enteresan olansa, Preldzic garip garip atışlar yapıyor kenara alınıp haşlanıyor ve sonra tekrar benzerlerlerini yapması için sahaya gönderiliyor. Tanjevic, Preldzic'i sabahtan akşama kadar fırçalasa ne olacak ki?! 

Kaldı ki, ülkemizdekiler tükenmiş gibi ''Gelecek Vaadeden Genç Yetenek'' diye alınan Slovenler, zorla oynamıyor bu takımda... Geldikleri günden beri bir gelişme gösterdiklerini gören var mı? Preldzic, geçen sezonki Beykoz maçı ve geçen haftaki Olimpija karşılaşması dışında ne maharet gösterdi... İlk 5'e çıkan Vidmar ne işe yarıyor? Attığı 2 sayı, ha 76-67, ha 76-65 kaybetmişsin, işin averaja kalacaksa... Çıkart her maça Oğuz Savaş'ı ilk 5'e, hadi Oğuz mukayese kabul etmez de, koy Enes Kanter'i, bu kadar oynat, 3 maç sonra fazlasını yapar...

Dolayısıyla, madem aynı şeyleri çevirip çevirip yazmak durumundayım, bir öncekinin aynısı PS'i koyarım ben de...

Yine de, en azından yazının sonunda şu salon projesi için tebrik edeyim; sırf eleştirmiş olmamak için değil... Yüzme havuzu, alışveriş ve yaşam alanları ile öteden beri yapıldı mı böylesinin yapılmasını savunduğum ve örnek teşkil edecek, seviyeyi yükseltecek bir iş olduğu için... Fakat orada oynayacak takımın da içini doldurabiliyor olması gerektiğini unutmamak lazım...

PS: ''İNSAN NEYLE YAŞAR?''

Bu soruya verilebilecek pek çok cevap vardır... Gayet materyalist de olabilir, ütopik de... Hatta ve hatta gayet mânâsız, kimilerine göre yanlış ve belki ahlaksızca da olabilir cevaplar. Gerçekler ve doğrular kişiden kişiye değişebilir, hele ki yaşadığımız bu gayet post-modern dünyada...

10 yıl önce ''Marksizm öldü yaşasın vahşibatı kapitalizmi, bırakınız istedikleri gibi yapsınlar, bırakınız istedikleri gibi geçsinler'' denilirken, bugün, o düzenin yalandan saadet zinciri kopuyor ve kapitalizmin sonu konuşuluyor. Bir vodvil gibi, bir yanda kriz ve binlerce işsiz, diğer yanda ABD hükümetinden yardım istemeye özel jetleriyle giden bir dönemin Zeus'laştırılmış CEO'ları...

Aslında, son dönemlerde modern-sanat piyasasının da bu kapitalist sahte saadet dünyasına benzediğini küratörlerinin de CEO'laştırıldığını düşünüyorum.

İşte, tam bugünlerde Bertolt Brecht'in ''Üç Kuruşluk Opera''sından alınan bir şarkının, ''İnsan neyle yaşar?''ın İstanbul Bienali'nin ana-teması yapılması hem gayet mânâlı, hem de güncel...

Bienalin İvet Çurlin, Ana Deviç, Nataşa İliç ve Sabina Saboloviç'ten oluşan küratörleri, Hırvat Kızlar Topluluğu ''What, How & for Whom'' isimleriyle müsemma bir konsept çıkartmışlar.

Ülkesinin demokrasi tarihi çok şanlıymış gibi, boyundan büyük işlere kalkışıp bienalin sunuş yazısında bize ders vermeye kalkışan Çinli küratör Hou Hanru'nun ''İyimserlik'' ile uzaktan yakından alakası olmayan... Kafasına torba geçirip nasıl nefessiz kaldığını video çeken Çinli gibi ''sanatçı''ları çağırdığı geçen yılki Bienal'den sonra... ''What, How & for Whom''un hazırlayacağı 2009 Bienal menüsünün daha zengin ve içi dolu olacağına dair bir iyimserlik taşıyorum.

Bir kere, sunuşlarında bile şık bir duruş sergilediler. Bienalin ana-temasının açıklanacağı toplantıda resmen sahneye çıkıp Brecht'in oyunundaki şarkıyı seslendirmeleri bir tavırdır. Sanırım, bunu CEO'lara benzeyip piyasayı pompalayıp duran küratörlerin de düşünmesi gerekiyor...

Sayın baylar, bize hep ders verirsiniz:
“Aman, günah, ayıp, kötü, yanlış.”
Aç karnına kuru öğüt çekilmez.
Önce doyur beni, ondan sonra konuş.
Sende göbek, bizde ahlak nedense.

Şimdi bizi iyice dinle bak;
İster şöyle düşün, istersen böyle:
Önce ekmek gelir, arkadan ahlak.
Artık vermek gerek, unutmayın sakın,
Tüm nimetlerden, payını yoksulların.
İnsan neyle yaşar?
İnsan neyle yaşar: Ezip hiç durmadan.
Soyup, dövüp, yiyip yutarak insanları.
Yaşayabilmek için hemen unutmalı,
İnsanlığı unutmalı insan.
Katı gerçek budur, kaçınılmaz
Kötülük yapmadan yaşanamaz.

Efendiler bize ahlaksız dersiniz
Kötü kadın, utanmaz fahişe
Aç karnına suçlanmak hiç çekilmez
Önce doyur beni ondan sonra söyle
Sende şehvet, bizde edep nedense.

Şimdi bizi iyice dinle bak;
(...)
Çeviren: Tuncay Çavdar
 
Megabasket-28 Kasım 08




Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
2012 aslında 2012 değil 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm