
Anlamı
ve mahiyeti büyük bir gündü Galatasaray için... 103. Kuruluş
Günü'nünde Dişi Aslanlar, ezeli rakibeleri Fenerbahçe'yi
sürklase
ederek uzun zamândır hasret kalınan bir kupaya sahip olmayı başardılar.
Tam tamına 10 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı'nı havaya kaldırdılar...
''Yenilmez Armada'' günlerinin ardından, 2000'deki son şampiyonluktan
beri ilk kupa...
Aslan, Kanarya'yı 71-55 yenerken, hem gövde
gösteri yaptı, hem de kesin bir dille ültimatom verdi... Sanırım, bu
keskin ''nota'' sadece Kanarya'ya değil, ligin diğer büyüğü Kartal'a da
gönderildi.
Sezon öncesi takımların kimyaları oturmamışken,
hatta kadroları tamamlanmamışken oynanan bu tür maçlarda, bireysel
faktörler daha çok belirleyici olur normalde. Karşılaşma öncesinde
kadrolara kağıt üzerinde baktığınızda, Kanarya'nın sakat Birsel
Vardarlı ve henüz İstanbul'a teşrif etmeyen Nicole Powell'dan
mahrumiyyetini de hesaba kattığınızda Aslan favori idi. Fakat Sarı
Kırmızılılar, salt bireysel işlerle kazanmadı.
''Şaşırtıcı biçimde'' gayet organizeydiler.
Coach
Cem Akdağ geçen sezon, üç kısalı oyun şablonu ve Işıl Alben, Esra
Şencebe, Vickie Johnson'ın insanüstü gayretleri ile Fenerbahçe'yi
köşeye sıkıştırmış ama yıkmayı başaramamıştı. Bunun en büyük
sebeplerinden biri dar kadroydu belki ama, kendi limitlerinin ötesinde
asıl engel karşılarındaki Cappie Pondexter'dı. Cim Bom'da Pondexter
gibi dengeleri tamamen bozucu winner bir eleman yoktu.
Sarı Kırmızılılar'ın, bu sezon her pozisyonda aşırı bir kadro kurduğu
aşikâr.
Detroit
Shock'la şampiyon olduktan sonra uçağa atlayıp gelen ve neredeyse
jet-lag'dan çıkamadan sahaya çıkan Taj Mc-Williams Franklin, 37 yaşında
olmasına rağmen her takıma lazım, WNBA'in en yırtıcı pivotlarından
biri... Belaruslu Marina Kress, geçen sezon Petra Ulhelyi'nin hammaliye
işlerinden fazlasını yaparak potaaltını domine edecek bir güç...
Yasemin Horosan'ın ne kadar hırslı ve ne kadar power -bir- forvet
olduğunu söylemeye gerek yok; hakeza Tuğba Palazoğlu'nun nasıl bir
püsküllü bela olduğunu da... ''Kenarda'' kalan Bahar Çağlan ile Kübra
Siyahdemir, hangi takımda olsa iş yapar, ''Korel Engin''
Corey
Enghusen boşluk doldurur... Işıl&Esra ma'lûme... Yani
malûmat-füruşluk etmenin gereği yok. Üstüne de Seimone Augustus gibi
spektaküler, skorer ve winner bir yıldız... Henüz Vickie de yok.
Hasılı,
malzeme sağlam olmasına sağlam ama Cim Bom, Fener önünde beklenenden
öteye organize işler yaptı sahada. Coach Akdağ, yine çoğunlukla 3
kısalı formülü kullandı. Işıl, beyin görevini mükemmel yapınca da ilk
defa yanyana oynayan 5, sanki 5 sezondur birlikteymiş gibi hareket
etti. Skorboard'daki farkı yaratan da bireysel atış gücünden ziyade bu
oldu. Galatasaray, her topu paylaştı, doğru eli bulmaya çalıştı.
Savunmada ise sürekli savaştılar, öyle ki maç gayri resmi olarak
bittiği son dakikalarda bile 1 sayı az yemek için mücadele ettiler.
Fenerbahçe
cephesine bakınca, ne kadro ne de zihinsel olarak hazır değillerdi. Çok
yumuşak oynadılar, kazanmak için çabalamadılar, tabii Pondextercıklığa
kalkışan skorer-guard Matee Ajavon'un çoğu bilinçsiz hareketlerini
saymazsak.
Birsel Vardarlı'nın yokluğunda aşırı yük binen
Esmeral Tunçluer'in oyunu kurmak, takımı sevk ve idare etmekte
dakikalar ilerledikçe zorlanmaya başlaması ve yeni kısalar
Emilie
Gomis ile Ajavon'un verimsiz oyunları da Kanarya'nın dağınık
görüntüsünün nedeniydi.
Kanarya'nın görünmeyen ve bu sezon başlarını ağrıtabilecek iki
handikabı var.
Coaching:
Cappie
Pondexter'ın ihtiyaç hâsıl olduğu her halde sahneye çıkıp durumu
kurtarması bir yana, oyun şablonlarını tamamen O'nun üstüne kurmaya
alışan Coach Zafer Kalaycıoğlu'nun Naumoski Sendromu diye tarif
edebileceğim bir rahatsızlığa tutulması... Galatasaray karşısında bu
role büründürülmeye çalışılan Ajavon, yarardan çok zarar verdi. İleride
yapabilir mi?! Düşük bir olasılık gibi duruyorsa da seyredip göreceğiz.
Çünkü takım oyunundan çok Streetball'a yatkın bir havası var...
Kalaycıoğlu'nun Pondexter Öncesi Dönem'in yıldızı Nicole Powell'ı almış
olması şifa etkisi yapabilir.
Nevin ve diğerleri:
Kristen
Newlin yani Vatandaş Nevin... Gerçekten çok yetenekli hem içeriden, hem
dışarıdan oynayabilen hani deyim yerindeyse ''Dişi Nowitzki''... Fakat
çok ara bir yerde duruyor, Nowitzki de olabilir, Jan Jagla da...
Botaş'ta geçen sezon büyük sükse yaptı ve herşey onun etrafında döndü.
Fenerbahçe'de böyle olmayacak, takım onun ekseninde dönmeyecek. Milli
Takım'da da bence benzer bir sorun yaşadı. Buna kendisini adapte
edebilirse, çok fayda sağlar, adapte olamazsa Fener'in başı ağrır ama
evvel emirde sertleşmesi gerekiyor. Çok nazik. Hazırlık maçlarının
aksine Cumhurbaşkanlığı maçındaki hali istikrarsızlık göstergesi.
Diğerleri'ne gelince bu kadro, Birsel ve Powell'ı katsanız da sezonun
geriye kalan kupalarını almak için pek yeterli durmuyor.
Not:
Sevgili basketbol hastası kardeşim, dostum Serdar Gürel...
Basketdergi.com'daki ''Bu Kızlar Türk Değil Mi???'' yazındaki mesajı
kendi hesabıma aldım ve gördüğün gibi sadece kızların maçını yazdım...
Megabasket-12
Ekim 2008
|